HER ŞEYİ BİLİYOR AMA HİÇBİR ŞEYİ ANLAMIYORUZ
Bilgi. yağmur suyunu şişelemektir. Etiketlersin. Rengini, miktarını bilirsin. Artık elinde ham bir kaos değil, düzenli bir yığın vardır. Çoğumuz ekranlarda yaşıyoruz. Ekranları kaydırır, manşetleri okur ve “biliyorum” deriz, ya da öyle sanırız. Büyük bir yanılgıdır bu.
Bilgi, o yağmur suyla ne yapacağını bilme sanatıdır. Kahve mi yapacaksın? Çay mı demleyeceksin? Yangın mı söndüreceksin? Ya da bir çiçeği mi sulayacaksın? “Nasıl" sorusunun cevabıdır bilgi.
Bilgi pratiktir. Bilgi Eylemdir. Bilgi deneyimdir.
Bilmek, yağmurun neden yağdığını anlamaktır. Geleceği sezmektir. Şişedeki suyun değil, suyun döngüsünün farkına varmaktır, ona anlamak ve onunla bir deneyim yaşamaktır.
Günümüzde “Enformasyon” basamağında sıkışıp kaldık. Gözlerimizin önünde ya da cebimizde dünyanın bütün kütüphaneleri var (enformasyon-veri), ama neyi neden okumamız gerektiğini (Bilgelik) unuttuk.
Veri çöplüğünde hazine arıyoruz. Oysa hazine, o veriyi neye dönüştürdüğünde saklı. Hazine veride-enformasyonda değil bilgide.

Kaynak: Grafik İnternetten alındı ve Gemini ile düzenlendi.