Hasan DURUCAN

Hasan DURUCAN

Hepimiz Aykut Kocaman'ız

Hepimiz Aykut Kocaman'ız

"Uzun zaman sonra ilk kez doğru bir kadro ile maça başladı Aykut Hoca"

**

Sosyal ağlarda böyle başlayan ve devamı olan bir yorum okudum. Bu sadece bana mı garip geliyor bilmiyorum ama üstünkörü okuyup geçersen pek takılmıyorsun lakin şöyle özüne indiğinde gerçekten ağır bir cümle olarak ortaya atılmış. Hücum futbolu diye diretilen ülkemizde futbolu sadece gol üzerine kurulu bir oyun olarak gören genişçe bir kitle var. Ara transfer döneminde borç batağında olan birçok kulüp adeta yabancı transfer noktasında birbiriyle yarışarak günü kurtarmanın derdinde borçlarına borç kattı. A takımına B isim gelirken C takımına D isim geldi diye borçla caka satıldı. Birçok kulüp altyapıdan oyuncu yetiştirip kadrosuna dahil edemezken birçok kulüp nerdeyse sahaya sürdüğü ilk onbiri yabancı statüsünde tercih etmeye başladı. Ve farkında olmasak da bizlerde buna alkış tuttuk. Konu nerden nereye geldi. Bunlar derin mevzular elbette, enine boyuna çok tartışılır ama geçmişten günümüze ülke futbolunda belli bir yeri olan; oyunculuk döneminde gol krallıkları yaşayan, yıllardır camiada belli bir duruşu olan ve tabiri caizse ekmek parasını buradan çıkaran ve en önemlisi de bu oyuncu grubuyla nerdeyse haftanın her günü birlikte zaman geçiren Aykut Kocaman'a uzun zamandan sonra ilk kez doğru kadro ile maça çıktı demek bence çok yersiz kalıyor.

Elbette kimse hatasız değil, herkesin hatası olduğu kadar Kocaman'ın da hatası var ama buna bende dahil olmak üzere teknik direktörlük edasıyla olaylara yaklaşmayalım. Bu camiaya uzun vadede olumsuz olarak geri dönüyor. Aslında çok farklı birşey kaleme alarak köşe girecektim ama bu cümle beni ciddi manada etkiledi. Kimseyi yargılamak gibi bir amacım elbette yok, hocanın avukatı da değilim lakin bazen konuşurken veya yazarken cümlenin nereye gittiğini de bilmek gerekir. Aykut hocayı severim. Özellikle Konyaspor'u çalıştırmaya başladığı süreçten sonra bu sevgim başladı. Bunun da alınan kupalarla pek alakası yok aslında. Hocayı beden diliyle, temsil yeteneğiyle, akla dayanan makul düşünceleriyle daha çok sevdim. Elbette ben yeşil beyaz armaya gönül vermiş bir taraftarım diye nitelendiren kimseyi takımın puan cetvelinde bulunduğu sıralama mutlu etmez ama bu denli de kendi kendimizi huzursuz etmenin de anlamı yok kanımca. Farkında olmadan herkes herkesi baskı altına alıyor ve birimiz diğerine emsal olup cesaretlendiriyoruz. Hayatın bazı değişmeyen akılcı kuralları da vardır. Başarısızlığı bir başlangıç olarak görmek gerekir, bir son olarak değil ve bugün ki alışkanlıklarımız da geleceğimizi belirliyor. Umarım bu alışkanlıklar ileride bize başarı olarak geri döner.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan DURUCAN Arşivi