D. Emin Bilge

D. Emin Bilge

Aileler ergene karşı nasıl davranmalı

Aileler ergene karşı nasıl davranmalı

Anne baba olarak ergenlerin davranışlarını abartmamalı, sabır ve empati göstermeliyiz. Bizim zamanımızda bu yoktu, ergenlik neymiş dememek gerekir. Çünkü dünya değişti, şartlar değişti,  anlayışla karşılamak gerekir. Tedirgin olmayıp, işi oluruna bırakmalı, fazla üzerine gitmemeli. Aileler, öğretmenler ile işbirliği yapmalılar. Eğer gençlerde panik atak, deprasyon vb. varsa elbette psikolog ve doktora götürülmesi gerekli.

Anne baba olarak, çocuğumuzun bir eşref saatini bularak, ertelemeden açık açık problemini konuşmalıyız. Zıtlaşmadan, artılarını da sayarak, bak senin şu şu özelliklerin güzelliklerin var, bu bizi memnun ediyor. Ama senin şu şu  hataların da var, bunları düzeltirsen daha iyi bir genç olursun. Kendini değiştirirsen daha mutlu olursun, daha tatlı olursun, daha neşeli olursun, arkadaşlarının arasında daha popüler olursun gibi güzel ve yapıcı sözler söylemeliyiz.

Anne baba ile ergenin  karşılıklı güvenleri olmalı, dengeli davranmalılar. Nasıl aşırı baskı zararlıysa, aşırı hoşgörü de zararlıdır. Çocuğumuzu, avucumuzdaki kuş gibi düşünmeliyiz. Sıkarsak zarar veririz, gevşek bırakırsak elimizden kaçar. O büyümüştür artık, onu çocuk yerine koymamalı adam yerine koymalı ve ona göre davranmalıyız.

Kötü arkadaş çevresinden korumak için gayret etmeliyiz. Bunun zor olduğunu biliyoruz, çünkü anne baba ve büyüklerinden daha fazla arkadaşlarını ve medyayı dinlerler. Biz arkadaşını kötüledikçe o arkadaşına yaklaşır.

Gençlerin kendilerine yanlış model seçmeleri, populer kültürün etkisinde kalmaları, onlar gibi olmak istemeleri onları yanlışa sürüklüyor. Hz. Ali (ra.)’nin “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” dediği gibi, örnekleri   yanlış olunca haliyle sonuç yanlış olur. Gençlere  örnek aldıkları kimseleri her yönüyle tanıtmak doğru bir metot olur.

Anne baba aldığı kararlarda ısrarlı olmalı, ikiye bir karar ve kural değiştirmemeli. Çocuklarına arkadaş değil, anne baba olmalılar. Çok nasihat bıktırır ve kızdırır, haliyle zıddını yaptırır. Ergenin de bir sınırı olmalı, astığı astık kestiği kestik  olmamalı. Ali kıran,  baş kesen olmasına izin verilmemeli. Ailenin itibarını ve otoritesini  kabul etmeli.

Yanlış bir arkadaş grubunda olan bir gençle sürekli tartışmak, arkadaşlarına uyuyorsun demek, arkadaşlarını kötülemek genci aileden  uzaklaştırır. Yalnızlık ve mutsuzluk nedeniyle o gruba daha fazla bağlanmasına sebep olur. Sakin olup, sıkıntısını anlamak, ona sevgi göstermek en güzel yoldur.

Ergenlik çağında gençlerin kanları adı üstünde delidir, onları olduğu gibi kabul etmeli, ne abartmalıyız ne de görmezden gelmeliyiz, onlara rehberlik yapmalıyız.

Ergenler büyük hata yaptıklarında, aile olmamış gibi davranırsa bu da doğru değildir. Geliri iyi olan tanıdığım bir aile, çocuğuna pahalı bir araba aldı. Delikanlı şımarık büyüdüğü için kuralsız yaşadı, aşırı hız yaparak büyük bir kaza yapıp ölümden döndü. Aile, haliyle çocuklarının kurtulduğuna çok sevindi. Bir müddet sonra yine pahalı bir araba aldılar. Geçmiş kazadan ders almayan genç, ikinci kazadan kurtulamadı ve yanındaki arkadaşıyla beraber hayatını kaybetti.

Kişiliğine yönelik ağır sözler söylememeliyiz, o zaman  savunmaya geçer, kızdığı ve ön yargılı olduğu için  yaptığı hatayı yeterince göremez, bana baskı yapıyorlar, ben de onların dediklerinin tam tersini yapacağım diye karşı çıkar.

Çocuğumuza  önem verdiğimizi ve anladığımızı  kendisine hissettirmeliyiz. Seveceği ve uyum sağlayacağı bir çevre bulmasına yardımcı olmalıyız. Örnek alabileceği  güzel insanları göstermeliyiz.

Çocuğumuzun iki dünyada da mutlu olmasını istiyorsak, manevi eğitim de vermeliyiz. Ona zaten küçük yıllardan itibaren dini ve milli değerlerimizi de öğretmemiz gerekirdi. Nasıl trafik kurallarını öğretmişsek,  haramı, yalanı, sahtekarlığı, saygızlığı, içkiyi, kumarı, küfür vb.nin  zararlarını da öğretmeliyiz. Ama bütün bunlar için aile fertlerinin iyi örnek olması gerekir.

Yanlış bir arkadaş grubunda olan bir gençle sürekli tartışmak, arkadaşlarını  kötülemek aileden  uzaklaştırır. Yalnızlık ve mutsuzluk nedeniyle o gruba daha fazla bağlanmasına sebep olur.

Aileler sevgilerini göstermek  için, genci dinleyip fikirlerine saygı, ona karşı güvenlerini göstermeliler,  başarılarını beğenmeli ve hatalarına anlayışlı yaklaşmalılar.

Aileler çocuklarının  sorumluluklarını üstlenmemeliler. Çocuğunuz  sorumluluk duygusu taşımazsa onunla daha çok işiniz var demektir. Bu dönemde gençlere verebileceğimiz en önemli katkı anlayış, sabır, sevgi ve destektir.

Ergenlerin her  istediği verilirse, her istediğine kavuşursa bu sefer problem geçici olarak çözülmüş olur yani tozu halının altına süpürmüş oluruz. Aspirin atarak ağrımız geçer ama, kalıcı bir sağlığa kavuşmuş olmayız. Onun  her istediğini  yaparsak, iyilik değil tam aksine kötülük yapmış oluruz. Her istediği yapılan çocuklar mutsuz ve  huzursuz olurlar . İstekleri bitmez doyumsuz ve sorumsuz olurlar.

Aileler  bütün bu olumsuzlukları görürler ama ne yapacaklarını bilmezler. Çocuğunu kırmamak, onları üzmemek  için kendileri üzülürler, onların yaptıklarına  katlanırlar. Çocuklarının  suç işleyeceklerini ve  kendilerine zarar vermelerinden kaygı ve endişe duyarlar. Çocuğunu kontrol etmeye çalışırken, bazı zaman dengeyi sağlayamayarak da kaş yaparken göz çıkarırlar. Çocuk ailenin her isteğini  müdahale olarak algılar, aile de ergenin her istediğini isyan olarak algılar.

Hz. Mevlana ne güzel demiş; “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır.”

Bütün şartları yerine getirsek bile bu işin  garantisi  yoktur.

Bazı peygamberlerin çocukları bile ailelerine karşı itaatsız ve Allah(cc) karşı  inançsız oldular. Ebeveyn olarak  biz üstümüze düşeni yaparız,  ama sonucuna  karışamayız. O Allah’ın takdiridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D. Emin Bilge Arşivi