KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

MEDENİYET MESELESİ-III-

YAYINLAMA:

Batı tefekkürüne haiz toplumlar bir zamanlar üzerlerine tahakküm kuran otoriter kilise kudretini kiliseye karşı türettikleri antikite hevesi ve özlemiyle dolu birtakım reformlar ile inkıraza mahkûm bırakmışlardı. Bu süreç içerisinde bizler coğrafyanın kadere istinat ettiğini muayyen bir nazar ile müşahede etmekteyiz. Nitekim Batı medeniyeti “polis” denen parçalı şehirlerden oluşmuş, bunu coğrafi koşullardan ötürü hâsıl olan tabii durumlara binaen ileri sürmekteyiz. Zira bu yönetimsel ihtilaf bireylerin de birbirinden bağımsız olmasına sebebiyet vermiş ve asırlar sonra özne odaklı düşüncelerin tezahürüyle sonuçlanmıştır. Bu “Eneiyetçi” tefekkür biçimi bireylere günümüz konjonktüründe “hiperrealite” hastalığını sirayet ettirmiştir. Bireyler yaşadığı hakikatin idrakinde olmayı değil hakikati çeşitli maddelere indirgemeyi tercih ederler. Bu toplumsal rahatsızlığa binaen toplumun muayyen kesimlerinde maddeye bağımlı bireyler zuhur eder.

Filhakika, birçok toplumsal inhicamın zuhuruna sebebiyet veren bu reformlardan sonra, birçok Batı menşeili feylesof Batı’nın inkırazına delalet getiren savlar ileri sürmüştür. Teknik açıdan terakki olsa da maneviyattan mahrum nesiller doğuran bir toplum meydana gelmiştir. Nihilist düşünce yapısına haiz fertler, manevi açıdan bir reddiye ilan etmediler, aslında onları bu ameliyeye iten güdü çağın ruhsuzluğunun kebir nişanesidir. Toplumun aklında ihtiva edilen en büyük suallerden biri de uygarlığın teknik açıdan değerlendirilmesinin doğruluğudur. Teknik açıdan gelişen toplumlar elbette belirli bir mesabe kat etmişlerdir. Lakin bu bize yirminci yüzyılın Batılı devletlerinin medeni olduğuna kani edecek kudrette bir sav değildir.

Kendini özne konumuna vazeden bireyler, muayyen özne olma durumu sayesinde var olduğunu- birey olduğunu sanmakta. Bu aslında maddeci düşüncenin en büyük kusurudur. Bizde cisimden tecerrüt etme hali vardır ki birçok geçerli sebebe binaen insanın kâmil olduğunu ve maddeyle birlikte hakir görülmeyeceğini savunmaktadır. Batı medeniyeti ise, bunun tam aksini iddia etmekte ve bireyi cisme indirgemektedir. Hümanizmin en derin paradoksu insanı dünyanın merkezine koyarken temellendirdiği tezlerdir. O halde mevcut ahvaldeki teknik terakkiler ortadan kaldırılır ise, Batı; medeni bir mesabeden barbar bir mesabeye geçiş yapacaktır. Lakin bizler medeniyetin sadece kemmen bir değerlendirmeden ibaret olmadığını çok açık bir şekilde bilmekteyiz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *