KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

İnstagram hikayelerinin kamera arkası: Sosyal hayatlarımız sosyal medya ile mi sınırlı?

YAYINLAMA:

Sosyal medya, hayatlarımızda kendisine büyük bir yer açarak ilerlemeye devam ederken durup bakma ihtiyacı duydum ve kendime sorduğum ilk soru şu oldu: Günümün kaç saatini sosyal medyada harcıyorum?

Tamamen kötü yanlarından ve zararlarından bahsetmek istemediğimden yazıya hayatımıza giren kolaylıklara bir tırnak açarak başlamak istedim. 

İlkokul yıllarımda annemle birlikte anneannem ve teyzelerimle konuşabilmek için ankesörlü telefonlara gittiğimiz yılları hatırlıyorum. O zamanlar hepimizin ceplerinde taşıyabildiği bir teknoloji olmadığından uzaklıkların hatırlanması özel günlerde ankesörden yapılan aramalarla veya bayramdan bayrama yapılan edilen ziyaretlerle mümkündü. 

Şimdilerde hala olmuş biri olarak her gün yaptığım görüntülü konuşmalarla kilometrelerce uzaktaki yeğenimin büyümesini her gün takip edebiliyorum. Eskiden büyüklerimizi sadece bayramda el öpmeye gidilen evlerde yılın bir günü görebilirken doğru kullanımda akraba ilişkilerimize bu durumu olumlu yansıtabiliyoruz. Bu durum sosyal medyanın hayatıma kattığı en büyük güzelliklerden birisi.

Diğer yandan da günümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz ve paylaştığımız hesaplarımızda yansıttığımız hayatlarımız gerçek hayatlarımızdan çok öte sahte bir profil sunuyor. İlişkilerimizi tamamen oraya taşımış buluyoruz. Bir doğum günü kutlamasında yüz yüze söylemediğimiz cümleleri satırlara döküyoruz, sevdiğimizi hareketlerimizle değil fotoğraflarla, verdiğimiz değeri öne çıkarttığımız hikayelerimizle gösteriyoruz. 

Peki nerede kaldı eski arkadaşlıklar diye de düşüyor muyuz hâlâ?

Bir diğer yandan beni rahatsız eden konu ise yaş ortalaması. Paylaşılanların herhangi bir kısıtlamasının neredeyse olmadığı bu sosyal dünyada yaşanabilecek olumsuz olayların önüne geçmek ve konu hakkında bir bilinç oluşturmak bize kalıyor. Bu durum sadece çocukların telefonda karşılarına çıkan görüntüler olmaktan öte, onların sosyal medyada ulaşılabilir olmasının da doğuracağı sorunları beraberinde getiriyor. Bu durumda sadece belirli bir yaş altının değil üstünün de hangi amaç ve psikolojiyle sosyal medya kullanıcısı olduğuna dikkat etmeyi gerektiriyor.

Yani günün sonunda hayatlarımızın tam ortasına yerleşmiş bu yeni dünyaya ayak uydururken gerçek hayat ile arasına doğru bir sınır koymak küçümsenmemesi gereken bir önlem halini alıyor. 

Peki siz sosyal medyaya kaç saatinizi ayırıyorsunuz?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *