Türkiye'de her yıl yaklaşık 3.500 ile 4.000 arasında yeni çocukluk çağı kanseri tanısı konulmaktadır. Bu sayı, nüks (hastalığın tekrarlaması) vakalarıyla birlikte yıllık 5.000 civarına ulaşmakta.
Yıllık yeni vaka yaklaşık 3.500 - 4.000 çocuk. Çocukluk çağı kanserleri arasında en yaygın olanı lösemidir (yılda yaklaşık 1.200 - 1.500 vaka). Çocukluk çağı kanserleri, tüm kanser vakalarının yaklaşık %1 ile %2'sini oluşturmakta. Türkiye'de çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhis ve modern tedavi yöntemleriyle başarı oranı %70'in üzerindedir.
EBEYVEYNLER BELİRTİLER KONUSUNDA BİLGİSİZ Mİ?
Ancak ebeveynlerin yalnızca üçte birinden azı belirtiler konusunda bilinçli olduklarını söylüyor.
Uzmanlaa göre, ilk belirtilerin kolayca gözden kaçabildiğini söylüyor.
Çocukların hafif egzersizden sonra nefes nefese kaldığını ve çok çabuk yorulduğunu anlatılıyor. Bunların formsuzluğa ve okul sonrası yorgunluğa bağlandığını söyleniyor.
Vücudunda morluklar oluşmaya başlayınca anne bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayabiliyor. Kısa süre içinde de çocuğa lösemi teşhisi konuyor.
Nelere dikkat etmeliyiz?
Çocuk onkoloları, ebeveynlerin devam eden, kötüleşen veya büyüyen belirtilere dikkat etmesinin çok önemli olduğunu söylüyor.
Aşağıdaki durumlarda bir doktora başvurulması öneriliyor:
- Aşırı yorgunluk
- Solgun görünme
- Açıklanamayan morluklar
- Zamanla büyüyen veya geçmeyen ve büyümeye devam eden şişlikler ve yumrular
- Çocuklarda kanser, yetişkinlere göre çok daha hızlı gelişir; bunun temel nedeni çocukların büyüme sürecidir.
Uzmanlar, eğer bir çocukta geçmeyen üç semptom varsa veya bir doktor üç kez görünmüşse ya da üç haftadır açıklanamayan semptomları varsa detaylı incelemeye sevk ediyor.
Bununla birlikte, 1970'lerden bu yana hayatta kalma oranlarının önemli ölçüde arttı ve her 10 çocuktan sekizi teşhisten sonra beş ila 10 yıl veya daha fazla süre hayatta kalıyor.
Kimi çocukların kanser yolculuğu, hiç beklemediği bir anda ortaya çıkan tek bir kırmızı morlukla başlayabiliyor. O yüzden anne babaların erken teşhisi yaşam kurtarıyor.