Suyu çok bulduk sanmayalım, hoyratça kullanmayalım
Gerçekten ürkütücü boyutlara ulaşan kuraklığın ardından bu yıl çok güzel yağışlar alıyoruz. Öyle ki dağdan taştan, kayaların içerisinden su fışkırıyor. Maşallah diyelim de nazarımız değmesin.
İnşallah bu güzel yağışların devamı gelir. Suyun kıymeti yokluğunda anlaşılıyor. Geçtiğimiz yaz birçok bölgeden kuraklık haberi geldi. Dağ taş, ova, bayır, çayır her şer suya hasret kaldı. Koca koca nehirler kurudu. Yanı başımızda yer alan, büyük şair Necip fazıl Kısakürek’in “İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya / Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya..” sözleriyle adına türkü yazdığı Sakarya nehrinin bile kuruduğu haberlerini gördük. Kızılırmak ve Fırat nehirlerinden sonra Türkiye'nin üçüncü en uzun, Kuzeybatı Anadolu'nun ise en büyük akarsuyu olan 824 kilometre uzunluğunda ve geçtiği 58 bin 160 kilometre büyüklüğünde bir havzaya hayat veren nehir. Yılda 6,40 milyar metreküp su taşır. Tam 9 ilden geçip burada tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kırsalın can damarı. Ama gelin görün ki bu nehir geçen yıl kurudu. Evet yer yer nehrin tamamen kuruduğunun fotoğrafları geldi. Dile kolay 6 milyar metreküp su taşıyan bir nehir kuruyabiliyor. Onun için bugünkü su bolluğuna aldanmayalım. Lütfen ama lütfen su tasarrufunu bir an olsun elden bırakmayalım.
Evet son yıllarda israfçı bir toplum olduk. Her şeyi hoyratça kullanıyoruz. Paramızı saçıp savuruyoruz, yarın yokmuş gibi harcıyoruz. Sağlığımızı hor kullanıyoruz sanki ihtiyarlık gelmeyecekmiş gibi… Vaktimizi boşa geçiriyoruz sanırsın yarına çıkacağımızın senedi var. Suyumuzu fütursuzca kullanıyoruz. Duşun altında boşa akıp giden suyu görmüyoruz. Oysa su ısınırken bile ne kadar boşa akıp giden suyumuz var. Bir formülle bu suları temizlikte, çiçek sularken vs kullanabiliriz ama zor geliyor.
Su kaynaklarımız çok şükür doluyor, daha da dolacak inşallah ama biz yine akıllanmayacağız. Yine vahşi sulama ile sularımızı da toprağımızı da öldüreceğiz, yine suyumuzu tüketecek yine yer altından yüzlerce metre sondaj ile su çıkartmanın yoluna bakacağız.
Irmak kenarında olsanız bile abdest alırken suyu boşa harcamayın diyen bir peygamberin ümmetiyiz ama bırakın abdest almayı hayatın her alanında sulu boşa harcıyoruz. Kafelerde, restoranlarda kapağı açılmış ve sadece bir yudum içilmiş suları görüyoruz. Elbette parasını ödediniz ama israf ettiğiniz o suyun vebali var. Her damla suyun sorumluluğu var. Toprak can çekişirken, bitkiler susuzluktan kururken, yaban hayatında cana can katan bir gagalık su bulamayan o hayvanlar ortadayken bizim suyun değil yudumunu bir zerresini bile boşa harcama hakkımız yok.
Onun için bolluğa aldanmayalım, bereketin daim olması için tasarruflu ve sorumlu bir şekilde hareket edelim.
Kalın sağlıcakla…