KONYA HABER
Konya
Kapalı
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3346 %0.01
51,3419 %-0.05
10.475,11 % -3,26
Ara
BBN Haber Videolar Sağlık Şiddetin ve cinayetlerin ana kaynağı: Alışılmış öfke normalleşiyor

Şiddetin ve cinayetlerin ana kaynağı: Alışılmış öfke normalleşiyor

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, "Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor" dedi.

KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 2 dk

İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz" dedi.

Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, "Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve ‘ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim’ diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *