Yeni eğitim yılına başlarken...
Yeni bir eğitim yılının daha kapısını araladık. Okullar açıldı, milyonlarca öğrenci, öğretmenleriyle birlikte ders başı yaptı. Sıralar doldu, okullar cıvıl cıvıl oldu. Elbette yeni eğitim yılına girerken yine sorunlar konuşuldu, eksikler hatırlandı/hatırlatıldı. Şikayetler ön plandaydı.
Ne yazık ki işe başlarken hep olumsuzlukları görüyoruz. elbette eleştiri olacak dahası eleştiri yol göstericilik açısından oldukça önemli. Ama eleştiri de sınırları aşmamak ve eleştirinin asli vazifesi olan eksikleri gidertme noktasındaki rolünü es geçmemek gerekir.
Eleştiri yazınca google'de ilk olarak karşınıza “eleştiri, birinin veya bir şeyin olumlu veya olumsuz nitelikleri hakkında bir yargının oluşturulmasıdır. Eleştiri, doğaçlama yorumlardan yazılı ve ayrıntılı bir yanıta kadar uzanabilir…” ifadeleri çıkar.
Eleştiride amaç yol göstermek, tenkit etmeden yaralamadan doğruya götürmektir. Ama bizde tam tersi oluyor. Alabildiğince eleştiriyor adeta hançeri karşımızdakine vurdukça vuruyoruz. Oysa eleştiri yaparken aynı zamanda çözüm önerisi de sunmak lazım. Ya da kısmen eleştirip doğru noktalara da değinmek dahası o noktayı övmek lazım.
Mesela bir yemek yapılmış ve size ikram edilmiş. Yemeğin sonunda da "nasıl buldun?" diye sizin görüşleriniz sorulmuş.
Burada başlarsanız, “tuzsuz olmuş, yağlı olmuş, soğuktu, sıcaktı, patatesi büyük doğranmıştı vs…” sözlerle sadece karşınızdakini yaralarsınız. Onun yerine “öncelikle elinize sağlık. Benim için zahmet verip vakit ayırmış ve bu tabağı sunmuşsun. Teşekkür ederim. Yemeğin şu özelliğini beğendim şu noktalar ise geliştirilebilir. Tuzunu, yağını daha iyi ayarlarsan bu yemek daha lezzetli olur vs…” olumlu bir dil kullanmak o eleştiriyi daha yerinde ve yapıcı kılacaktır.
Aynı şekilde eğitim sistemi ve kurumlarımıza yönelik eleştiriler de yapıcı olmak zorunda.
Elbette eksiklerimiz var. Ama iyi yapılan noktalar da görmezden gelinemez. Mesela bugün öğrencilerimiz kitap peşinde koşmuyor, tüm birikimlerini kitap masrafına harcamıyor. Ya da tebeşir tozundan kurtulmuş bir nesil var. Okullarımız modern teknolojilerle donatılmış. Spor salonları, konferans salonları, kütüphaneler var. Rekabetçi eğitim ortamlarına tanık oluyoruz. Öğrencilerin kendilerini geliştirip daha iyi ifade edebilmelerine olanak sağlayan proje ve çalışmalar var. Bunları nasıl görmezden geleceğiz.
Öte yandan eğitimde sorgulanması gereken noktalar da yok değil. Başta 4+4+4 sistemi, eğitim kalitesi ve uzun saatler boyunca okulda tutulmaya gereksiz ders ve ödev yükü ile zorlanmaya mahkum da bir öğrenci topluluğumuz var. Bunun yerine daha bilimsel, daha modern ve öğrencinin ilgisi doğrultusunda yetişeceği bir sistem olsa daha güzel olmaz mı? Mesleki eğitime daha çok eğilsek, tıpkı bir döneme damga vurmuş Köy Enstitüleri gibi bir sistemde olduğu gibi öğrenciler birçok açıdan donanımlı, üretken ve başarılı bir sistemin parçası olsa. İlla Köy enstitüsü mantığı olması şart değil. Bu sistem günümüz Maarif Eğitim Sistemi modeline tatbik edilip yerli ve milli bir ruhla yeniden yoğrulabilir.
Kalın sağlıcakla…