Namık CEYHAN

Namık CEYHAN

SOKAK KÖPEKLERİNİN SUÇU NE?

SOKAK KÖPEKLERİNİN SUÇU NE?

Son günlerde sokakta dolaşan köpekler hakkında vatandaşlarımız ikiye bölünmüş durumda; bir kısmı sokaklarda köpeklerin saldırısından tedirgin veya saldırıya uğradığı için sokaklarda artık başıboş dolaşan köpek görmek istemiyor, bir kısmı ise yaratılan her canlının yaşama hakkı olduğunu ve uyutmanın bir çözüm olarak seçenekler arasında yer almaması gerektiğini savunuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ da tüm bu sorunlara bir çözüm bulmak üzere harekete geçmiş ve başta uyutma (öldürme) olmak üzere yeni bir yasa tasarısı hazırlama çalışmaların başlamış ve kamuoyu bunu tartışıyor.

Peki; olayların muhatabı olan bu köpeklerin suçu ne?

Ben söyleyeyim. Köpek olarak dünyaya gelmek. Yaz sıcağında aç ve susuz, soğuk kış günlerinde donmuş sudan, kuru ekmekten yoksun gezerken, bir de acımasız, merhamet yoksunu kişilerin saldırısına uğramak; bu arada eğitimsiz, kör vicdanlı toplama ekiplerine yakalanırken, gideceği esir kampından habersiz, kaderine boyun eğmek. Kendi sonunu vicdansız insanların eline teslim etmek. Garibimin dili yok ki söylesin : “Bende sizin gibi Allah’ın yarattığı bir canlıyım ve yaşamaya hakkım var” diye. Vicdanlı insanlar dilsiz mahlukların sesi olmak zorundadır.

Öncelikle son zamanlarda yaşanan sorunun adını doğru koyalım: Doğrudur; sokakta terör estiren bazı özel cins köpekler var mı? Var. Zaten bunlar sahiplidir ve kimse onlara dokunamaz. Onlar kontrol edilmek zorunda. O zaman sorun sokak köpekleri mi? Yoksa onları sokakta aç ve susuz kaderine terk eden insanlar mı?

Her canlının nefes almaktan sonra ki en temel ihtiyacı su ve gıdaya erişimdir. Nasıl bizler susadık mı, su içmek istiyorsak, acıktık mı yemek istiyorsak- ki bu konuda seçici davranma hakkımız ve tercih hakkımız var- ihtiyaçlarımızı giderebiliyoruz. Ancak sokaktaki canların böyle bir şansı yok. Hepsi senin benim elime bakıyor, garibim belki bir su birikintisinde susuzluğunu giderebiliyor ama açlığını çöp kutularının etrafında bulduklarıyla gidermeye çalışıyor. Seçme sansı yok. Ne bırakıldıysa onunla yetinmek zorunda.

Şimdi size soruyorum ve samimiyetle cevap verelim. Aç insan evet yanlış duymadınız aç insan hatta çocuklarına ekmek götüremeyen aç anne, aç baba ne yapar? Her şeyi göze alır ne eder, yiyecek bulur. Çünkü yaşamak zorunda. İşte tam da bu. Unutmayalım ki aç hayvan, aç köpek de aynısını yapar. Açlık her şeyi yaptırır. O nedenle sokaklarda bazı yerlere ya da kapımızın önüne bir tas su bir kap yiyecek koymayı ihmal etmeyelim. Önümüzdeki yaz aylarında buna çok ihtiyaç var.

İnanın köpek saldırısından zarar gören küçücük çocukları, yaşlı teyzeleri amcaları görünce içim parçalanıyor. Babaların annelerin evlatların gözyaşları yüreğimizi acıtıyor. Allah herkesi sokaktaki gözü dönmüş canlıların zulümlerden korusun.

Bu arada hatırlatmak isterim ki sokaklarda güvenle yürümenin önündeki tek tehlike köpeklerin olmadığını; trafik magandalarının, kör kurşunlar, canilerin, vicdan yoksunu psikopat insanların da bulunduğunu unutmamak gerekir.

İnanın ben de bazen sokakta dolaşırken başıboş gezen köpekleri gördüğümde tedirgin olmuyorum dersem yalan söylemiş olurum. Ama inanın sizden bir zarar görmeyeceğini anlayan hayvanlar dönüp gidiyorlar. Ama taş atıp kovalarsanız onlarda savunma mekanizmasını çalıştırıp size saldırabilir.

Evet, ortada bir sorun var. Sokak köpekleri sorunu çözülmeli. Vatandaşlarımızın sokaklarda daha güvenli yürüyebilmesi için mutlaka bir çözüm bulunmalı. Ancak bu çözüm yıllar önce hayırsız ada vakasında olduğu gibi başıboş köpekleri toplayıp sürgüne gönderip ölüme mahkûm etmek, ya da bir ay içinde uyutmak (öldürmek) olmamalı, başka çözümler üretilmelidir.

Sokak köpekleri gerçeği siyasi değil vicdani ve insani bir olaydır. Çözüme siyasi olarak yaklaşmayıp, meclisteki tüm partilerin yanı sıra bu konuda çalışan, hizmet üreten sivil toplum örgütlerinin, duyarlı vatandaşların bir araya geleceği bir platformda konu tartışılmalı ve çözüm üretilmelidir.

Bizler bu konuda o olgunluğa eriştiğimizi, iktidar mensuplarının da konuya bu şekilde yaklaşmayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz. İlk adım kısırlaştırmak, üremelerini engellemek olmalı, daha sonra onların belli yaşama alanlarında tekrar bırakılması veya barınak sayılarının artırılması gibi alternatif çözümler bulunabilir. Devlet vatandaş işbirliği ile seferberlik halinde çözüm aranmalıdır.

Bilindiği üzere 2004 yılında çıkarılan 5199 sayılı Hayvan Hakları Kanunu ile bu konu güvence altına alınmış, başta belediyelerimiz olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşların görevleri sorumlulukları açıkça yazılmış olmasına rağmen maalesef diğer yoğun işleri arasında bu soruna yeterince eğilememişlerdir. Zamanında görevlerini yapmış olsalardı olay bu hale gelmeye bilirdi.

Hazreti Muhammed (s.a.v.) buyuruyor ki; “MERHAMET EDENE ALLAH DA MERHAMET EDER; YERDEKİLERE MERHAMET EDİN Kİ GÖKTEKİLER DE SİZE MERHAMET ETSİN” (Ebû Dâvûd, Edeb, 58).

Son söz: Köpeklere kıymayın efendiler. Biraz merhamet lütfen. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Namık CEYHAN Arşivi