GÖZÜ DOYMAYANLARIN DÜNYASI
Son yıllarda yaşadığımız hadiseler, karnı aç olanlarla gözü aç olanlar arasındaki olaylara sahne oluyor. Dünya üzerinde karnı açlar ve gözü açlar dün vardı, bugünde var; yine olacaklar. Önemli olan bunların arasındaki dengeyi kurmak, çevreyi ve insanlığı korumaktır. Maalesef son yıllarda aradaki uçurum iyice açıldı. Açılmaya da devam ediyor. Gözü açlar her şeyi ve herkesi kendilerinin olsun istiyorlar. Kendinden başkasını haklı görmüyorlar.
Biliyoruz ki; açlıkla mücadele edilebilir. Karnı aç insanların derdine çare bulunabilir. Nitekim açlıktan ölen olmadığına göre karnı aç olan vatandaşlar ihtiyacını öyle ya da böyle bir biçimde karşılayabiliyorlar. Aza tamah ediyor, bulduklarına şükrediyorlar. Hiçbir şey bulamıyorsa devletin şefkatli ellerine sığınıp, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayla karınları doyuyor. Doymayı doyurmayı öğreniyorlar, biliyorlar.
Ancak, GÖZÜ AÇLARI DOYURMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. Maalesef ne yaparsak yapalım, ülkemizdeki ve dünyadaki bu şekilde gözü aç insanları ve bu insanların mensup olduğu ülkeleri doyurmak mümkün değil.
Başta dünyanın polisliğine soyunan ABD öncülüğündeki emperyalist güçlerin ve onların maşası konumundaki Siyonistlerin -katil Netanyahu’nun- aç gözlülüğü nedeniyle mazlum coğrafyalardaki Müslüman kardeşlerimiz ve soydaşlarımız katledilmeye devam ediliyor. Adeta çıkmaz bir sokakta ilerliyor, dünya.
Yine aynı dış güçler ile içerideki paydaşlarının da amacına hizmet eden bölücü terör örgütlerinin aç gözlülüğüne karşı mücadele yıllardır sürmüyor mu? Kutsal vatan toprağını ay yıldızlı bayrağını savunan binlerce vatan evladını bu uğurda şehit vermedik mi? Halen daha bunu yapanların en başındakinin gözünü doyurmak için seferber olunmuyor mu?
Gözü aç insanların nefisleri hep daha çok kazanmaya odaklı, daha fazla para kazanma, daha fazla lüks içinde yaşamak üzerine kurulu ve bu konudaki istekleri hiç bitmiyor. Bu insanlar kendi zevkleri ve kendi çıkarları için başkalarının nefisleriyle ve kaderleriyle oynayabiliyorlar. Onlar için insan hakları, kul hakkı, mazlumun hakkı, kamu yararı, çevre hukuku gibi kavramların hiç önemi yoktur. Varsa da hep bana, yoksa da hep bana.
Görünen o ki, nerede olursa olsun, silah kimdeyse, para kimdeyse, güç onda. Bu bir kişide olsa, bir şirkette olsa, bir ülkede olsa değişmiyor. Aç gözlülük adeta bir hastalık. Ve maalesef bu hasta insanlar kazanıyor. Elbet onlarında kaybedeceği günler gelecektir.
Ortadoğu coğrafyasındaki ateş çemberine çeviren aklından zoru olduğu pek çok kişi tarafından kabul edilen iki açgözlü insanın gözünü doyurmak maalesef mümkün olmuyor. Umalım ve dua edelim ki; Rabbim bunlar ve bunlar gibi açgözlüleri “kahhar” ismiyle kahretsin, içimizdeki açgözlülere de ihsan ve merhamet nasip etsin. İnşallah.
Çok şükür aklıselim galip geldi de iki haftalık ateşkes antlaşması yapıldı. Bu hususta komşumuz İran Halkının şanlı direnişini kutluyoruz. Ancak görünen o ki; açgözlü İsrail durmayacak yine saldırılarına devam edecek.
Bu arada; etrafındaki ateş çemberi içinde dolduruşa gelmeyen metanetli davranışı ve diplomatik tavırlarıyla Ülkemizi savaşın içine sürüklemeyen devlet büyüklerimize gönülden teşekkür ediyoruz.
Aziz Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” bizim şiarımızdır. Kalın sağlıcakla.