Diplomalı işsiz yerine işe değer katacak mezunlara ihtiyacımız var
Aylardır hatta yıllardır verilen emekler, sabırlı ve heyecanlı bekleyiş… Yeri geldi adrenalin tavan yaptı yeri geldi gerginlik had safhaya ulaştı. Nihayetinde beklenen gün geldi çattı ve öğrencilerimiz için bir dönüm, bir eşik noktası olan YKS sınavı açıklandı. Geçmişten bugüne ÖSS, ÖYS, YKS gibi farklı isimler alsa da adı değişse de muhteviyatı ve önemi değişmeyen bir sınav oldu üniversitelere geçiş sınavları…
Ve evet 2026-YKS yerleştirme sonuçları da dün açıklandı. Milyonlarca adayın merakla beklediği sonuçlarla birlikte binlerce genç kardeşimiz üniversite kapısını araladı. Hayırlı ve mübarek olsun. İnşallah her biri memlekete hayırlı insanlar olarak o kapıdan tam donanımlı ayrılır.
Tabii bu hepimizin temennisi ama ne yazık ki böyle olmuyor, olmayacak da. Gerek üniversitelerin eğitim kalitesinin son derece düşmesi gerekse de gençlerin ideolojik akımlara kapılıp harcanıp gitmeleri ne yazık ki akademiyi aslından ve olması gerektiğinden uzaklaştırıyor. Gençlerimiz diplomalı ama eğitimsiz bir şekilde mezun oluyor. Alanlarına ilişkin yetkinlikleri, donanımları tam bir şekilde mezun olan sayısı neredeyse yok.
Eğitim sistemimizi değiştirmemiz gerektiği her defasında diye getiriliyor. İşe en alttan başlayabileceğimiz gibi en üstten de başlamalıyız. Hiç vakit kaybetmeden. Teorik ve gereksiz dersler kaldırılıp bunun yerine güncel hayata uygun, öğrencilerin zihni, sosyal ve motor becerilerini geliştirecek derslere, eğitimlere, atölye çalışmalarına eğilmemiz gerekiyor.
Örneğin bir hemşire adayı öğrenciye 4 yıl boyunca amfide ders yüklemek yerine kısa ve basit anlatımlar sonrası saha eğitimi vermek daha faydalı olacaktır. O öğrenci gitsin hastanede usta öğreticisinin nezaretinde donanıma kavuşsun.
Ya da bir gazeteciye okulda saatlerce vereceğiniz dersler yerine sahada gerçek gazetecilerle, mesleğin ustaları ile daha pratik ve verimli eğitimler verebilirsiniz. İşletme öğrencisi 6 aylık bir eğitimin ardından sahaya sürülmeli, öğretmen adayları gerçek eğitimi üniversitede değil ilk ve ortaokulda alabilmeli.
Yoksa 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392’si dolmuş, devlet üniversitelerindeki doluluk oranı yüzde 99,98 olmuş bir önemi yok. İnsanlar bir an önce işine aşına kavuşabilmek adına çaba harcıyor. Eskiden 4 yıllık üniversite mezunu baş tacı idi. İki yıllıklara burun kıvrılırdı. Bugün ise ön lisans programlarında yalnızca 37 kontenjanın boş kalması, mesleki ve teknik yükseköğretim programlarına yönelik ilginin yüksek olduğunu gösteriyor. Gereksiz yere üniversite sıralarında vakit kaybetmek yerine bir an önce diplomayı alıp günün şartlarına uygun iş sahalarında uygun pozisyonda iş bulmak öncelikli tercih oldu.
O yüzden yüksekokul mantalitemizi değiştirmek ve diplomalı işsiz yerine donanımlı, meslek sahibi, işe uygun adaylar mezun edebilmeliyiz.
Çünkü bizim en büyük sıkıntımız iş gücü kaynağıdır. Her meslekte ehil ve yetişmiş insana ihtiyacımız var. İşe, mesleğe, sektöre değer katacak mezunlar yetiştirebilmeliyiz.