KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Saman başaklayan çiftçi!

YAYINLAMA:

Kurban Bayramı’nda sıla-i rahim yapmak üzere Kadınhanı-Polatlı yolunu kullanarak memlekete gittim. Yol boyunca meraklı gözlerle etrafı incelerken dikkatimi “susuzluk” çekti. Kim bilir belki yurdumuzun kuraklıktan kasıp kavrulması belki de son dönemde üst üste yaptığımız kuraklık ve dış havzalardan Konya Ovası’na su getirilmesi yönündeki haberlerin etkisiyle algıda seçicilik bu yöndeydi. Ya da acı gerçek tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyordu.

Peki neydi bu canımızı acıtan, yüreğimize kor ateş düşüren bu manzaralar?

İlkin sap saman başaklayan (hasattan sonra tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplama) bir amcaya rastladım. Doğrusu hiç mi hiç alışık olmadığım bir tabloydu. Sapı alınmış bir tarladan tırmık yardımıyla saman kırıntılarını derliyordu amcamız. Öyle ya fukara ne yapsın, ahırdaki hayvanına yedirmek için birkaç çuval sap elde etse fena mı olur? Yemin, samanın fiyatı ortada. Hayvancılık yapmak bile yürek işi olmuş.

Ovanın içerisine kıvrılınca bu kez bizi boynu bükük ayçiçeği tarlaları karşıladı. Susuzluktan kurumaya yüz tutmuş, boyları bir karışı geçmeyen bu bitkiler bakalım tarla sahibinin verdiği emeğin yaptığı masrafın karşılığını verebilecek mi?

Sonra hasadı yapılmış uçsuz bucaksız tarlalarda otlayan koyun sürülerini gördüm. Kavurucu sıcaklarda bir yudum suya hasret kalmış bu canları sulamak için patpatlara, römorklara su tankları yüklenmiş ve oluklar yardımıyla seyyar olarak hayvanlara su veriliyordu. Öyle ya su kaynakları hızla tükeniyor, sondaj suyu bile 300 metreden çıkarılıyor.

Zor dostum zor… Çiftçilik de hayvancılık da zor. Bir taraftan günden güne artan maliyet diğer yandan su sıkıntısı küçük çiftçiyi yoruyor, yıpratıyor hatta bırakmaya zorluyor.

Yolculuğun finalinde bizi kurumuş Sakarya Nehri karşıladı. Konya sınırlarının tükendiği, Eskişehir ve Ankara topraklarının buluştuğu topraklara hayat veren şanlı Sakarya Nehri ne yazık ki kuraklık ve vahşi sulama kurbanı olmuş. Sulama birliği köylere nöbetleşe su tanzim ediyor. Hatta bununla da kalmamışlar tarlalar kanal üstü ve kanal altı diye ayrılmış ve kanal üstüne yeşil (şeker pancarı, soğan, haşhaş vs) ekimi yasaklanmış. Diğer bölgeler de sıra gelirse ve su yeterse sulanacak.

Maalesef Anadolu’da tablo bu.

Toprak, insanlar, hayvanlar “suuuuuu” diye bağırıyor.

Su yönetimi ve eylem planı şart diyoruz ama açık söylemek gerekirse eğer Cenab-ı Allah, sonsuz rahmetinden kara toprağa birkaç katre vermezse vay halimize!

Görüldüğü gibi ortada yürek sızlatan bir fotoğraf var. Yıllarca anız yangınlarıyla sap ve samanı hoyratça yakan insanoğlu ne yazık ki bugün adeta tarlanın dibinde kalan sapları yolacak noktaya geldi.

Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk’un Twitter’deki şu paylaşımı da içerisinde bulunduğumuz durumu özetliyor. “Asayiş sadece polisin sorunu değil, herkesin ortak tasasıdır ya da hastanelerin yoğunluğu sadece sağlık çalışanlarını etkilemez tüm halkı etkiler, ya KURAKLIK?” diyen Başkan Konuk’un kuraklık afatına ilişkin paylaşımı şöyle:

 

Saman başaklayan çiftçi!

 

Herkese hayırlı günler dilerim. Yüce Yaradan bu toprakları ve üreten gücümüzü korusun, rahmetini üzerimizden esirgemesin.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *