COĞRAFYA MI KADER Mİ?
Kurumlar (aile kurumu da dâhil) gerçek hayatta davranış ve güdüleri etkilerler, bu durum ülkelerin başarı yahut da başarısızlıklarını sadece ortaya çıkarmaz aynı zamanda biçimlendirir.
Bireysel yetenek toplumun her aşamasında önem taşır yine de pozitif bir kuvvete dönüştürülmesi için dahi o kurumsal çerçeveye ihtiyaç vardır.
Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Ulusların Düşüşü adlı eserlerinde Microsoft’un Birleşik Devletler Ekonomisinin büyümesini kamçılayan dinamik enformasyon teknolojisi sanayinin en ön saflarında nasıl yer aldığına işaret ederler. Bill Gates’in de bu sahadaki örneğin Paul Allen, Steve Ballmer, Steve Jops, Larry Page, Sergey Brin ve Jef Bezos örneklerinde olduğu gibi çok büyük bir yeteneğe ve hırsa sahiptir. Yine de en nihayetinde teşviklere yanıt vermiştir. Birleşik Devletler’deki,
- eğitim sistemi, Gates ve onun gibilere yeteneklerini tamamlayacak özgün beceriler kazanma imkânı tanımıştı. Birleşik Devletler’deki
- ekonomik kurumlar, bu adamların aşılmaz engellerle karşılaşmadan kolayca şirket kurmalarına olanak tanımıştı. Bu kurumlar aynı zamanda,
- projelerinin finansmanını mümkün hale getirdi. Birleşik Devletler emek piyasaları
- kalifiye çalışanlar bulmalarını sağladı. Nispeten
- rekabetçi piyasa koşulları şirketlerini büyütme ve ürünlerini pazarlama fırsatı sundu.
Bu girişimciler rüya girişimlerini hayata geçirebileceğine başından beri güven duyuyorlardı. Çünkü,
- kurumlara güvenleri tamdı. Bu kurumların meydana getirdiği
- hukukun üstünlüğüne inançları tamdı.
- Mülkiyet haklarının emniyetinden endişe etmiyorlardı. Nihayetinde
- Siyasal kurumlar istikrar ve
- Sürekliliği güvence altına almışlardı.
Her şeyden önce, bir diktatörün iktidara gelip oyunun kurallarını değiştirmeyeceğinden, varlıklarına el koymayacağından, hapse atılmayacaklarından ya da yaşamlarını ve geçimlerini tehdit etmeyeceğinden emindiler. Ayrıca toplumdaki hiçbir özel menfaatin hükümeti ekonomik bakımdan felaketlerle dolu bir yöne sürüklemeyeceğinden emindiler. Siyasal güç hem sınırlandırılmış hem de yeterince geniş bir biçimde dağıtılmış olduğundan refah içinde teşvik sağlayan bir dizi ekonomik kurul oluşabilmişti.
Yazarlar, bir ülkenin zengin mi yoksul mu (bana göre mutlu mu mutsuz mu da) olduğunun belirlenmesinde ekonomik kurumların kritik bir rol üstlendiği teyit ederler. Ancak ülkenin ne tür ekonomik kurumlara sahip olduğunu belirleyenin siyaset ve siyasal kurumlar olduğunun altını çizerler ve görüşlerini “Birleşik Devletler’in iyi ekonomik kurumları, nihayetinde 1619’un ardından yavaş yavaş oluşan siyasal kurumların sonucuydu” önermesine yaslarlar.
Kanımca aile kurumu da dâhil, köklerin eskiye dayanması kurumsallaşmanın sağlıklı olmayan durumlara karşı güçlü refleksler göstermesinin en önemli sebeplerinden, bence de. Çünkü toplum bir ez belirli bir biçimde örgütlendiğinde bu durum varlığını sürdürme eğilimi gösterir.