YOKKEN VAR OLABİLMENİN SIRRI
“Ömrümüzü anlamlı kılan ölümdür.”
“ Hayatta insanlar dört halde bulunurlar: 1. Varken varlar; 2. Varken yoklar; 3. Yokken yoklar, 4.Yokken varlar.”
Televizyonda manşet olarak verilen bu cümlelerin kısaca anlamlarını da anlattı. Ben gün boyu bunun üzerine kafa yordum, düşündüm ve muhasebe yaptım. Sizlerle de paylaşmak istedim. Önce Ölüm:
Ölüm Allah’ın emri, nasıl doğuma inanıyorsak, ölüme de inanacağız. Ölüm, musibet, hastalık veya üzücü bir haber alındığında, Allah'ın takdirine teslimiyeti ve sabrı ifade etmek amacıyla okunan Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi 156. ayette geçen “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" ("Şüphesiz biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na döneceğiz”) ifadesini çoğumuz biliriz ve kullanırız. Evet, vakti saati geldiğinde tüm canlılar ölümü tadacaktır
Yalan dünyanın nimetleri, mal, mülk, para, pul, şan, şöhret, mevki, makam saltanatı hepsi gelip geçici. “Kimler geldi, kimler geçti” Sadece bir şarkı değil, hayatın gerçeği. Dünyanın ışıltısına kapılıp gününü gün edenler, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için yaşayanları Rabbim ıslah etsin, inşallah.
Hz. Ömer (r.a), Dünyaya bel bağlamamak, adaletten ayrılmamak ve ahiret bilincini her an canlı tutmak için kendisine “Ölüm var ey Ömer! Ölüm unutma” demesi için, yani ölümü hatırlatması için bir görevli tuttuğu anlatılmıyor mu? Bizlerde attığımız her adımda ağzımızdan çıkan her lafta ölümü hatırlayıp ona göre davranmalıyız ki; ÖMRÜMÜZÜN BİR ANLAMI OLSUN.
Peki, bu etrafımızdaki insanların haline bir bakalım:
Birincisi VARKEN VAR OLANLAR. Yani malı mülkü şanı şöhreti yerinde ve tüm yatırımını çevresine yapmış, malına mal katmış, yardım ve yatırımlarını bu dünya için yapan, gösterişli işlere imza atanlar; yaptıkları her işi her platformda ifşa ederler. Kısacası hem kendi egosunu tatmin eder hem de etrafını memnun ederler. Bunları yaptıkları için hep itibar görenler varken vardırlar. Bunların itibarı amel defteri musalla taşına kadardır.
İkincisi malı mülkü var, ancak çevresine bir faydası yok. Bunlar var yemez amca misali hep biriktirme odaklıdır. Bunlarda VARKEN YOKTUR OLANLARDIR. Üçüncüsü ise servetini kimse bilmez, kendi de göstermez. Etrafına da bir faydası olmayan kapalı kutulardır ki onlar zaten YOKKEN YOKTURLAR. Onlarında amel defterleri de musalla taşına konana kadardır.
Birde dördüncüsü vardır ki; onlar yokken dahi vardırlar. Çünkü onlar rabbimin kendisine verdiklerini herkesle paylaşmış, sadece Allah rızası için yardımlar yapmış. Yardım yaparken “bir elin verdiğini diğer elin görmemesi” felsefesiyle hareket etmiştir. Bunlar amel defteri öldükten sonrada devam eden kimselerdir. Yani, YOKKEN VAR OLANLARDIR.
Hani anlatırlar ya; Şu üç şeyden en az birini yapanın amel defteri kapanmazmış: Sadakayı cariye işleyenler (kalıcı hayır hasenat yapan), hayırlı bir evladı geride bırakanlar ve insanların istifade edeceği bilimsel bir eser bırakanlar. İşte bunların kendileri dünyada yokken dahi var olacaklar ve ebediyete kadar anılacak, geride bıraktıklarıyla amel defterine hep sevap yazılmaya devam edilecektir.
Bizim inancımıza göre; “Olanın olmayana; Bilinin Bilmeyene Borcu Vardır” Bu borcu ödemek her inanan insanın görevidir. Varlıklı ise zekât vererek, hayır hasenat yaparak, infak ederek borcunu ödeyecek, Bilim adamıysa bilgisini çevresiyle paylaşıp, topluma yararlı insanlar yetişmesine yardımcı olacak, geriye iyi insanlar bırakmaya gayret gösterecek, yazdıkları kitapları nesilden nesille dolaşacaktır.
İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı bizler için Yokken Var olmanın fırsatını fazlasıyla sunuyor; Rabbim cümlemizi Yokken var olabilmeyi nasip etsin inşallah. Kalın sağlıcakla.