Bilge Sebilcioğlu

Bilge Sebilcioğlu

Marmara Denizi İyileşecek Ama Yardımımıza İhtiyacı Var

Günümüzde iklim krizinin etkileriyle öngörülenden çok daha hızlı bir şekilde yüzleşiyoruz. Gezegen artık ona yüklediğimiz yükü taşıyamıyor. İnsan eliyle yaratılan çevre kirliliği tabloyu her geçen gün daha da ‘karartıyor’.

Doğal hayatın dengesinin bozulması, kaynakların bilinçsiz kullanımı, yetersiz arıtmanın yanı sıra sıcaklıkların artması, oksijen seviyesinin azalması gibi faktörler sonucu karşı karşıya kaldığımız son felaket ise deniz salyası oldu.

1970-2020 yılları arasında neredeyse 3 C daha fazla ısındığı  görülen Marmara Denizi dibini ve yüzeyini kaplayan Müsilaj hızla Karadeniz ve Ege’ye de yayıldı.

Geçen yıl Marmara’da gerçekleşen Müsilaj olayı sonrası Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakalığı  Marmara Denizi’ni tehtit eden Müsilajdan temizlemek için 22 maddelik bir eylem planı açıkladı. Geçtiğimiz yıl bunlar yaşanırken Marmara Denizi’nin  şu an müsilaj konusunda ne durumda olduğunu Onyedi Eylül  Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Mustafa Sarı’ya sorduk

“Bu yıl müsilajın geçen yılki kadar yoğun olmayacağını söyleyebiliriz çünkü 2021 yılında yaşadığımız Müsilaj 2020 yılının kasım ayından itibaren suyun altında başlayan faaliyetlerin bir sonucuydu” dedi

Şu anda suyun altında yoğun bir müsilaj olmadığını ifade eden Sarı, “Deniz karı mahiyetinden var az miktarda da kremsi Müsilaj olarak yüzeylerde zaman zaman görünüp kayboluyor. Suların sıcaklığının artmasıyla beraber önümüzdeki günlerde yeni müsilaj oluşumları ile karşılaşabiliriz şöyle ifade ediyoruz kesin olarak  müsilajla karşılaşacağız ama zamanını bilmiyoruz” açıklamasında bulundu.

Müsilaj ile mücadelede en başta yer alan Onyedi Eylül  Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mustafa Sarı, “Müsailj Ağıt mı Umut mu?” kitabında müsilaji tüm yönleriyle ele aldı. Müsilajın oluşumunu, nedenlerini, kirlilik kaynaklarını akıcı bir dille açıkladı. Müsilajla ilgili aklınıza gelebilecek bütün soruları hepimiz adına sorarak cevapladı.

Sarı; Ağıt yakmayı bırakıp, müsilajdan yaptığı yuvasında neslini devam ettirmeye çalışan çırçır balığının yaktığı umut ışığının peşine düşmeyi öneriyor. Suçu başkalarına atmak yerine bireysel olarak yapabileceklerimizi bize hatırlatıyor.

Şimdi hepimizin Marmara Denizine olan sorumluluğunu yerine getirme zamanı;

Şu anda da Marmara Denizi yeni bir müsilaj oluşumu olmazsa eski haline dönmek için hızlı bir iyileşme sürecine girebilir. Ama bizim denize yardım etmemiz lazım. Yani, madem deniz kendi kendini toparlıyor deyip devam etmek yanlış olur. Denizin kendini toparlayabilmesi için bizim yardımımıza ihtiyacı var.

Bizim şimdi Marmara Denizinin çevresinde yaşayan insanlar olarak 25 milyon insan el ele verip bireysel çabalarımızı birleştirmemiz lazım. Denize giden atıkları azaltmalıyız. Atık yağı lavabolarımıza dökmeyip biriktirmeliyiz. Evlerimizde kullandığımız deterjan miktarını azaltmalıyız. Deniz iyileşecek ümit var ama bizim desteğimize, yardımımıza ihtiyacı var

Unutmayalım ki müsilaj denizle kurduğumuz yanlış ilişkinin sonucu. 

Müsilaj kirlenen ruhlarımızın denize karşı kaybettiğimiz saygının bir dışavurumu. Eğer denizle  olan ilişkimizi doğru bir temele oturtmazsak, zamanı meçhul tekrar kesin yeni müsilaj kabusu ile yüzleşeceğiz.

Şimdi bir yol ayrımındayız. Ya denizin müsilaja verdiği mesajı alıp denizimizi kurtaracağız ya da vazgeçeceğiz…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.