Sultan 2. Abdülhamid vefatının  102. yılında yâd ediliyor

Sultan 2. Abdülhamid vefatının  102. yılında yâd ediliyor

10 Şubat 1918 Pazar günü hayata gözlerini yuman 2. Abdülhamid'in cenazesi, Sultan Reşad'ın iradesiyle ölümünün ertesi günü padişahlara mahsus özel bir törenle Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi.

Osmanlı İmparatorluğunun önemli padişahlarından Sultan 2. Abdülhamid, vefatının 102. yılında yâd ediliyor.  Babası Sultan Abdülmecid, annesi ise Tirimüjgan Kadınefendi olan Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde dünyaya geldi. Görevlendirilen özel hocalardan Farsça, Arapça, Fransızca, musiki ve diğer alanlarda eğitim alan Abdülhamid, kendisini himayesine alan amcası Sultan Abdülaziz tarafından Mısır ve Avrupa seyahatlerine götürüldü. Meşruti bir yönetim kurmak isteyen devlet adamı ve idarecilerin Sultan Abdülaziz ile 5. Murad'ı tahttan indirmelerinin ardından 2. Abdülhamid, 31 Ağustos 1876'da tahta çıktı. Kısa süre sonra 23 Aralık 1876'da Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi ilan edildi. Sultan Abdülhamid, tahta çıktığında dışarıda da birçok sorunla karşı karşıya kaldı. Londra Konferansı'nda, Ruslar'ın tekliflerini kapsayan Londra Protokolü Sultan Abdülhamid'in isteğiyle mecliste görüşülüp reddedilince Rusya, 24 Nisan 1877'de (93 Harbi) Osmanlı Devleti'ne resmen savaş ilan etti. Plevne'de Gazi Osman Paşa, doğuda Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın başarıları savaşın genel gidişini durduramadı, Türk orduları cephelerden çekilmeye başladı. Onların ardından on binlerce Müslüman-Türk muhacir de İstanbul'a ve Anadolu'ya göç etti. Meclisle anlaşmazlığa düşen Sultan Abdülhamid, anayasanın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak, 13 Şubat 1878'de Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti, fakat meşrutiyet ve anayasadan vazgeçtiğine dair hiçbir beyanda bulunmadı.  3 Mart 1878'de Rusya ile Ayastefanos Antlaşması imzalandı. 4 Haziran 1878'de hükümetin imzaladığı Kıbrıs'ın yönetimini geçici olarak İngiltere'ye bırakan antlaşmayı II. Abdülhamid, direnmesine rağmen onaylamak zorunda kaldı. 13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması ile pek çok toprak kaybedildiği gibi, Rusya'ya karşı da ağır bir harp tazminatı ödenmesi kabul edildi. Yaşadığı olaylar üzerine bazı devlet adamlarının da destek ve teşvikiyle devlet idaresini Yıldız Sarayı'nda topladı. 1. ve 2. Çırağan vakaları sonrası kuvvetli bir hafiye teşkilatı kurdu. Dış politikada karşılaştığı güçlükler, bilhassa yabancı devletlerin içeride birtakım olaylar çıkarmaları, padişahı sıkı bir rejim uygulamaya sevk etti. Çünkü iç politikadaki çalkantıları kontrol etmeden, dağılmakta olan bir imparatorluktaki çeşitli menfaat gruplarını ve siyasi faaliyetlerini kontrol altına almadan devleti yönetmek mümkün değildi. Tahta çıktığı gün etrafını saran kimselerin entrikalarla örülü ağlarına kendisini hapsetmek istediklerini anlayan Abdülhamid, buna karşı önlemlerini aldı. Bunun sonucu olarak da Avrupa'da yapılan aleyhte yayın faaliyetlerine yönelik sıkı bir sansür uyguladı. Devletin toparlanabilmesi için zamana ihtiyaç olduğuna inanan Abdülhamid, ağır bir yük oluşturan savaşlardan kaçınma yoluna gitti.
Sultan 2. Abdülhamid, saltanatı süresince daima idareli davrandı. Kendi kesesinden fedakarlıklarda bulundu. Sarayın masraflarını azami derecede kıstı. Saray hayatından uzak sade bir hayat yaşadı. Abdülhamid, ekonomik alanda kendisinden önceki padişahlardan devraldığı dış borçları temizlemeye öncelik verdi. Avrupalı alacaklıların temsilcileriyle 20 Aralık 1881'de bir anlaşma imzalandı. Muharrem Kararnamesi adı verilen bu anlaşma ile alacaklı ülkelere belli devlet gelirlerini toplamak üzere Düyun-u Umumiye'yi kurma imtiyazı tanındı. Böylece borçlar büyük ölçüde hafifletildi. İslam dünyası ile bağlarını güçlendirmeye çalışan ve bunu temel bir siyaset haline getiren Sultan Abdülhamid, Almanya'dan aldığı mali destek ile 1888'de Haydarpaşa-İzmit demir yolu hattını Ankara'ya kadar uzattı. 1902'de Ankara'yı Bağdat'a bağlayacak hattın yapımını da Almanlar'a verdi.


ÇOK İYİ BİR ZEKA VE HAFIZAYA SAHİPTİ
Sultan Abdülhamid, soğukkanlı fakat vehimli bir mizaca sahipti. Yürürken ve otururken biraz öne doğru meylederdi. Çok dinler, az konuşurdu. Kendisiyle konuşanlara saygı telkin eder, herkese karşı nazik davranırdı. Karşısındakinin duygu ve düşüncelerini sezmekte mahirdi. Çok iyi bir zeka ve hafızaya sahipti. Bir kere gördüğü veya sesini işittiği kimseyi asla unutmazdı. Kılıç kullanma ve tabanca atmakta yetenekli idi. Batı müziğinden, opera ve tiyatrodan da hoşlanırdı. 10 Şubat 1918 Pazar günü hayata gözlerini yuman 2. Abdülhamid'in cenazesi, Sultan Reşad'ın iradesiyle ölümünün ertesi günü padişahlara mahsus özel bir törenle Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.