Sana ne! Bırak yesin…
Geçtiğimiz günlerde bir sosyal medya paylaşımına rast geldim. Hazırlanan postta “Bir yakınım boşandı ama babasının emekli maaşını alabilmek içinmiş. Boşandığı eşiyle birlikte yaşıyor. Nereye şikayet edebilirim” gibisinden bir ifade vardı.
Bu toplumumuzda yaygın olan bir suç! Maalesef böyle binlerce haksız maaş alan kişinin var olduğunu SGK’nın bunu tespit ettiğinde ise ağır cezalar verdiğini dahası ödenen emekli aylığının faiziyle geri talep edildiğini duyuyoruz. Belki sizin de yakınınızda böyle birisi vardır. Bilemiyorum…
Elbette çok uygun olmayan, “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” diyebileceğimiz bir hak gaspı.
Beni bu yazıyı sevk etmeye dahası üzerinde düşünmeye sevk eden ise o paylaşımın altında okuduğum yorumlar oldu.
Yüzlerce yorum vardı ve birçok yorumda “Sana ne!” deniyordu. Gerçekten tüyler ürpertici. Aklı başında bir insan bu konuda “sana ne, bırak yesinler”, “belki ihtiyacı vardır”, “herkes bir şey çalıyor, anlar da üç kuruş almış çok mu?”, “Bunları bırak büyük götürenlere bak!”, “Alsın n’olur verdikleri emekli parsı sadaka gibi nasıl geçirsinler Devleti soyanlara bir şey demiyorsunuz etme şikayet yesinler” ve “Türkiye'de öyle yapan binlerce insan var sana mı kaldı sana ne herkes bir taraftan çekiştiriyor” … gibi onlarca yorum.
Gerçekten insan hayret ediyor. Hırsızlığa, haksızlığa nasıl arka çıkılabilir. Bu nasıl hoş görülebilir. Sıradanlaştırılabilir…
Biz ne ara böyle bir toplum olduk. Demek ki bu gaspı mazur görenler de ya aynısını yapıyor ya da yapmayı planlıyor.
Birkaç tane tepki yorumları vardı. “Sana ne diyenler, siz nasıl bir TC vatandaşısınız? Cimer veyahut mali polise söyleyin Türk milletinin parası hepimizin ortak parasıdır. Devletin malı da parası da hepimizin parasıdır” diyen kullanıcı ve belki de içlerinde en güzeli ise, “Şu ‘Sana ne’ diyenlerde de böyle bir icraat mı var acaba? Eğer öyle bir icraatları yoksa; vatandaşlık eğitimi almaları gerekiyor.
Dul ve yetimin hakkını en az emekli maaşı alanların hakkını yediklerini öğrenmeleri gerekiyor.”
Evet sevgili okurlarımız. Tablo bu. İçerisinde bulunduğumuz tablo tam olarak bu. Çalmanın, kul hakkının büyüğü küçüğü mü olur. Hele devlet malından, milletin hakkından, yetimin rızkından, garibin lokmasından çalmanın izahı olabilir mi? Bunun savunulur bir tarafı mı var.
Yazık, gerçekten yazık. Biz bu değiliz. Bizim milletimiz de medeniyetimiz de dinimiz de geleneğimiz de buna izin vermez.