METEOROLOJİ BİLİMİ VE KUR’AN
Meteoroloji atmosferde meydana gelen hava olaylarının ve iklimlerin gelişimini nedenleriyle birlikte inceleyen bir bilim dalıdır. Kur’an ise “Sünnetüllah” kavramı içinde doğadaki düzen ve yasalarla Allah’ın iradesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak bilim ve inancın nasıl uyum içinde olduğunun anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
İstanbul Teknik Üniversitesinde Meteoroloji Mühendisliği eğitimin sırasında edindiğim bilimsel gerçeklerin Kur’an’ı Kerimde karşılıklarını gördükçe bir kez daha Rabbime şükrettim. Elhamdülillah Müslüman olarak doğduğum ve böyle bir bilim dalı ile beni buluşturduğu için.
Emin olun ki; bu dünya da en ateist olarak tanımlanan kişide hem Meteoroloji bilimini hem de Kur’an’ın tefsirini okusun muhtemelen evrendeki muhteşem düzenin sahibi Allah’ın (c.c) gücü ve kudreti karşısında imana gelebilir, diye düşünüyorum.
Kur’an’da geçen Meteorolojik olaylar, modern meteoroloji biliminin bulgularıyla birebir örtüşmektedir. Atmosferdeki su döngüsü, bulutların oluşumu, gök gürültüsü, yıldırım, rüzgâr, fırtınalar, seller gibi meteorolojik hadiseler ve bunların nedenleri Kur’an’da hep karşımıza çıkıyor.
Hem doğadaki bu muhteşem düzeni ortaya koyan hem de yaşanan hadiselerin dini boyutlarını açıkça anlatan Kur’an’ı Kerim bilimle paralellik arz etmektedir. Ancak Kur’an-ı Kerim bir bilim kitabı değildir. Kur’an’ın asıl amacı insanları tevhit inancına davet etmek ve Allah (c.c) gücünü, kudretini göstermek için insanlığa rehberlik etmektir. Rehberi Kur’an olanlara selam olsun.
Kur’an insanlara ahlaki ve manevi rehberlik sunarken aynı zamanda doğanın yasalarını anlamaya yönelik işaretler veren pek ayeti içermektedir. Hatta bazı bilimsel gerçeklerin modern bilim tarafından keşfedilmeden çok önce Kur’an’da ifade edilmiş olduğu görülmektedir. Ancak onun bilimsel bilgi verme amacı taşımadığı ve bilimle rekabet etmediği de unutulmamalıdır.
Meteoroloji biliminin tarihi, insanlığın doğayla olan kadim ilişkisine dayanır. İnsanoğlu tarih boyunca gökyüzünü gözlemleyerek hava olaylarını anlamaya çalışmıştır. Günümüzde de her kim olursak olalım günlük yaşantımızı meteorolojinin hava tahmin raporlarına göre planlamıyor muyuz? Yani Meteoroloji ve iklim hayatımızın bir parçası haline gelmedi mi?
Kur’an’daki atmosferin yapısı ve gökyüzünün düzeniyle ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler modern bilimsel gelişmelerle yan yana konulduğunda; Kur’an ayetlerinin meteorolojik olayların anlaşılmasında nasıl önemli bir rehber olduğu ortaya çıkar.
Sadece gökyüzünün desteksiz şekilde nasıl yükseltildiği ve atmosferin zararlı ışınlardan yaşamı koruyan katmanlarının işlevinin yüzyıllar önce Kur’an’da yer bulması dikkat çekici bir bilimsellik değil mi?
Bunun gibi Kur’an’da yer alan Rüzgârın yolculuğu, Bulutların gizemi, hidrolojik su döngüsü, Gökten gelen bereket: Yağmurun oluşumu ve meteorolojik afetlerin sırrı incelendiğinde Kur’an’ın dilinin bilimsel gerçeklerle ne kadar derin bir ilişki içinde olduğunu bilim adamlarımız da vurgulamaktadır.
Hayatımıza yön veren manevi rehberimiz Kur’an Ayetlerini ve meteorolojik olayları araştıran ve inceleyen İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Meteoroloji ve Afet uzmanı Sayın Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na yeni çıkardığı “Modern Meteoroloji Perspektifinden Kur’an Ayetlerine Bakış” kitabı için çok teşekkür ederim. Yıllar önce benimde kafama takılan pek çok sorunun cevabını bulduğum bu önemli çalışma kitabını başta din âlimleri olmak üzere bilime meraklı, inanan her insana tavsiye ediyorum.
Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı tebrik eder hayırlara vesile olmasını dilerim. Kalın sağlıcakla