KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Yine ithalat kılıcı çekildi

YAYINLAMA:

Kıymetli okurlarım anımsayacaktır; geçen haftaki yazılarımızda milletin efendisi olan köylülerimizin, çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmiş ve maliyetlerdeki bu artışların sürmesi halinde üretimin tehdit altına gireceğini, tarımsal sürdürebilirliğin imkansızlaşacağından dem vurmuştuk.

Sosyal medyada dolaşan rakamlar maalesef olayın vahametini ortaya koyuyor. Geçen yıl bin 800 TL olan ÜRE gübrenin fiyatı 4 bin lirayı geçmiş, 2 bin 250 lira olan taban gübresi ise 6 bin liraya sınırına dayanmış. Dövizdeki dalgalanmalar da sürüyor. Muhtemelen bu satırları okurken çoktan yeni zamlar gelmiştir!

Biz bu şartlarda çiftçilik artık çok zor, bakanlığın harekete geçmesi gerekir derken her fırsatta olduğu gibi “ithalat” kılıcı çekildi.

Tarım bakanlığı 320 bin ton arpa ve 400 bin ton buğday ithalatı için harekete geçti. Açıklamada “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan hububat fiyatları üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak ülkemizde bu yıl ciddi boyutlara varan tarımsal kuraklık, hububat ekili alanlarda verim kaybına neden olmuş, hasat ilerledikçe kuraklığın etkisi belirgin hale gelmiş ve öngörülen arz açığı nedeniyle, hasadın henüz başı olmasına rağmen hububat piyasa fiyatları artışa geçmiştir. Hasat döneminde piyasada oluşan yüksek fiyatlar, hububatı hammadde olarak kullanan besici, yetiştirici ve yem üreticilerinin maliyetlerini arttırmakta, hayvansal ürünlerin tüketiciler aleyhine yüksek fiyatlara ulaşması ve gıda enflasyonu riskini taşımaktadır” ifadelerine yer veriliyor.

Bakanlık kendince tedbir almaya çalışıyor, son tüketiciyi korumayı da amaçlıyor. Bardağın bir tarafından bakınca son derece doğru bir hamle. Ancak ithalat hamlesinin çiftçinin işini daha da zorlaştıracağı da kesin. Başta gübre olmak üzere girdi fiyatları yüzde 100’ü geçen üretici daha hasat sezonu yeni başlamışken bu fiyat baskılanması ile karşı karşıya kalmaktan hiç hoştun kalmayacaktır.

Günü kurtarmak yerine kalıcı hamlelere ihtiyacımız var. Bunun yolu da dışa bağımlılıktan kurtulup yerli ve milli üretim çalışmalarına yeni halkalar eklemektir.

 

*****

 

BİR ÇUVAL İNCİRİN B.K EDİLMESİ

Köy yerinde ikindi vakti, yandaki arsaya bir karga kondu. Tedirgin ama ürkek değil. "Gakk!" Biraz etrafı kolaçan etti. Sağa sola baktı, yere pisledi. Sonra kanatlandı, gitti. Gece bir domuz girdi o arsaya. Karganın pislediği yeri eşeledi. Domuz eşeledikçe toprağın üstündekiler alta indi. Aylar sonra bir fidan bitti orada. Yavaş yavaş büyüdü. Dal oldu, yaprak oldu ve bir ağaç oldu; İncir ağacı...

Önce karıncalar sardı ağacı, sonra sinekler, sonra börtü böcekler, en son da kuşlar...

Böcekler ağacın filizlerini, meyvelerini yedi, kuşlar böcekleri, alakargalar da incirleri…

Hayvanlar alemi o ağacın çevresinde bir dünya kurmuşlardı kendilerine; karganın pisliğiyle harcı karılan, domuzun eşelemesiyle temeli atılan bir dünya...

O yan arsada yaşam böyle süregiderken, bir insan çıktı ortaya. Arsayı satın almış. Önce duvarlarla çevirdi dört tarafını. Üstünü tel örgülerle sardı. Böylece domuzlar gelmez oldu. Sonra börtü böcekten şikayet etti. Etrafı zehre boğdu. Karıncalar, sinekler, böcekler bir bir öldü. Ardından onları yiyen kuşlar. Sadece bir ağaç kaldı ayakta. Hayvan mezarlığında bir incir ağacı. Tek başına. En son onu da kesti adam. Oradaki hayatı bitirdi. Bir çuval inciri b.k etti!

Ne kadar güzel bir hikaye değil mi? Mesaj da ne kadar net… İşte insanoğlu olarak bizler maalesef doğanın en büyük katiliyiz. Avcıların en zalimi, doğa katliamcıların en merhametsizi, doymak bilmeyen nefsinin kölesi, hırslarının kurbanı olmuş zavallı canlılar…

Ve gelinen noktada yaşadığımız dünyaya bir bakar mısınız? Bir tarafta kuraklık, diğer yanda doğal afetler denizlerde ise dalga dalga köpüren ve adına müsilaj denilen garabet…

Biz o incir ağaçlarını yok ettikçe, doğayı yaşatmak için değil de yok etmek için mücadele ettikçe daha neler göreceğiz kim bilir?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *