KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6133 %0.01
51,4741 %-0.06
10.963,10 % 0,01
Ara

Basitçe Yahudiler Birlikte

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

* Hani Müslümanlar birlikti. Tüm insanlığa örnekti, yararlıydı. Yoldaki taşı bile kenara çekerdi. İslâm, evrensel bir dindir. Diğer dinler gibi belli bir topluma veya bölgeye değil tüm insanlığa gönderilmiş en son ve en kâmil bir dindir. İslâm dini hayatı bütünüyle kuşatır. İslâm, sırf ibadetlere, bazı ahlaki düstur ve birçok mucize üzerine bina edilmiş bir din değildir. Tarih boyunca kendini, aile, kabile, aşiret veya ırkını diğer insanlardan üstün gören ve onlara karşı, üstün olma duygusuyla hareket edip davranış geliştirenler oldu. Kendini üstün görmenin ilk örneği, şeytanın Âdem’e karşı üstün olduğunu iddia ederek isyan etmesi ve neticede yüksek konumunu kaybetti. Takip eden dönemde Âdem’in iki çocuğu arasındaki üstünlük iddiasının, birinin ölümü ile neticelendi. İnsan tabiatında bulunan üstün olma arzusu, rönesans ve reform hareketlerinden sonra özellikle batı toplumlarında daha geniş bir alana yayılarak ulus temelinde devletlerin kurulmasına sebep oldu. Günümüzde mensuplarını kast sistemi ile ayıran, sadece bir millete özel olup onun mutluluğunu sağlamayı hedefleyen dinler dahi var. Yahudilikten başka, bir ırkın üstünlüğünü ve diğerleri üzerindeki egemenliğini bariz bir şekilde ifade eden başka bir din yok.

* Son gelişmelere bakınca ülkemiz kısmen etkileniyor, enerjiye zam geliyor sebep savaş. Kimin savaşı. Neden savaş. Birazcık aklı olan sakince düşününce her şeyi anlar. İlk hedef, bölgedeki en büyük engel olarak gördüğü Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamaktı. İkinci hedef Filistin topraklarında israil devletinin kurulması için gerekli hazırlıkların yapılması ve devletin temellerinin atılması. Üçüncü hedef ise israilin sınırlarının genişletilmesi ve vaat edilmiş topraklar üzerinde büyük israil projesinin hayata geçirilmesi. Dördüncü son hedef ise Irak, Suriye ve özellikle İran'a yönelik hamlelerin ardından, nihai hedef olan Türkiye'nin etkisiz hale getirilmesidir.

* Türkler, asırlar boyunca İslamı inceledikten, bu dinin Âlemlerin Rabbi Allah’ın dini ve davası olduğuna kesin kanaat getirip, kalpleri ve gönülleri yatıştıktan sonra, kendi istek ve arzularıyla candan ve gönülden, bütün içtenlikleriyle Müslüman oldular. Bu olay, Türk, dünya ve İslam tarihinde olağanüstü büyük değişim ve dönüşümlere yol açtı. Bu olay, hiç şüphesiz dünya tarihinin en önemli olaylarından ve dönüm noktalarından biridir. Malazgirt Meydan Savaşı’nda 25 bin kişilik Türk ordusu, 12 kralın ordularıyla birlikte katıldığı, 12’şer bin kişilik asker gruplarının 80 sancak altında toplandığı, 960 bin kişilik düşman ordusuna karşı savaşmış ve büyük bir zafer kazanmıştır. Aradaki fark 38 kattı. Allah, İstanbul’un fethini, Allah’ın evliyaları olan bir kavme nasip edecektir. Artık Allah onlara bir daha ölüm, hastalık, bela ve musibet yüzü göstermeyecektir.

* Sonuç olarak, girilen savaşlar kazamaya hevesli liderlerin kişisel zaaf ve heveslerinden dolayı ortaya çıkan Epstein, yalnızca suç üreten bir dünya değildir. Aynı zamanda kurbanı görünmez kılmayı başaran, adaleti prosedürlere, vicdanı teknik gerekçelere, sorumluluğu ise belirsizliğe dağıtan biridir. Bu dünya var oldukça, suçun kendisi kadar, mağduriyet de sessizliğe mahkûm edilmeye devam edecektir. Bu noktada en rahatsız edici gerçek ise Epstein bir sistem hatası değil, sistemin mantıksal sonucudur. Gücün yoğunlaştığı, denetimin dağıldığı ve ahlaki sınırların esnediği her yapı, benzer figürler üretmeye müsaittir. Epstein’ın ölümü ya da dosyaların kapanması bu mantığı ortadan kaldırmaz. Bir diğer rahatsız edici gerçek ise Epstein’ın nasıl var olabildiği değil, neden bu kadar uzun süre tolere edildiğidir. Bu tolerans eşiği bireysel körlükten değil, kolektif çıkar dengelerinden beslenir. Epstein vakası, modern dünyanın ahlaki sınırlarını değil, bu sınırların kimler için askıya alındığını gösterir. Tam da bu noktada, Epstein vakası ve içinde yer aldığı düzeni neden ciddiye almamız, olan bitene neden sessiz kalmamamız gerektiğine yönelik teolojik bir işleyişe de dikkat çekmemiz gerekiyor. Kur’an’da, her türlü sapkınlıkla başlayıp sonu helâkle bitmiş kıssalarda bir nokta dikkat çekiyor. Helâkler salt bireysel ahlâk ihlallerinin değil, ekseriyetle bu ihlallerin zulümle, zorbalıkla ve ahlakın topyekûn askıya alınmasıyla, sessizliğin kurumsallaşması ve bu durumun toplumsal düzen haline gelmesinin bir sonucu olarak da ele alınıyor. Bu bağlamda Epstein’ı mümkün kılan dünya, istisnai bir karanlık değil, ahlaki düşünmenin kurumsal olarak askıya alındığı, karanlığın sistematik biçimde tolere edildiği bir dünyada, gündelik olarak yeniden üretilen normalin ta kendisine dönüşmesiyle sessiz kalınmamayı, sorgulanmayı, tenkidi, kınamayı ve cezalandırılmayı en üst perdeden hak ediyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *