KONYA HABER
Konya
Kapalı
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3493 %0.1
51,4410 %-0.13
10.316,13 % 0,51
Ara

BAMYA ÇORBASI

YAYINLAMA:

Bu hikâyemiz Konya düğün yemeklerinde farklı örneklerine şahit olmuş olsak da biraz anonim olacak.

Tabii bilmeyenler için tüm ayrıntılarıyla başlı başına bir yazı konusu yapacağımız bizim meşhur düğün yemeklerimizin burada sadece sıralı menüsünü anlatalım ki asıl konumuz olan Bamya Çorbası konusuna gelelim.

Etrafında tabure ya da sandalye bulunan yuvarlak tahta masa sofralara on kişi birden oturulur. Mis gibi yoğurt çorbası ile başlanır yemeğe ve herkes aynı tasa, tabağa kaşık sallar. Devamında sofra sakinleri “tamam artık getirme” diyene kadar bilmem kaç kayık tabağı pilav üzerinde kebap tadında kuşbaşı et ve ardından irmik helvası ile bilmeyenler tam yemek bitiyor diye düşünürken ateş gibi sıcak bamya çorbası iner masaya. Sonrasında yine pilav üzeri et ve zerde tatlısının yanı sıra meyve suyu ikramı ile dua edilip kalkılır sofradan.

İşte böyle bir düğün yemeğine baba ve oğlu birlikte giderler. Sıra bamyaya gelince her zaman olduğu gibi birisinin önce davranıp bir kaşık alarak çok sıcak ya da Konya ağzı ile sıcaklığın garerinde olup olmadığını deneyerek masadakilere bilgi vermesi beklenir. Oğul kaşığını çorba tasına daldırıp ağzına götürürken babası gelecek haberi beklemeye başlar. Daha kaşığı geri çıkartmadan gözlerinden yaşlar boşalınca oğlunun ağzının yandığını düşünen adamcağız biraz da babalık duygusuyla telaşla sorar:

— Oğlum çok mu sıcak?

— Yok baba, çok sıcak değil!

— O halde niye gözlerinden yaş geldi?

— Rahmetli anam aklıma geldi baba, bamya çorbasını çok severdi ya…

Yakın zamanda hanımı rahmetli olan adamcağız üstüne bir de oğlunun bu hali ile hayli dertlenir ve bamya çorbasını hakikaten çok seven rahmetli eşinin hatırasına kaşığı tasa daldırır ve oğlundan aldığı istihbarat doğrultusunda ağzına boşaltır. Boşaltır boşaltmasına ama öyle bir sıcaklık diline, damağına, boğazına oturur ki bir anda ömrü hayatında bu kadar kaynar bir bamya çorbası içmediğini hatırlar. Aman Allah’ım nasıl yanmıştır önce dili, sonra ağzının geri kalan diğer tüm zerreleri. Hemen suya uzanacak olur ama bilir ki su böyle durumlarda değil acıyı azaltmak şiddetini daha da arttırır olur. Gözlerinden öyle bir yaş boşanır ki oğlunun gözlerinden akan yaş yanında sıfır kalır.

Mendilini çıkartıp gözlerini silerken, diğer taraftan üfleyerek ağzını rahatlatmaya çalışırken oğlu olacak gidi hınzırca sorar:

— Baba ne oldu, senin de mi annem aklına geldi?

— Evet oğlum, geldi gelmesine de bamya çorbasını sevdiğinden değil!

— Ya neden?

— Öldü gitti kadıncağız, seni doğuracağına taş doğursaydı diye ağlarım. Tövbe tövbe!

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *