KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

ANLAMSIZLIK KARŞISINDA GERİ ÇEKİLME: KENDİ KENDİNE SOSYAL TECRİT

YAYINLAMA:

İlla her şeyin bir anlamı, bir öyküsü veya deneyimsel bir bilgi kaynağı olması gerekmiyor; yaşamanın bizzat kendisi bir anlam ifade ediyor zaten ancak hayatın anlamını yitirdiği zamanlar oluyor. Yaşamın sasılaştığı, yaşanan zamanın herhangi bir şey ifade etmekten öte heyecan verici canlı bir dokusunun bulunmadığı dönemler yaşanabiliyor. Bu dönemlerde intiharların arttığı bir vak’a. Bu dönemler daha çok geçiş dönemleri olarak kavramsallaştırılıyor.

Nereden neye geçiş dönemi?

İlerlemenin durduğu dönemlerde zaman donuyor ve ZAMAN donduğu yerde geçmiyor, ELASTİKLEŞİP SAĞA SOLA, İLERİYE VE GERİYE SÜNÜYOR SANKİ.

Hemen hepimiz bir başıboşluğun sarhoşluğunu yaşıyor muyuz gibi.

Düşmüyoruz ama ayakta da değiliz.

Yepyeni bir sürecin İÇİNDE GEÇİYORUZ her anlamda:

Maddi ve manevi hemen hiçbir şeyin bizi tatmin etmediği, yaşıyor olmaya tapınmaktan gözümüzün başka hiçbir şey görmediği;

Kendimizi beğenmekten ve sevmekten başka bir beğeni ve sevgiye yerin kalmadığı ama KENDİMİZE BU DÜŞKÜNLÜĞÜMÜZÜN de antidepresanların desteğiyle mümkün olduğu;

Göstermelik yaşarken, bize istediğimizi gibi bakmadıkları için görünmekten de tam anlamıyla zevk almadığımız;

Bir ürün olarak kendimizi sunduğumuz her platformdan alıcıların bize baktığında, bize dokunduğunda yaralandığımız ama bu acı hissin farkına vardığımızda artık yaralanmanın bağımlılık yaptığını anlamadığımız;

Kısaca şimdi ve burada olmak inanılması güç bir deneyim gibi geliyor bana.

Ne gündelik yaşamdaki bizi biz yapan rutinler tatmin ediyor bizi,

Ne gündelik siyaset,

Ne sadece Tanrı varlığına inanmak,

Kan kaybediyoruz ve tam da bu süreci yaşamak zannediyoruz gibi.

Bu bir geri çekilmeyi de beraberinde getiriyor; sosyal geri çekilme. Kalabalıklardan, hatta çok yakın olmamak üzere hemen bütün insanlardan; zorunlu olmadıktan sonra alış-verişe bilge gerek yok… Soysal tecrit sanki bir terapi gibi; öyle mi gerçekten veya böyle ne kadar yaşanır; yaşanabilir mi?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *