KONYA HABER
Konya
Açık
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,3860 %0.05
53,4876 %-0.17
11.196,87 % -0,40
Ara

Sorun, Sorun Yokmuş Gibi Yapmakta

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

*Ülkemizde çok uzun zamandır devam eden sorunları var bunlar yapısal ve uzun süredir çözülmeyenlerdir. 1. Sorunumuz ekonomi, 2.’si sığınmacılar, 3.’sü beyin göçü, 4.’sü imar, 5. si eğitim, 6.’sı ise sağlıktır. Bu sorunlar günlük hayatta ciddi şekilde kalkınmamızı engelliyor. Yüksek enflasyondan kaynaklanan alım gücünün düşmesi kalıcı sorun olmaya devam ediyor. Kontrolsüz gelen sığınmacılar, toplumsal yapı, güvenlik ve kayıt dışı ekonomide baskı oluşturdu. Liyakatsizlik ve ekonomik beklentiler nedeniyle yetişmiş genç nüfus ve uzman doktorlar, mühendisler ülkeyi terk ettiler. Büyükşehirlerde yıllardır çözülemeyen imar sorunu, deprem riski taşıyan yapılar, deprem ülkesi olan ülkemizde hayati risk taşıyor. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamaması, sağlıkta şiddet olayları ve doktorların yurtdışına gitmesi son 12 yılda 15.000’i geçti sağlık sistemini zorladı. Adalete olan güvenin azalması ve hukuk sisteminin yavaş işlemesi, toplumsal huzuru etkileyen en temel sorundur. Bunların tamamı hatta sıralaması bile halkın görüşlerinden derlenmiştir. Bunlar yokmuş gibi davranmanın birkaç çeşidi var bunların başında ise her ülkede bunlar var demek, biz iyiyiz siz diğer ülkelere bakın demek, çözülür ama süt neyse kaymak odur demek, eski insanlar çözememiş biz nasıl çözelim demek ayrı dursun, bunlar gerçek değil problem yok demek çok ayrı bir zekâ gerektiriyor. Zeki insanlar için cehennem nedir? Cehennem cahiller arasında yaşamak zorunda olmasıdır.

*Ülkemiz, kendi kendine sorunlar çıkarıp bütün enerjiyi kendi çıkarttığı sorunları çözmekle harcayan insanların çok sayıda olduğu bir ülkedir. Aslında ortada pek çok sorun var ama bunlara ek olarak yeni sorunlar da çıkarılıyor. Faiz sorunu örnek olarak çok değişik bir sorundur. Enflasyonun yükseldiği bir ortamda faizlerin düşürülmesi gerektiği söylendiğinde, geçmişte benzerleriyle çok karşılaştıkları için, bunun siyaset amaçlı olarak ortaya atılmış bir söylem olduğunu anlayabiliyorlar. Buna karşılık yabancı yatırımcılar ilk anda şaşırıyor. Başlıyorlar çevrelerine burada farklı bir ekonomik model mi var ya da bu ülkedeki ekonomi eğitiminde bir sorun mu var diye sormaya. O arada bakıyorlar ki Merkez Bankası, bu söylemlere karşın faizi arkadan dolanarak da olsa artırmış. O zaman bunun göstermelik bir söylem olduğunun farkına varıyorlar. Yine de ilk açıklama akıllarında bir tortu bırakıyor. Sonuçta bunun gibi açıklamaların zihinlerde yarattığı tortular riskleri artırıyor. Örnekte de artan riskler, ileride, faiz ve benzeri finansman maliyetlerinde artışlar olarak karşımıza çıkıyor. Kendi çıkardığımız sorunların maliyetlerini de kendimiz ödüyoruz. Kendi kendine sorunlar çıkartıp çözmeye çalışmak eğiliminin ortaokul girişinden başlayıp üniversiteye ve oradan da bir işe girişe kadar süren giriş sınavları zincirinin sonucudur. Test usulü yapılan bu giriş sınavlarına hazırlanan insanlar bu sınavlara sürekli örnek soru cevap kitaplarındaki problemleri çözerek hazırlanıyorlar. Problem çözmek giderek yaşamın bir parçası halini alıyor. Ortada çözecek problem kalmamışsa bu kez öğrenci kendisi problem yapıp onu çözüyor. Bir başka ifadeyle Türk insanının yetişme yılları problemler ve onların çözümüyle birlikte geçiyor ve o problemler farklı boyutlarda neredeyse takıntı halini alıyor. Bu takıntıyı giderebilmenin yollarından birisinin ve belki de en önemlisinin eğitim sistemini değiştirip insanları problem çözmenin en önemli şey olduğu yaklaşımından uzaklaştırmak olduğudur. Mesela böyle bir çaba sırasında problem çözmek kadar yeni problemler yaratmamanın da eşit önemde olduğunu anlatmak çok yararlıdır.

*1943 yılında Koru Iskikawa tarafından geliştirilen balık kılçığı tekniğiyle problemlerin nedenleri ve alt nedenleri tespit edilir. Sebep sonuç diyagramları, karşılaşılan problemlerin muhtemel sebeplerini derinlemesine düşünme imkânı sağlar. Bu tür teknikler kullanılmadığında çoğunlukla yapılan en büyük hata, en belirgin sebebe yoğunlaşılarak diğer olası sebeplerin göz ardı edilmesidir. Bu yüzden balık kılçığı ismiyle bilinen sebep sonuç diyagramını öğrenerek uygulamakta fayda vardır. Balık kılçığı diyagramı, bir problemin olası tüm sebeplerini ve aralarındaki ilişkiyi net bir şekilde belirlemek için kullanılır. Problem belirlendikten sonra oluşturulan ve kullanıcıların problem için genel bir bakış açısı geliştirmesini sağlayan bir tekniktir. Öncelikle problemi tanımlama ele alınacak problem hakkında kısa bir bilgi verilir. Nedenler üretmek yapılandırılmamış beyin fırtınası tekniğini kullanmak gerekir. Bu probleme neden olan faktörler nelerdir? Bu nedenler arasındaki ilişkiler nelerdir? Gibi sorular üzerinde beyin fırtınası yapılır. 6-3-5 denilen yöntemin içeriğinde, 6 kişi 5 dakikada 3 fikir sunar. Bir kâğıdın üzerine yönü sağa doğru olan bir ok çizilir. Açıklanacak konunun başlığı, balığın omurgasını temsil eden okun üzerine yazılır. Daha sonra balığın omurgasına 45 derecelik açıyla oklar çizilir. Okların üzerine ana nedenler yazılır. Son olarak probleme neden olabilecek sebepler tüm ana kategoriler altında ayrıntılandırılır. Ayrıntılandırma yapılırken her kategori için bu neden oluştu sorusu sorularak hareket edilir. Sonuç olarak farklı seviyelerde nedenler belirlenerek birbirleriyle ilişkilendirilir ve probleme neden olan temel etkenler bulunur. Balık kılçığı diyagramı güçlü, çok yönlü ve nitelikli bir araçtır. Balık kılçığı yönteminin 3 temel faydası olduğu söylenir. Belirlenen problemle ilgili açık tartışmaya olanak sağlar. Bir problemi oluşturan birçok nedenin görülmesini ve anlaşılmasını sağlar. Çalışan katılımı bütün düzeylerde olacağı için takım içinde daha iyi iletişim sağlar.

*Sonuç olarak, Japonlar sorunları hemen kabul etmişler çözüm üretmişler. Bizim ülkemizde anıtı bile var. Osmangazi Köprüsü inşaatında çalışan 51 yaşındaki Japon mühendis Kishi Ryoichi, 21 Mart 2015'te catwalk çalışma yolu halatının kopmasından kendini sorumlu tutarak hayatına son verdi. Olayın sorumluluğu tamamen bana ait, kimsenin kusuru bulunmamaktadır notunu bırakan Ryoichi, yaşanan teknik arızayı onur meselesi yaparak intihar etti. Yaşanan bu derin sorumluluk duygusu nedeniyle Yalova'nın Altınova ilçesinde anısına saygı duruşu niteliğinde anmalar yapılmış ve Haysiyet Anıtı dikildi. Bizim yetkililer intihar etmesin ama ilk önce sorumluluk alsınlar. Tüik en canlı örnektir. Devlet kurumudur, bütün artışlar, değişiklikler ve istatistikler için kim ne düşünüyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *