KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

BUNLARI YAZMAM LAZIM

YAYINLAMA:

Günlük yaşantımız içinde karşılaştığımız bazı olaylar veya durumlar var ki bazılarını adam sende ben mi düzelteceğim, bana ne deyip geçiyoruz ama bazı konular var ki sürekli sizi rahatsız ediyorsa artık bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir. İşte ben de biriktirdiğim, kafama takılan konulardan bazılarını kısa kısa sizinle paylaşmak istiyorum.

  1. Çevre Bakanı değil Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı

Medyada yer alan çevre ile ilgili haberlerde veya yorumlarda Sayın Bakan Murat KURUM Çevre Bakanı olarak gösteriliyor. Hâlbuki Türkiye’de 1991 yılında müstakil olarak kurulan Çevre Bakanlığı, AK Parti Hükümetleriyle birlikte kapatılarak önce Çevre ve Orman Bakanlığı, sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, daha sonra da adına İklim Değişikliği ifadesi eklenerek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adı altında hizmetine devam etmektedir. Mevcut Bakan da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanıdır. O nedenle lütfen ülkemizde müstakil bir Çevre Bakanlığının olmadığını unutmayalım ve söylemlerimizde ona göre davranalım lütfen. Keşke Bakanlık müstakil olsa

  1. İl Müftülüğünün Dikkatine

Namaz vaktinde karşılaştıklarım, gördüklerim ve duyduklarımdan bazılarını Sayın Müftülüğümüzün dikkatine sunmak isterim. Camilerde merkezi sistemle okunan ezanın teknik ayarlarına, mikrofona bir bakılsın. Güzelim ezan davetini huşu içinde ve makamına uygun şekilde dinlemek istiyoruz.

Sıcak yaz günlerinde cami içinde klimalar açılıyor, bir de aynı anda pencereler açılıyor. Bu nasıl bir mantık dışarıyı mı soğutacağız? Camilerde de tasarruf tedbirlerine uyulması gerekmiyor mu?

Ayrıca her camide cep telefonu kullanmak yasak uyarısı bulunmasına rağmen başta Cuma hutbesi sırasında olmak üzere namaz aralarında cemaatin cep telefonlarıyla oynaması alenileşti. Hatta namazı kıldıran imamın da müezzinin yönlendirmesini beklerken cep telefonuyla meşgul olduğuna, telefonunun çaldığına şahit oluyoruz. Sayın imamlarımız namaz kıldıracağı zaman telefonunu yanına almasa olmaz mı? Cami adabıyla ilgili vaazlarda bu konulara da öncelik verilirse iyi olur.

Bu arada bir ricamız var: Sabah ve yatsı namazları farzı sırasında imamımız her rekâtta Fatiha’dan sonra zammı sure olarak Kuran’dan 1-2 sayfa okuyor. Daha kısa tutamaz mı? Bildiğimiz kadarıyla, cemaate imam olan kişi, arkasında saf tutan cemaatinin durumunu düşünmek zorundadır. (Bakınız: Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun. Çünkü onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır.” (Buhârî, İlim 28,) hadisinin gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

  1. Vefa İstanbul’da bir Semt Adıymış

Emekli olduktan sonra siz de benim gibi bir beklenti içine girmeyin. 42 yılı aşkın memuriyet hayatımın idarecilik dönemlerinde ve sivil toplum başkanlığım dönemlerinde pek çok arkadaş, dost, tanıdık edinmiştim. Görevden ayrıldıktan sonra etrafınızda kimse kalmıyor. Kimseden ses seda çıkmıyor. İnsanın gerçek dostunun kendi ailesi ve en yakınlarından başkası olamayacağını geçte olsa anlıyorsunuz. VEFA gerçekten İstanbul’da bir semt adı olarak kalmış. Rahmetli Nasrettin hocanın “Ye Kürküm Ye” hikâyesinin ne kadar haklı olduğunu düşünüyorum.

  1. Bundan Sonra Ne Yapacağım? (Emeklilik Zor İş)

Ülkemizde emeklilerin ekonomik gelirleriyle ilgili yaşanan sıkıntıları ben de yaşıyorum. Belli bir standart yaşantıya alıştıktan sonra aldığımız maaş düşünce insan bocalıyor. Emeklilik gerçekten zor işmiş. Allah kimseyi hayattan emekli etmesin. Tabii ki evde oturmak bana göre değil. Mutlaka bir meşguliyet bulmalıyım. Meram Belediyesinden Hobi Bahçesi talebime olumsuz cevap aldım. Keşke verselerdi. Toprakla uğraşmak bana iyi gelecektir. Her halde bunlar tapulu mal değil el değiştirebilir. (Hala umudum var bekliyorum)

Bu arada haftada bir gün yazdığım Köşe yazılarıma devam etme imkânını sağlayan BBNHABER gazetesi Yazı işleri Müdürü Sayın Hüseyin ALTAY’a çok teşekkür ediyorum. Aslında 30 yıla yakın süredir köşe yazısı yazıyorum, bazen de TV programlarında hem konuk hem de yapımcı sunucu olarak yer alıyorum. Bakarsınız imkân bulabilirsem; Eylül ayında başlayacak yeni sezonda daha önce yaptığım “Çevre ve İnsan” veya “Tarım Odası” gibi bir kültür programıyla; hatta bakarsınız “Çevrenizden Haberli Misiniz?” isimli yarışma programıyla karşınıza çıkabilirim. Ya nasip.

Bu haftalık da bu kadar yeter sanırım. Biraz özel konulara girdim hakkınızı helal edin. Görelim Bakalım Mevla’m neyler? Neylerse güzel eyler. Kalın sağlıcakla.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *