KONYA HABER
Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Masalsı Şehir: Prag

YAYINLAMA:

Avrupa seyahati planladığım zaman ilk olarak kendi planımı yaparım daha sonra o bölgeyi gezen arkadaşlarıma danışırım. Gezgin arkadaşlarıma sorduğumda hepsinin ortak cevabı “Prag” oldu.

Hakkında o kadar çok şey söylenmiş bir şehir için ben ne söyleyebilirim diye düşünürken, gittiğimde beni etkileyen ve farklı duyguların uyandıran bir şehir. Zamanda yolculuk yaptığım, her köşesinde Gotik, Rönesans, Barok, Rokoko mimarileri barından “Masal şehri” Prag.

Prag şehri ve Tarihi

Tarihi boyunca “Ağaç yetişen yer”, “Dünya’nın en güzel şehri”, “Altın Şehir”, “Masal Şehri”, “Şehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın kalbi” gibi isimlerle anılmıştır. Şehir, Sakson, İsveç, Alman ve Rusların hakimiyetinde kalmış yine bir dönem Habsburg Hanededanlığı’nın ve bir dönem Kutsal Roma İmparatorluğu’nun merkezi olması şehrin kültür, ekonomi, politika gibi konularda ünlenmesini sağlarken bu uygarlıklardan kalan mirası ile şehir için “Yüz Ruhun Şehri” denmiştir.

Gezmeye şehrin merkezinden başlamak

Prag şehrine Krakow’dan otobüs ve tren aktarması ile ulaştım. Avusturya – Macaristan İmparatorluğu döneminde yapılan Prag ana tren istasyon garından eşyalarımı otele bıraktıktan sonra şehrin kalbi olan Starometske Namesti diğer adıyla Eski Şehir Meydanı şehrin tam merkezidir. Meydan içerisinde Tyn Kilisesi ve Astronomik saat kulesi de en turistik merkezlerdendir. Her saat başı biriken kalabalık eşliğinde saatin içinde bulunan kapaklar açılıyor hareket eden heykeller ve çan sesleri arasında şehri turluyoruz.

Charles Köprüsü, Prag Kalesi, St. George Bazilikası, St.Vitus Kadetrali

Orta çağ dönemi taş döşemeli Eski Şehir Meydanı bölgesinden Charles köprüsüne geçiyoruz. Vltava nehri üzerinde kurulmuş Kral IV. Karl tarafından 1357-1400 yılları arasında tamamlanmıştır. Tarihi köprüden şehrin en önemli mekanlarından Prag Kalesine yürürken tarih ve nehir ile bütünleşen şehri izliyoruz. Şehrin diğer yakasında bulunan Prag kalesi 570 metre uzunluğu ve 130 metre genişliği ile Dünya’nın en büyük kalesidir. Prag kalesinin olduğu meydanda Eski Kraliyet Sarayı ve St. George Bazilikası etkileyici mimarisi ile bizi karşılamaktadır. St. Vitus Katedrali ise Avrupa’nın en önemli katedrallerindendir. Katedralin 2 metre boyundaki çanı şehir içerisinde bulunan en büyük çanlardandır.

Meydandan panoramik şehir seyir tepesi de Prag şehrinin güzelliklerini görme imkanı sunuyor.

Golden Lane (Altın yol) ve Slavia Cafe

Prag kalesi içerisinde yer alan tarihi bir sokak. İlk zamanlar Zlatnitska sokağı olarak adlandırılan sokak 17. Yüzyıl da kuyumculardan dolayı bu ismi almıştır. 200 metre uzunluğunda olan sokak II. Rudolf’un muhafızları için yapılmış küçük evlerden oluşmaktadır. Burayı ilginç kılan ise 22 numaralı evde Ünlü yazar Franz Kafka’nın 1916-1917 yılları arasında bu evde yaşamış olmasıdır.

“Hele sabahları hele baharda Prag şehri yaldızlı bir dumandır.” diyordu Nazım Hikmet dizelerinde. Sürgün yıllarında Prag şehrinde yaşayan Nazım Hikmet bu şehre bizden de bir şeyler katmıştı. Edebiyat dünyası için sembol bir yer olan Slavia Kafe Nazım Hikmet’in yanı sıra Franz Kafka, Rainer Maria Milke gibi önemli yazarlara da ev sahipliği yapmış bir mekandır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *