Güçlü Kadın İllüzyonu: Başarı Diye Alkışlanan Yeni Nesil Esaret
Son yıllarda nereye baksak aynı kusursuz, pürüzsüz ve bir o kadar da yorucu imajla karşılaşıyoruz: “Güçlü Kadın.” Özellikle sosyal medyanın vitrinine kurulan o parıltılı röportajlara bir bakın. Sabah beş açılışlı yogasını yapan, şirket yöneten, harika sunumlar hazırlayan, aynı anda evini kusursuzca çekip çeviren ve tüm bunları yaparken bir an bile yorgunluk emaresi göstermeyen o "başarılı" kadınlar...
Açıkça ve tüm çıplaklığıyla sormak istiyorum: Sizce de çok yorulmadık mı?
Ben kendi adıma itiraf edeyim; bu bitmek bilmeyen mükemmellik yarışından, sırtımıza bir madalya gibi takılan o "güçlü kadın" etiketinden çok ama çok yoruldum.
Başarı Hikâyeleri Kimin Yükünü Hafifletiyor?
Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir etkinlikte, sahnede bir kadının balıkçılık mesleğine nasıl başladığını, denizin o ağır şartlarıyla nasıl mücadele ettiğini büyük bir gururla, "ballandıra ballandıra" anlatışını izledim. Salondaki herkes bu anlatılanı muazzam bir "başarı hikayesi" olarak alkışlıyordu!
İşte tam o an, sahneye çıkıp o hanımefendiye şunları söylemek istedim: "İyi ama bu anlattığınız gerçekten bir başarı hikayesi mi? Yoksa doğası gereği fiziksel güç gerektiren ve aslında erkeklerin omuzlaması gereken ağır bir yükü daha, bir kadının sırtına yükleme hikayesi mi?"
Bugün önümüze "ilham verici" başlığıyla sunulan bu anlatıların büyük bir kısmı, kadına alan açtığı söylenen modern dünyanın kurnaz bir oyunundan ibaret. Sistem, ondan hem geleneksel rollerini eksiksiz yerine getirmesini hem de iş dünyasında en ağır, en kas gücü gerektiren alanlarda bile bir erkek gibi var olmasını bekliyor. Üstelik bunu yaparken kadının narinliğini, doğasını ve sınırlarını tamamen yok sayıyor.
Modern Propaganda ve Yok Edilen Değerler
Biz kadınlar; her an çok güçlü, her an çok şık ya da her daim kusursuzca bakımlı olmak zorunda değiliz. Ne yazık ki anneliğin o benzersiz kutsiyetinin hoyratça öldürüldüğü, içinin boşaltıldığı bir çağdan geçiyoruz. Bir canlıyı dünyaya getirmek ve onu büyütmek gibi dünyanın en kutsal, en derin emeği değersizleştirilirken; yerine parıltılı, maskeli ve içi boş bir "modern başarı" tanımı konuluyor.
Karşı karşıya kaldığımız bu durum, kadını özgürleştiren bir vizyon değil; berbat bir propagandanın kadınlığın sırtına yıktığı ağır, taşınamaz bir yük! Anneliği sıradanlaştırıp, kadını maskülen bir güç yarışının içine iten bu sistem, kadını fıtratından koparmaktan başka bir işe yaramıyor.