Üsküdar’da Bir Semt ve O Semte Adını Veren Bir Veli: Selami Ali Efendi
Bir Veli: Selami Ali Efendi
Takriben 20 yıldır sıklıkla ziyaret ettiğim, Üsküdar'ın manevi iklimini inşa eden tasavvuf ehli mübareklerden biri olan Selami Ali Efendi, en az Hüdayi Hazretleri kadar tanınması gereken bir zattır. Ancak biz Üsküdarlıların bu mübarek şahsiyeti yeterince tanımadığı kanaatindeyim.
Peki, kimdir Selami Ali Efendi?
Üsküdar'ın Selamsız semtine ismini veren Selami Ali Efendi, 17. yüzyılda Aziz Mahmud Hüdayi yolunun devamı sayılan Celvetiyye’nin Selâmiyye kolunu kurmuştur.
Bağlarbaşı’nda bir dergâh ve cami; Çamlıca, Bülbülderesi ve Acıbadem çevresinde ise mescitler yaptırarak şehre derin bir manevi imza bırakmıştır.
Selamsız Şeyh Lakabı Nereden Geliyor?
Selami Ali Efendi’nin manevi hal ve ağır riyazet dönemlerinde insanlarla irtibatını kesip derin bir cezbe haline girdiği anlatılır. Dış dünyayla ve insanlarla selamı kestiği bu dönemler nedeniyle halk arasında "Selamsız Şeyh" olarak anılmış, Üsküdar’daki semt de adını bu halden almıştır.
Günümüzde kendi adıyla anılan Selami Ali Mahallesi; inşa ettirdiği camiler, tekkeler ve çeşmeler sayesinde sadece gönüllerde değil, Üsküdar’ın şehir dokusunda da silinmez bir iz bırakmıştır.
Ne yazık ki Selami Ali Efendi’nin inşa ettirdiği eserlerden günümüze ulaşabilen olmamış; geriye yalnızca Kısıklı’daki türbesi kalmış.
Türbeyi ziyaretim sırasında, bakımını gönüllü olarak üstlenen Ahmet Ekrem Likoz Beyefendi ile sohbet etme imkânı buldum. Kendisi, mübareğin vasiyeti üzerine her cuma ziyaretçilere helva, keşkek ve çeşitli ikramlar sunduklarını anlattı. Hayırseverlerin katkılarıyla buradaki kedilere mama desteği de sağlanıyormuş. Herhangi bir vakıf veya dernekten destek almadan, tamamen gönüllülerin yardımlarıyla sürdürülen bu berekete cuma günleri 250-300 civarında ziyaretçi ortak oluyor.