Nadiren ilk kez gerçekleşen doğumdan sonraki ilk haftalarda da ortaya çıkabiliyor.
GEBELİK ZEHİRLENMESİ
Tıbbi adı preeklampsi olan gebelik zehirlenmesinde anne adayları yüksek tansiyon, idrarda protein, şişlik, baş ağrısı ve bulanık görme şikayetleri yaşayabiliyorlar. Preeklampsi, yüksek tansiyona bağlı olarak vücuttaki diğer organları da olumsuz etkileyebilir ve hem böbrek hem de karaciğer hasarı ile birlikte beyin hasarına ve diğer ciddi yan etkilere neden olabiliyor.
Hem anne adayının kendisi hem de gelişmekte olan fetüs için tehlikeli bir komplikasyon olan gebelik zehirlenmesi bu riskler nedeniyle, doktor tarafından hamileliğin yakından izlenmesini ve hemen tedavi önerisini gerektiriyor.
Gebelik zehirlenmesi uygun zamanda tespit ve tedavi edilmezse, anne ve bebekte ölümcül seyredebilecek gelişmelere neden olabilir.
NEDENİ İLGİNÇ
Gebelik zehirlenmesinin plasentanın gerektiği kadar çalışmaması ve rahimdeki kan akışının sağlıklı bir şekilde işlememesi sonucunda meydana geldiği değerlendiriliyorr. Gebelik zehirlenmesi gebenin rahim duvarına yerleşik halde bulunan, gebelik boyunca bebeğe besinlerin ve oksijenin iletimini sağlayan plasentadan (eş) kaynaklı olduğu düşünülüyor.
Bu kapsamda gebenin rahim duvarına yerleşmiş olan plasentanın ve rahim duvarının damar yapısında çeşitli nedenlerle oluşan anormallikler ve buna bağlı olarak kan akımındaki bozukluklar nedeniyle gelişebiliyor. Bunlarla birlikte genetik faktör, çoğul gebelik öyküsü, kronik hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve diyabet gibi unsurlar da gebelik zehirlenmesine yol açabiliyor.
Uzmanlara göre gebelik zehirlenmesine yol açabilecek risk faktörleri şöyle:
- Genetik faktör
- Çoğul gebelik öyküsü (ikiz, üçüz)
- Kronik hipertansiyon
- Böbrek hastalıkları
- Diyabet
- Sistemik lupus eritematozus
- Tüp bebek tedavisi görmek
GEBELİK ZEHİRLENMESİNİN BELİRTİLERİ
- Kan basıncında ani yükselme
- Aşırı kilo alımı
- Bacaklarda, ellerde veya yüzde şişlik (ödem)
- Baş ağrısı
- Bulanık görme veya ışığa duyarlılık gibi görme bozuklukları
- Mide bulantısı ve kusma
- İdrarda protein varlığı
- İdrara daha az çıkma
- Baş dönmesi
- Nefes darlığı
- Zihinsel bulanıklık
- ALT ve AST gibi karaciğer enzim değerlerinde yükselme
TEDAVİ YÖNTEMİ
Preeklamptik gebelerin genelde hastanede takibi öneriliyor. Ancak nadiren hafif preeklampsi mevcutsa, hastanın acil durumları fark edip edemeyeceğine, hastaneye ulaşma süresine göre yatış yapılmadan yakın takip de yapılabiliyorr. Bununla birlikte sıkı tansiyon takibi de mutlaka gereklidir. Gerekli durumlarda antihipertansif ilaçlar başlanıyor. Bebeğin akciğer gelişimi için anneye steroid enjeksiyonu yapılması da gerekebilir. Bazı durumlarda annede nöbet gelişimini önlemek ve bebeği prematuritenin bazı olumsuz sonuçlarından korumak için anneye magnezyum tedavisi uygulanabiliyor.
Aynı şekilde gerekli kan testleri ve idrardaki protein oranı hastalığın ağırlığına, gebelik haftasına göre uygun aralıklarla takip ediliyor. Bebeğin iyilik hali, büyüme takibi, kan akımları ve amniyon sıvısı miktarı ultrasonografi ile takibi yapılıyor. Ayrıca bebeğin iyilik hali uygun gebelik haftasında NST (non stres test) ile de yakından izleniyor. Preeklamptik annenin bebek hareketlerini takip etmesi de önemlidir. Bebeğin hareketli olması fetal iyilik halinin bir göstergesi olarak nitelendiriliyor.
ASIL TEDAVİ NE?
Uzmanlara göre Preeklampsinin asıl tedavisi doğum. Hafif preeklampsi belirtileri mevcutsa bebeğin doğması için uygun zamana kadar anne ve bebeğin iyilik hali gözetilerek uygun tedavilere ve yakın takibe devam edilmesi gerekiyor. Genellikle hafif gebelik zehirlenmelerinde 37. gebelik haftasına kadar bekleme olasılığı yüksekken, ağır preeklampsi durumunda erken doğum yaptırılması gerekebiliyor. Doğum şekline (vajinal doğum veya sezaryen) hastalığın ağırlığına, gebelik haftasına, anne ve bebeğin durumuna göre karar veriliyor.