POLİTİKA YAPMAK BİLİNÇLİ KÖRLÜKTÜR
Uzun yıllar Ankara’da, siyaset koridorlarında gazetecilik yaptığınızda gerçekleri apaçık görebiliyorsunuz. Bunu yazıyorsunuz ve yazdıklarınız çalıştığınız kurumların insafına kalıyor.
Dolayısıyla Ankara’da bilinçli ve haliyle politik bir körlüğün varlığını görüyorsunuz. Seçici ve zaman zaman da seçkinci bakış açıları belirliyor ülkenin geleceğini.
Buna nasıl akıl edemez kocaman adamlar!’ dediğiniz şeyler, aslında bilinen ama görmek istenilmeyenler kategorisine çoktan alınmış oluyor.
Türkiye’deki çoğu olumsuz yatırımın altında bu düşünce var. Aynı şekilde olumlu ama hayata geçmemiş, geçirilmeyen yatırımların altında da bu bakış açısı ve pratiği bulunuyor.
Bu alışkanlık ne zaman edinilmiş, nasıl oluyor da politikacı ile bürokrasi bu bakış açısında buluşuyor oldukça çarpıcı. Üstelik sürdürülebiliyor da.
Dolayısıyla Türkiye’de aslında kaynak yetersizliğinden veya yokluğundan değil bilinçli körlükten dolayısıyla bütün bu olumsuzluklar yaşanıyor.
Üstelik şu bir gerçek ki bu bakış açısı o kadar üstten ki, sizin gösterdiğiniz yere sala bakmıyor.
Türkiye’de politika yapmak tamamen bu bakış açısına bağlı. Bu bakış açısı sadece iktidarda da yok. Muhalefet için de bu geçerli. Aynı şekilde Ankara’da gazetecilik yapanlar için de bir pratik.
Dolayısıyla aslında Ankara istediğini görürü istemediğini görmezden gelir veya bilinçli olarak görmez. Yani Ankara seçim yapar. Hatta siz ’Kırk sene önce bunu niye yapmadınız, Türkiye zaman ve enerji kaybetti?’ diye sorsanız onu da duymaz.
Onlara göre Türkiye ve Türk insanı henüz ona hazır değildir!
Şuraya gelmek istiyorum: İktidar istediği kadar kördür, mutlak iktidar mutlak istediği kadar kördür!
Onun için hiçbir şey yapamazsınız, sadece katlanmayı öğrenmeniz gerekir.