Ahmaktan Akıl Almak
* Dünyadaki en zor şey, düşünme özelliğini kullanmayan ahmakların çoğunlukta olduğu bir dünyada akıllı kalabilmektir. Toplumun genelinin cehalet ve aptallık düzeyi, zeki bireyler için yaşamı, yönetimi ve gelişimi zorlaştırır. Aklı hiç olmayana deli denir. Aklı olup da aklını kullanmayana ahmak denir. Ahmak, aklı az, görüşü kısa, basiretsiz, kötü huyludur. Kârını ve zararını düşünemez. İyiyi, kötüden ayıramaz. Ahmaklığın en belirgin özelliği, kendi hatasını bırakıp, başkalarının hatasıyla uğraşmasıdır. Hatasında ısrarcıdır. Teknolojinin son 10 yılda gelişmesi, telefon ve akıllı nesnelerden dolayı zaman gibi en önemli değeri kolayca harcıyoruz. Öncelerde kafadan yapabildiğimiz basit 4 işlem dediğimiz toplama çarpma bölme ve çıkarmayı şimdilerde kafadan yapamaz olduk. Sonrasında isim ve rakam hafızamız zayıfladı. Mantıklı kararları sadece akıllı, işinde uzman tecrübelerden alabilir olduk.
* Toplumda görülen gelişme ve yükselme, o toplumun bütün değerlerini kapsar. Bilim, sanat, ticaret, ekonomi, endüstri, devlet, hukuk, ahlak, din, sosyal gelişmelerin, yükselişin, gerilemenin ve düşüşün gözlemlendiği alanlardır. Toplumda iyileşme olursa bu alanların hepsinde aynı zamanda iyileşme olur. Ahmakların zararı genellikle fiziksel bir tehlikeden ziyade, toplumda siyasal ve etik alanlarda kendi çıkarlarına aykırı hareket ederek, cahillikte ısrar ederek zarar verirler. Toplumları felakete sürükleyecek kararlar alan, her ülke böyle yapıyor diyerek yanlışı meşrulaştıran ve ahlaki değerleri yozlaştıran kötü liderler tehlikeli ahmaklardır. Körü körüne bir ideolojiye bağlanıp, gerçekleri görmezden gelerek toplumsal huzuru bozan ve yıkıcı eylemlere girişenler de tehlikeli ahmaklardır. Kendi çıkarlarını düşünemez, uzun vadeli fayda yerine anlık ve önemsiz avantajlar için büyük zararlar verirler. Açık gerçekleri görmezden gelirler, yanlış olduğunu bildiği veya anlayabileceği bir fikri inatla savunurlar. Kendi aklını çok beğenir başkalarını dinlemez ve bu kibir yüzünden büyük hatalar yaparlar. Kendi mantığını kullanmaz, başkalarının kasıtlı olarak kendini aptal yerine koymasına müsaade eder. Yaşanan olayların sonucunu önceden kestiremeyip, tedbirsizce hareket ederler.
* Balıkçı suyun yanından geçerken suyun içindeki balıkları gördü, üç tane balıktı, üçü de bir birinden güzel ve iştah açıcıydı. Derhal koşup ağ getirmeye gitti. Balıklar anladılar durumu. İçlerinde akıllı olan yola düştü, gidilmesi kalbe hiç de hoş gelmeyen yola koyuldu. Aklından dedi ki diğer balıklara danışmayayım, türlü türlü fikirler ileri sürerek azmimi gevşetirler, tembellikleri, bilgisizlikleri bana da sirayet eder. Danışmak, akıl almak için diri kişi lazım ki, başvurayım amma. Bunlara danışmanın zamanı değil kendine gel, yola düş. Bu sudan denize doğru git, denizi ara. Şu girdaplara kapılma. Derken balıkçı ağ getirdi. İkinci balığın, yarı akıllının ağzının tadı kaçtı. Dövünmeye başladı eyvah, fırsatı teptim. Nasıl oldu da o yol gösteren akıllı diriye arkadaş olmadım, ona uymadım ansızın gitti, lakin benim de hararetle ardına düşmem gerekirdi fakat geçene acınmak, dövünmek hatadır. Gitti mi, gider. Onu düşünmenin hiç bir yararı yok. Şimdi denizlere, emniyet yurduna ulaştı o, bize düşen de onun yolundan yürümektir. Bir çare bulmalıyım, en iyisi kendimi ölmüş gibi göstereyim, suyun üzerine çıkıp karnım yukarıda, sırtım aşağıda olduğu halde kendimi salıvereyim. Su nereye götürürse, gideyim. Yüzen kişi gibi değil de, âdeta bir saman çöpü gibi su üstünde sürükleneyim. Dediği gibi de yaptı. Ölü taklidi ile su yüzüne çıktı, sürüklenirken aynı çöp gibi, kendini tamamen suyun akışına, bırakmış öylece gidiyordu, bata çıka. Balıkçı gördü eyvah, dedi, en iyi balık öldü. Balıkçı kederlenirken, balık onun eyvah demesine sevindi. Galiba kurtuluyorum dedi içinden. Balıkçı suya girdi, yakaladı onu, fırlattı kıyıya. Balık, çırpına çırpına gizlice suya fırladı, gitti. Üçüncü balık, o ahmak, ıstıraplar içinde kalakaldı. Kurtulmak için sağa sola çırpındı durdu, fakat balıkçı ağ atıp yakaladı. Ateş üstündeki tava içinde ahmaklıkla eş oldu. Ateşin hararetiyle kızıp kaynadıkça akıl ona sana hiç korkutucu gelmedi mi diyordu. O da işkence ve belanın içinde evet geldi eğer bu sefer, şu boynumu kıran mihnetten kurtulursam, denizlerden başka yeri yurt tutmam. Bir suda durmam artık. Uçsuz bucaksız bir su arar, emniyette ve sıhhat içinde ömür sürerim demekteydi ahmakça. Bela gelmeden tedbir için feraset, bela gelince cesaret gerekir. Pişmanlık, cesareti ve feraseti olmayan ahmağın tesellisidir.
* Sonuç olarak, herkesin olaylara bakış açısı farklıdır ve verdikleri tavsiyeler her zaman sizin için geçerli değildir. Aldığımız tavsiyenin bizim için geçerli olup olmadığından emin olabilmemiz çok basittir. Tavsiye veren de bizim yapmak istediğimiz şeyi yapıyor olması gerekiyor. Bu tür insanlara ulaşma imkânımız yoksa doğru bilgi ve rehberliği bulmanın birçok yolu vardır. Herkesin işleri doğru yapma biçimi hakkında bir fikri vardır ve bu fikirler her duruma uymayabilir. Hatta farklı doktorlar aynı rahatsızlığı teşhis edip uzmanlık alanlarına göre farklı tedaviler önerebilirler. Bu nedenle birden fazla görüş alır ve hangisinin en uygun olduğuna karar vermek için kendi yargımızı kullanırız. Bir adım daha ileri gideyim, farklı konularda farklı insanlardan da tavsiye almamız gerekiyor. Bir kişi her konuda tüm bilgilere sahip olamaz. Teknoloji kolaylık gibi gözükse de akıl almak için yapay zekâyı kullanmak, işleri zorlaştırır. Yazılımcılar işin kolayı olanı yani internetten topladıkları bütün bilgileri girdikleri için yapay zekânın hata yapma ihtimali vardır, kesin doğru değildir.