KONYA HABER
Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
11.099,76 %1.26

BÜYÜK HİKÂYELER KÜÇÜK İNSANLAR

YAYINLAMA:

Bazı insanlar kendi kurdukları dünyada ürettikleri hikayelerin altında kalıyor. Bunun en önemli sebebi hikâyenin kurgusunda değil içeriğinin boş olmasında.

Vadettiklerinizle verdikleriniz arasında makasın açılması hikâyenizi yalancı çoban hikayesine dönüştürüyor.

‘Evde uzay mekiği yapıp Aya gideceğim!’

Bu güzel bir hikâye olabilir ama gerçekçi değil ve her kurgu öncelikle kurguyu çatanı ifşa eder. Eğer bu kurgu bir süre sonra gerçekleşmemişse artık ‘yalan’, ‘hayalcilik’ vb. etiketler devreye girer. 

Toplumları motive etmenin en bilindik yolu ona bir hikâye vermektir.

Siyaset bunu yapar.

Siyaset bunu yaparken aslında topluma kendi geleceğinin devam edeceği bir hikâye verir. Bunu hikâyeyi sunarken de salında siyasi ikbal hikayesi değil de ülkenin ilerlemesi, toplumun kalkınmasını önceliyormuşçasına bu hikâyeyi kurgular. Yani siyaset kendi ikbal hikayesinin toplumun, ülkenin hikâyesi olduğuna toplumu inandırır. Özellikle uzun soluklu iktidarların propaganda araçlarına nüfusu bu hikâyeyi halkın hikayesi yapma konusunda uzmanlaşmıştır.

Ancak, topluma ‘cennet’ vaadi bir türlü gerçekleşmez. O zaman ne mi olur?

Artık toplum o hale gelmiştir ki, bir türlü gerçekleşmeyen hikâyenin neden gerçekleşmediğini soramaz hale gelir. Çünkü zaten hikâye hem bir rıza oluşturma hem de insanları oluşan bu rızalarına bağımlı yapma dozu içerir. 

Bakın her siyasi iktidarın bir hikâyesi vardır ve hepsi için bu hikâye toplumun ve ülkenin kurtuluş hikâyesidir.

Hiçbir siyasi oluşum ‘yalancı çobanım’ diye sahneye çıkmaz. Ancak hikayesine inanmamızı ister.

Güçlü siyasal iktidarlar da hikâyesine inanmayanları, göstermedikleri rızalarına mahkûm eder. Gerekirse onları oyundan atar, tarihten siler. Halk bunun da hikâyenin bir kurgusu olduğuna inanır.

Bu bağlamda Türkiye’de kullandığımız ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ deyimi çarpıcıdır. Oysa daha ilk baştan bu hikâyenin içine herkese dokunacak bir yılan yerleştirilmiştir ve zamanı vardır, dokunması için. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız