Alevlere Teslim Edilen Topraklar
Yaz mevsimi geldiğinde ne yazık ki artık sadece sıcak havayı değil, dumanı, alevleri ve acı haberleri de bekler olduk. Her yıl benzer görüntülerle karşılaşıyoruz. Bir kıvılcım, ardından rüzgârın etkisiyle büyüyen alevler… Dakikalar içerisinde sararan ekinler, meyve bahçeleri, zeytinlikler, ormanlar ve kimi zaman evlerimiz kül olup gidiyor. Oysa bu felaketlerin önemli bir kısmı doğal nedenlerden değil, yıllardır bakımı ihmal edilen elektrik iletim ve dağıtım hatlarından kaynaklanıyor.
Tarımın kalbinin attığı bölgelerde yaşayan insanlar için bir tarla yalnızca toprak değildir. O tarla aylarca verilen emeğin, umudun ve geleceğin karşılığıdır. Bir çiftçi sabahın ilk ışıklarıyla başladığı mesaisinin karşılığını hasat zamanı almayı beklerken, kopan bir elektrik teli ya da bakımı yapılmamış bir enerji hattından çıkan kıvılcım bütün emeği birkaç saat içinde yok edebiliyor. Üstelik zarar yalnızca ekonomik boyutta kalmıyor. Toprağın verimliliği azalıyor, doğal yaşam zarar görüyor, hayvanlar telef oluyor ve yıllarca büyüyen ağaçlar bir daha geri gelmemek üzere yanıyor.
İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların artması ve kuraklığın şiddetlenmesi, elektrik hatlarından kaynaklanabilecek en küçük kıvılcımı bile büyük bir afete dönüştürüyor. Bu nedenle artık "nasıl olsa yıllardır böyle" anlayışıyla hareket etme lüksümüz bulunmuyor. Elektrik dağıtım hatlarının düzenli olarak kontrol edilmesi, eskimiş direklerin ve yıpranmış iletkenlerin zamanında yenilenmesi, hat güzergâhındaki kuru otların ve ağaç dallarının temizlenmesi hayati önem taşıyor. Özellikle tarım alanlarından ve ormanlık bölgelerden geçen enerji nakil hatlarının yaz sezonu başlamadan önce kapsamlı bakımdan geçirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Yangınların önlenmesinde yalnızca kurumlara değil, vatandaşlara da önemli görevler düşüyor. Enerji hatlarında sarkma, kıvılcım, patlama sesi ya da direklerde hasar fark edildiğinde zaman kaybetmeden ilgili elektrik dağıtım şirketine ve yetkili kurumlara bildirim yapılmalıdır. Yangın riski yüksek günlerde tarım alanlarında ateş yakılmamalı, anız kesinlikle yakılmamalı, cam şişe ve benzeri güneş ışığını odaklayabilecek atıklar doğaya bırakılmamalıdır. Biçerdöver ve tarım makinelerinde yangın söndürme tüpü bulundurulması, makinelerin düzenli bakımının yapılması ve olası bir yangına ilk müdahalenin gecikmeden gerçekleştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Yerel yönetimlerin, elektrik dağıtım şirketlerinin ve kamu kurumlarının koordinasyon içinde çalışması, riskli bölgelerin önceden belirlenmesi ve bakım çalışmalarının şeffaf biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Çünkü yaşanan her yangından sonra aynı açıklamaları dinlemek yerine, yangın çıkmadan önce alınan tedbirleri konuşmayı hak ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki doğa bize emanet, tarım ise geleceğimizdir. Bir elektrik hattının zamanında yapılan bakımı belki de binlerce dönüm ekili araziyi, yüzlerce ağacı, onlarca evi ve sayısız canlının yaşamını kurtaracaktır. Her yaz aynı acıları yaşamamak için artık ihmali değil, önleyici yaklaşımı benimsemek zorundayız. Çünkü yanan yalnızca ağaçlar değil; çiftçinin alın teri, çocuklarımızın geleceği ve hepimizin ortak yaşam alanıdır.