Telkâri, ince altın veya gümüş tellerin bükülüp örülmesiyle yapılan, dantele benzeyen zarif bir metal işleme sanatı. Bu kadim el sanatı, tellerin kaynakla birleştirilmesiyle takı ve süs eşyaları üretilmesini kapsar. "Tel" ve "kari" (iş) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir sanat.
Mezopotamya kökenli bu kadim sanat M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan çok eski bir teknik. Uygulama Alanları ise kolye, küpe, yüzük, kemer, tepsi, tütün kutusu gibi takı ve dekoratif eşyalar. Uygulama yöntem olarak ise gümüşün eritilip ince tel haline getirilmesi, ardından bu tellerin bükülerek desenler oluşturulması ve kaynaklanması ile öne çıkıyor.
BBN Haber için İstanbul'da bu sanata ruh ve hayat veren, bıkmadan usanmadan ve yorulmadan öğrenci yetiştiren Nurhan Keleşoğlu hocamız ile bir araya geldik. İşte o röportaj.

sanatın iyileştirici gücü
Hocam önce sizi tanıyalım?
'Ben Nurhan Keleşoğlu. 1981 yılında İstanbul’da doğdum. Aslen Aslen Erzincan’lıyım. Üniversite hayatıma ara verdikten sonra yıllarca kurumsal bir firmada ön muhasebe alanında çalıştım. Sonrasında hayat beni çocukluğumdan beri ilgi duyduğum kuyumculuk alanıyla tanıştırdı. Benim yetişmemi sağlayan Ümraniye Belediyesi’ne ve kıymetli hocası Mukaddes Bölük’e minnettarlığım sonsuzdur. 10 yılı aşkın bir süredir bu sanatın içindeyim. 3 yıldır da usta öğretici olarak Ümraniye Belediyesi çatısı altında çalışmaktan gurur duyuyorum. Telkâri eğitmenliği yapmak, el emeğine ve sanatın iyileştirici gücüne inanmak benim için sadece bir üretim değil, aynı zamanda bir ifade biçimi. Öğrencilerime sadece teknik öğretmiyorum; sabrı, inceliği ve bir işi sevgiyle yapmanın değerini aktarmaya çalışıyorum.”

“Telkari nedir?”
“Telkâri, ince gümüş tellerin sabırla şekillendirilmesiyle ortaya çıkan çok zarif bir el sanatıdır. Her parça aslında bir hikâye taşır. Makine işi değildir; tamamen el emeği ve dikkat ister. Bu yüzden telkâri, sadece bir takı değil, aynı zamanda bir sanat eseridir.”

“Neden telkari?”
“Çünkü telkâri bana yavaşlamayı öğretiyor. Günümüzün hızlı dünyasında telkâri, insanı ana döndüren bir sanat. Her ilmekte sabır, her kıvrımda emek var. Bu hissi öğrencilerime de aktarmak benim için çok kıymetli.”
Eğitmenlik senin için ne ifade ediyor?”
“Eğitmenlik benim için sadece bilgi aktarmak değil; bir yolculuğa eşlik etmek. Öğrencilerimin ilk yaptıkları parçada gözlerindeki heyecanı görmek… işte bu benim en büyük motivasyonum.”

“Öğrencilerine ne kazandırmak istiyorsunuz?”
“Teknik becerinin yanında özgüven kazanmalarını istiyorum. Kendi elleriyle bir şey üretebilmenin verdiği güç çok değerli. Ayrıca sabretmeyi ve süreçten keyif almayı öğrenmelerini önemsiyorum.”
“Zorlukları neler?”
“Telkâri sabır ister. Başlangıçta öğrenciler zorlanabiliyor ama vazgeçmeyen herkes mutlaka başarıyor. En büyük zorluk aslında hız çağında yavaş kalabilmek.”

“Son olarak ne söylemek istersiniz?”
“El emeği sanatlar sadece geçmişin mirası değil, geleceğin de ihtiyacı. Daha çok insanın bu sanatla tanışmasını ve üretmenin huzurunu yaşamasını isterim.”

Sosyal medya adresi:
@nunikotasarim