Salihlerle beraber olmak
Düşünce yolculuğu yazıları-11
Müridlerinden biri Bâyezîd’e:
“–Efendim, kürkünüzden bir parça verseniz de teberrüken üzerimde taşısam!..” der.
Bâyezîd ise cevâben:
“–Oğlum, sen istikâmet üzere olmadıktan sonra Bâyezîd’in kürküne değil, derisini yüzüp içine girsen bile fayda vermez!..” buyurur.
SALİHLERLE BERABER OLMAK
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve dürüst kişilerle beraber olun.” Tevbe suresi, 9:119
“Kişi dostunun dini üzerindedir. Dolayısıyla kimi dost edindiğinize dikkat edin.”
Tirmizî, Zühd, 45, H.No: 2378; Ebû Dâvûd, Edep, 19, H.No: 4833
“İyi dostun misali, bir kokucunun misali gibidir. Ya kokucu sana [hediye olarak] koku verir, ya kokuyu satın alırsın [ki bu en güzelidir] veya [en azından] onun güzel kokusunu alırsın. Fena ahlak ve hareketli dostun misali ise demircinin misali gibidir. Demirci, [demiri ateşten çıkarıp çekiçle dövdüğü zaman sıçrayan kıvılcımlar] ya elbiseni yakar yahut kötü kokusunu alırsın.”
Buhârî, Zebâih, 31, H.No: 5534; Müslim, Birr, 45, H.No: 2628
İslam âlimlerinin belirttiğine göre sadık bir kimse, her şeyden önce kendisini Allah’ın razı olmadığı her türlü söz, davranış ve inançtan arındırmış kimse demektir.

Özellikle itikadî anlamda Allah’ın razı olmadığı sözleri sarf eden veya Allah’ın razı olmadığı amelleri işleyenler asla sadık olamazlar. Ve yine sadık kimse, özünde ve sözünde doğru olan, ihlâsı asla terk etmeyen ve her daim doğru konuşmaya özen gösteren insandır. Buna göre özü bozuk olan, yalan söylemeyi adet edinen ve samimiyetten uzak davranışlar sergileyen kimseler sadık olamazlar. İşte biz müslümanların böylesi sadık insanları dost edinmesi ve imkân ölçüsünde onlarla bir arada olması gerekir. Çünkü bu, bizlerin hem onlarla aynı değerlere sahip olmasını sağlayacak, hem de müslümanlığımızın bekasına yardımcı olacaktır.
İnsanlarla kurulan samimi dostluklarda veya birlikteliklerde mutlaka iki taraftan birisinin etkilenmesi söz konusudur. Eğer etkileyen sen olamazsan, mutlaka etkilenen olursun. Bu durumda da hidayeti elden kaybetmen ve helake düşmen an meselesi olur.
“İsrailoğulları arasında dinden sapma, ilk defa şöyle başladı:Bir adam bir başka adama rastlar ve: ‘Bana baksana! Allah’tan kork ve yapmakta olduğun şeyi terk et, çünkü bu sana helâl değildir’ derdi.
Ertesi gün aynı işi yaparken o adamla tekrar karşılaşır ve kendisini yaptığı kötü işten nehyetmediği gibi, onunla yiyip içmekten ve birlikte olmaktan da çekinmezdi.
Onlar böyle yapınca Allah da kalplerini birbirine benzetti.” Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmiştir.
Kehf Suresi 28. Ayet:
Rızasını dileyerek sabah akşam rablerine dua edenlerle olmak için elinden gelen çabayı göster. Dünya hayatının çekiciliğine meylederek gözlerini onlardan çevirme! Bizi anmaktan kalbini gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!