KONYA HABER
Konya
Açık
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
10.961,74 % 0,27
Ara

Vicdanın Sükutu, Zulmün Kutlaması

YAYINLAMA:

İnsanlık tarihinin en karanlık, en pervasız ve en zalim sahnelerinden birine şahitlik ediyoruz. İsrail’in hukuk tanımaz tavrı artık bir "son nokta" eşiğini çoktan aşmış durumda. Geçtiğimiz haftalarda alınan o meşum karar, modern dünyanın alnına çalınmış kara bir lekedir: On bine yakın Filistinli mahkum için verilen idam kararı ve bu vahşetin alkol kadehleri eşliğinde kutlanması... Bu sadece siyasi bir hamle değil, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır.

Sessizliğin Suç Ortaklığı

Elinin altında güç olduğu halde bu barbarlığa ses çıkaramayan devlet yöneticilerini, tarihin ve mutlak adaletin tecelli edeceği o "Büyük Hesap Günü" bekliyor. Ne acıdır ki; zulme karşı susan "dilsiz şeytanlar" sadece siyaset koridorlarında değil, meydanlarda, ekranlarda ve milyarlarca insanın ruhunda kol geziyor. Din üzerinden makam devşirenlerin, Filistin ve Gazze söz konusu olduğunda ya cılız bir kınama ile yetinmesi ya da "sessizlik oyunu" oynaması, samimiyet sınavının en ağır sonucudur.

Kendi cemaatinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutanlar, sofraların kokusuna koşan ama mazlumun feryadına kulak tıkayan sözde rehberler, iki kelime Arapça kelam edemeyen ama en üst makamlarda oturanlar… Laf cambazlığıyla her trajediyi kendi menfaatine tahvil eden bu "bukalemunlar" sürüsü, adaleti sadece dillerine pelesenk etmiş durumdalar. Oysa ameller, bu süslü lafların tam tersini fısıldıyor: Herkes Müslüman olabilir ama herkes "Mümin" olamaz.

Çokluğun Sefaleti, Azlığın Heybeti

Bugün, sayısal kalabalığın niteliksel bir hiçliğe dönüştüğü o acı gerçeği yaşıyoruz. Tarih bize defalarca fısıldadı: Bedir’de, Uhud’da, Malazgirt’te, Mohaç’ta, İstanbul’da ve Kudüs surları önünde zafer, kalabalıkların değil; inanmış azınlıkların oldu. Çokluğuyla övünenlerin hüsranı, tarihin tozlu raflarında duruyor.

İsrail’in karşısında bir kale gibi durması gereken İslam dünyası, ne yazık ki dünya menfaatlerinin ağır baskısı altında ezildi. Ebedi hayat, geçici konforlara feda edildi. Bizleri günah çukurlarında boğmak isteyenler; sporla böldüler, konserlerle oyaladılar, tiyatrolarla uyuttular. "Demokrasi" kılıfı altında, kendi çizdikleri sınırlar içerisinde barbarlıklarını meşrulaştırdılar. Yanlarına aldıkları güçlerle hedeflerine yürüdüklerini sanıyorlar.

Tuzak Kuranların En Hayırlısı

Ancak unuttukları bir hakikat var: Beşeri sistemlerin ve tasmalı ittifakların ötesinde mutlak bir irade vardır. Tuzak kuranların en hayırlısı Allah’tır ve nihayetinde O’nun dediği olacaktır.

Zulmün alkışlandığı, adaletin rafa kalktığı bu karanlık tabloda, Sezai Karakoç’un o sarsıcı mısraları bizim sığınağımız ve umudumuzdur:

"Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır.

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır."

Bugün susanlar yarın mahcup, bugün zulmedenler ise mutlaka mağlup olacaklardır. Çünkü göklerin kararı, yeryüzünün hilelerini elbet boşa çıkaracaktır.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *