Hello Halo
*Halo etkisinde miyiz? Evet, hepimiz etkisindeyiz, kimimiz çok kimimiz az etkisindeyiz. Bizler çoğu zaman karşımıza çıkan bir şeyin belli bir özelliğiyle ilgili kendi içimizde bir fikir oluşturur, bu fikirden yola çıkıp o şeyin daha farklı özellikleriyle ilgili de varsayımlarda bulunuruz. Bilimsel önyargı göstergesi olan bu olguya halo etkisi deriz. Dışı güzel olan insanların içlerinin de güzel olacağını varsaymak, halo etkisine güzel bir örnektir. Önümüze yeni bir ürün ya da şirket çıktığında veya yeni biriyle tanıştığımızda o şeye dair kendimizce yargılar oluştururuz. O şeyin sahip olduğu tek bir özellik, onun diğer özelliklerine, hatta direkt o şeyin kendisine olan bakışımızı da etkiliyorsa halo etkisindeyizdir. Halo etkisi hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir çünkü toplumda yaygın olarak rastlanan bu etki, hem bizim diğer insanlara olan bakışımızı, hem de diğer insanların bize olan bakışlarını etkileyebilir.
*Okullar açılıyor. Halo etkisiyle yeni bir sayfa açılıyor. Başarılı başöğretmenler, süper özel liseler derken… Öğretmenler, çeşitli algılara göre öğrencileriyle farklı şekilde etkileşime giriyor. 4.500’den fazla öğrencinin akademik kayıtları incelenerek değerlendirmeler yapıldı. Yine akademik başarı, çekicilik ile ilişkili bulundu. Bu deneye ek olarak aynı öğrenciler ile hem online hem de yüz yüze eğitimler yapıldı. Sonuçta ise yüz yüze yapılan eğitimdeki çocuklar daha düzgün görünümlü veya bakımlı olmalarına göre zeki veya çalışkan olarak nitelendirildiler. Aynı etki çocukların öğretmenlere karşı gösterdiği tavır ile de araştırıldı. İyi buldukları öğretmenlerini daha arkadaş canlısı ve sevimli olarak nitelendirdiler.
*En iyi bilinen örneklerinden biri, 1946 yılında yapılan bir çalışmada ortaya çıktı. Çalışmanın en ünlü deneyi, katılımcılara 1 kişinin 2 tanımından birinin sunulmasını içerir:
A: zeki-çalışkan-dürtüsel-eleştirel-inatçı-kıskanç
B: kıskanç-inatçı-eleştirel-dürtüsel-çalışkan-zeki
Her iki betimleme de içerdikleri özellikler bakımından aynıdır tek fark A betimlemesinin olumlu özelliklerle zeki ve çalışkan başlayıp daha belirsiz özelliklere dürtüsel, eleştirel ve inatçı geçmesi ve son olarak olumsuz bir özellikle kıskanç kapanması, B ise bu özellikleri ters sırada listelemesidir. Ancak, bu küçük farklılık katılımcılar arasında bir halo etkisi yapmış ve bu da tarif edilen kişiyi nasıl algıladıkları konusunda önemli bir farka yol açmıştır. A’nın yarattığı izlenim, ağırlıklı olarak, yeteneklerini gölgelemeyen bazı eksikliklere sahip yetenekli bir kişi izlenimidir. Öte yandan B, yetenekleri ciddi zorlukları nedeniyle engellenen bir sorun olarak çoğunluğu etkiledi. Bazı nitelikler örneğin dürtüsellik, eleştirellik A koşulu altında olumlu bir şekilde yorumlanırken, B koşulu altında olumsuz bir renk almaktadır.
*Sonuç olarak, bir olumsuz özelliğe dayanarak bir kişi hakkında genel olarak olumsuz bir izlenim bırakma eğilimini ifade eden eğilime halonun tersi Horn etkisi denir. Ahlakın dış görünüşle bir ilgisi olduğuna dair hiçbir kanıt olmaması gibi fiziksel olarak aşırı kilolu birinin de tembel olduğu klişesine neden olabiliyor. Sınıf içi davranışlar ile ilgili bir araştırmada, öğretmenlerin asi davranışlar sergileyen çocukları dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar olarak gördükleri saptanmıştır. Aynı şekilde bir markanın bir ürünü beğenilmezse markaya karşı kötü düşünceler besleyebiliriz. Marka bu durumdan kötü bir şekilde etkilenir. Halo etkisinden ziyade horn etkisini gözlemlemeliyiz. Horn bize dayatılan algı olabilir mi? Einstein ve Tesla iyi bir örnektir. Dağınıklık veya not alma yazı yazma bizim için sonuca götürüyorsa ayrıntılarda takılı kalmamalıyız.