Nisan ayında, Nuh Tiyatro Topluluğu’nun Tuzla’da sahnelediği “Mavi Gök Nerede” adlı oyunu izleme fırsatı buldum.
DOĞU TÜRKİSTAN ACISI dünya SAHNEDEsinde
Eser, Doğu Türkistan’da yaşanan baskıları sanatın etkileyici diliyle izleyiciye aktarmayı amaçlıyor. Aslında her birimiz, Doğu Türkistan’da süregelen bu trajedilere sosyal medyada rastladığımız kadar tanık oluyoruz. Ancak bu hak ihlallerinin sahnede, canlı bir performansla vücut bulması beni çok daha derinden etkiledi.
Temsil sonrasında, bu hikâyeye sahnede can veren iki değerli oyuncuyla tanışarak, hayat verdikleri karakterler üzerine derinlemesine bilgi alma fırsatı da buldum.

iyileştirici gücüyle ses vermek, benim için çok kıymetliydi
YADİGAR BARÇAĞ (Maria Ivanka karakteri)
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1985 yılında İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldim; aslen Bingöllüyüm. Sigorta ve ihracat alanlarında çalışıyorum. On yaşında bir kızım var.

Tiyatro ile ilk buluşmanız nasıl oldu?
Tiyatroyla olan bağım aslında okul yıllarıma dayanıyor. Eğitim hayatım boyunca sahneyle hep iç içeydim. Ancak profesyonel anlamda ilk ciddi adımımı 2011 yılında “Yedi Kocalı Hürmüz” oyunuyla attım. Sahnenin büyüsüne kapıldıktan sonra bu tutkumu akademik ve teknik bir temele oturtmak istedim. Bu doğrultuda seslendirme, dublaj ve oyunculuk eğitimleri alarak kendimi geliştirmeye devam ettim.
"Maria Ivanka’da kendimden çok güçlü yansımalar buldum"

NUH TİYATRO TOPLULUĞU DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ OLDU
“Mavi Gök Nerede” ile yolunuz nasıl kesişti?
Nuh Tiyatro Topluluğu ile bu oyun sayesinde tanıştım. Maria Ivanka karakterine hayat verme kararım, senaryoyu okuduğum ilk anda şekillendi. Çünkü Maria Ivanka’da kendimden çok güçlü yansımalar buldum; o bir bakıma bendim. Uluslararası üne sahip bir ses sanatçısını canlandırmak ve haksızlıklara karşı sanatın iyileştirici gücüyle ses vermek, benim için çok kıymetliydi.
Bu süreçte bana bu fırsatı veren oyunun yazarı ve yönetmeni Mehmet Akif Çanakçı’ya da ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Yoğun hayat temposundan sonra tiyatroya dönüş kararını nasıl aldınız?
Hayatın rutini içinde bir gün geriye baktığımda, kendim için neredeyse hiçbir şey yapmadığımı fark ettim. Yoğun iş hayatı ve annelik sorumlulukları derken tiyatro tutkum geri planda kalmıştı. Oysa sanat benim için bir sığınaktı. Bu yüzden yarım kalan hayalime geri dönmeye karar verdim. “Mavi Gök Nerede” bu dönüşün kapısını açtı.
Sanat bugün hayatınızın neresinde?
Tiyatroyu ve şarkı söylemeyi, iç dünyamı ifade edebildiğim en güçlü araçlar olarak görüyorum. Şu anda İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli sahnelerinde Maria Ivanka karakterine hayat vermeye devam ediyorum. Sahnede olmak benim için hayatın en anlamlı kazanımı.
Gençlere mesajınız nedir?
Hayallerinize kavuşmak için yaşın hiçbir önemi yok. Önemli olan adım atmaktır. Ben kendi çocukluk hayalime yeniden kavuştum. Kimse geçmişe takılmasın; önemli olan elimizdeki imkânlarla kendimizin en iyi versiyonuna ulaşmaya çalışmaktır.

“yaşanan acılara sanatsal bir tanıklık sunuyor”
RESUL BAL (Yusuf Heyit karakteri)
Sizi tanıyabilir miyiz?
1976 yılında İstanbul Kartal’da doğdum. Aslen Elazığlıyım. Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü mezunuyum. Eğitimcilik yapıyorum.
Sanatla yolculuğunuz nasıl başladı?
Dershane öğretmenliği yaptığım yıllarda çevremdekiler taklit yeteneğimi fark ederek beni sahne konusunda teşvik ettiler. Profesyonel anlamda sahneye adım atmam bu yıllarda başladı. Bağlama çalmak ve sunuculuk gibi çeşitli sahne deneyimlerim de oldu.

yönetmen mehmet akif çanakçı, dünyayı Türkistan tanıklığına çağırıyor
“Mavi Gök Nerede” ile nasıl tanıştınız?
2024’ün sonlarında Mehmet Akif Çanakçı ile tanıştım. Kendisine projede yer almak istediğimi söyledim. Bir gün bana “Günlük bir olayı çizgi film karakteri gibi canlandır” dedi. Ben de Daffy Duck taklidi yaptım. Bunun üzerine “Tamam, sen artık tiyatrodasın” dedi ve yolum böyle başladı.
Sahneye ilk çıktığınızda neler hissettiniz?
Kolay olmadığını kısa sürede öğrendim. Sahne çok daha disiplinli bir alan. Bu nedenle oyunculuk eğitimlerimin yanına şan ve bağlama eğitimlerini de ekledim. Sanat sürekli gelişim gerektiriyor.

Sayısal bir alan geçmişiniz var. Bu durum sanatla çelişiyor mu?
Ben fizik öğretmeniyim ama sanatla iç içe bir yol seçtim. Aslında sayısal düşünce ile sanatsal ifade bir araya geldiğinde çok daha disiplinli bir üretim ortaya çıkıyor.
GENÇLERE TAVSİYE: “ZİHNİNİZİ BİR ALANA SIKIŞTIRMAYIN”
Yusuf Heyit karakterini anlatır mısınız?
Yusuf Heyit, Doğu Türkistan’da yaşanan baskılara dikkat çekmek amacıyla kurgulanmış bir karakterdir. İşkence ve baskı sonucu zihinsel bütünlüğünü kaybetmiş bir adamı canlandırıyorum. Karakterin soyadı, Doğu Türkistanlı ozan Abdurrehim Heyit’e bir göndermedir. Bu yönüyle oyun, yaşanan acılara sanatsal bir tanıklık sunuyor.
Gençlere mesajınız nedir?
Gençlere tavsiyem, sanatı hayatlarının dışında tutmamalarıdır. Zihni sadece tek bir alana sıkıştırmak yerine farklı alanlarla beslemek gerekir. Disiplinler arası düşünebilen bireyler dünyayı daha doğru yorumlar.