Allah için sevmek
Düşünce yolculuğu yazıları-10
“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” (Ebu Davud, Sünnet, 2 [4599].)
Sevgi, insan ruhunun derinliklerine işleyen ve yaratılıştan gelen bir duygu olup değişik tezahürleri bulunan bir kavramdır.
Kur’an-ı Kerim ve hadislerde, genellikle “hubb” ve “muhabbet/mahabbet”, bazen de “vüdd”, “meveddet” kelimeleri ve bunların türevleriyle ifade edilmekte olup sevginin coşkulu şekli için aşk, zıddı için ise “buğz” ve “adâvet” kelimeleri kullanılmaktadır.
Hiç şüphesiz manevi ihtiyaçlarımızdan biri de sevmek ve sevilmektir. Sevgi, yaratılıştan gelen önemli bir duygudur.
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ifadesiyle “Mümin, seven ve sevilen kimsedir. Sevmeyen ve sevilmeyen kişide hayır yoktur.” (Taberani, el-Mu‘cemü’l-Evsat, 6/58 [5787].)


Ancak sevgi, iman ve onu besleyen salih amelle zirveye ulaşır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“İman edip salih amel işleyenler için Rahman, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.” (Meryem, 19/96.)
Birbirini Allah için seven, bu sevgiyle buluşup bu sevgiyle ayrılanların, mahşer gününde Allah’ın özel konukları olarak arşın gölgesinde ağırlanacak yedi bahtiyar zümreden olacakları müjdelenmiştir.
(Buhari, Zekât, 16 [1423]; Müslim, Zekât, 91 [1031].)
Gönlünü ağyâra kaptırmış bir kişi, düşman istilâsına uğramış ülke gibidir.
Hiçbir yerinde, hiç bir köşesinde huzur yoktur…
Yunus Emre: “Biz kimseye kin tutmazız, ağyar bile dosttur bize.”