KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

MuhafazaKÂRLILIK

YAYINLAMA:

Tutucular yani muhafazakârlar, toplumun içinde bulunduğu zamanın gerekliliklerini göz ardı etmeden, tarihsel, kültürel ve uygar birikimleri kaybetmeden, öz dinamiklerinin değişmesine direnç gösteren, kültürel değerleri koruyanlardır. Muhafazakârlık, yararlı gibi gözüken fakat bence zararları, yararlarından daha çoktur, değişimi kabul etmemek, yenilikleri engellemek ve toplumsal ilerlemeyi yavaşlatmak örnek verilebilir. Bu tarz yaklaşımlar, eşitsizlikleri ve ayrımcılığı sürdürür, statükoyu koruyarak toplumun sorunlarını çözülemez hale getirir. Herhangi bir dinle veya her hangi bir milletle alakası yokken bir şekilde günümüzde ikna yöntemi olarak bu şekilde anlatılıyor. Neyi muhafaza ediyorlar. Neyi kârlılık olarak görüyorlar bunlar zamanla ortaya çıkıyor.

* Son dönemde çok kullanılan benim ise kullanmayı çok sevmediğim bir söz var, eski mücahitler müteahhit oldu diye, konuya bu açıdan da bakılabilir. Neyi koruyorlar neyi muhafaza ediyorlardı. Ya gerçek mücahit değillerdi, ya da gerçek müteahhit olamayacaklar. İnsanoğlu beşer olmanın gereği, bilinmeyenlere, tecrübe etmediği şeylere karşı muhafaza içgüdüsüyle hareket eder. Genel olarak, maceraya atılmaktansa mevcudu koruyarak, önünü görerek, geçmiş tecrübelerden istifade etmeyi düşünüp adımlarını ona göre atar. Şuur altındaki muhafaza duygusu bütün hayatına yansır. Ferdi tercihin bu yönde olması, toplumun da gelecek vizyonunu bu politikalar belirler. Dolayısıyla bir milletin kültürel hayatından dini inancına; edebiyatından sanatına; hukuk sahasından iktisadi anlayışına; tarihine bakışından sosyal hadiselere yaklaşımına; medeniyet inşasına kadar her şeyini muhafaza içgüdüsüyle şekillendirir. Bu değişime karşı olan endişeli bakışı hâkim unsur haline gelir. Aslında, değişime muhalif değildir; ancak sahip olduğu şeylerden ne kadarının elinden çıkacağını; zaferle mi yoksa hezimetle mi karşılaşacağını bilemediğinden ihtiyatlı bir davranışı sergiler.

* Muhafazakârlığı, değişim karşıtı ya da körü körüne değişim karşıtı olarak tanımlamak sadece eksik anlatım olur. Değişim karşısında durmanın imkânsız olduğunun farkındadırlar ve ona karşı ihtiyatlıdırlar. Değişim karşısındaki bu ihtiyatlı tutumu, onları sıklıkla muhafazakâr yerine kullanılan gericilerden ayırır. Değişimden hoşlanmayan değişim yerine, bildik olandan yana olan tavrı mevcut durum öncesini arzu ettiği için değildir. Her şeyi bilinçsizce korumaya çalışmak değildir. Burada bilinçli olmak ile kastedilen, değişimin muhafazakâr düşüncenin epistemolojisiyle, birey, insan ve toplum kavrayışıyla ilgili olduğudur. Gelecek konusunda bir perspektife sahip olamadığı gibi haklı bir eleştiri muhafazakârlığa yönlendirilmiş olsa da burada bir nokta gözden kaçırılmamalıdır. Doğuşu şartlarına baktığımızda muhafazakârlık bir geleneğin kopuşundan ve onu savunmak ya da yeniden düzenlemek için savlama ihtiyacından doğan bir siyasal ve toplumsal doktrin bütünüdür. Bu çerçevede her ne kadar temsilcileri tarafından dile getirilmese de muhafazakârlığın gelecek kavrayışının geleneğin göz önünde bulundurulduğu ihmal edilmediği bir yaklaşımla ile ilgili olduğu söylenebilir.

* Ne bir din; ne de bir ideoloji olan muhafazakârlık adıyla adlandırdığımız düşünce biçiminin bir kuralı yoktur. Muhafazakârların nelere inandığını tespit etmek bir dereceye kadar mümkündür; muhafazakâr inanış biçiminin ilk prensipleri, önde gelen muhafazakâr yazarların ve kamuya mal olmuş kişilerin geride bıraktığımız 200 yıl boyunca ortaya koyduğu düşüncelerdir. Muhafazakârlık kelimesini, özellikle sıfat olarak kullanmak, çoğu zaman iyidir. Çünkü bir muhafazakâr model yoktur ve bizzat ideoloji kavramını reddetmektedir. Bir zihin durumu, bir karakter tipi ve sivil toplumsal düzene bir bakış şeklidir. Bir sezgidir, histir. Süreklilik arz eden bir ahlaki düzenin varlığına inanmaktadır. Bu ahlaki düzen insan için yaratılmıştır; insan da bu ahlaki düzen için yaratılmıştır: insan tabiatı değişmez. Geleneklere, âdetlere ve devamlılığa inanırlar. İnsanların bir arada huzur içinde yaşamalarını sağlayan şey eski geleneklerdir. Geleneği tahrip edenler, esasında bildiklerinden ya da arzu ettiklerinden daha fazlasını tahrip ederler. İtiyat alışkanlıkları devam ettirme prensibi olarak adlandırabileceğimiz bir prensibe inanırlar.

* Muhafazakârlara göre, modern insanlar, devlerin omuzlarındaki cücelere benzemektedir; kendilerinden önce yaşamış kişilerin kazanımlarından dolayı atalarından daha uzağı görebilmektedirler; atalarından tevarüs ettikleri gelenekler sayesinde daha da ilerisini görebilirler. Muhafazakârlara, ihtiyat prensibi rehberlik eder. Bir devlet adamında olması gerekli erdemlerin başında ihtiyat olmalıdır. Alınacak kamusal önlemlerin, sadece geçici fayda ya da popülerlikle değil, muhtemel uzun vadeli sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerekir. Muhafazakârlara göre, liberaller ve radikaller, silip süpürmeyi ümit ettikleri şerlerden daha kötü olan yeni suistimal risklerine fazla dikkat etmeyip, hedeflerine bir an evvel ulaşma telaşında olduklarından, ihtiyatlı kişiler değillerdir. Tek doğru eşitlik, mahşer günündeki ve adil bir mahkeme huzurundaki eşitliktir. İnsanoğlu mükemmel olmadığından, mükemmel bir toplumsal düzen de asla kurulamaz. Muhafazakârların, özgürlük ve mülkiyetin birbiriyle yakinen ilişkili olduğuna inanmalarıdır. Mülkiyet, özel ellerden çıktığında, devlet her şeye hâkim olur. Büyük medeniyetler, özel mülkiyet kurumu üzerinde tesis edilir. Özel mülkiyet yaygınlaştıkça, bir toplum daha istikrarlı ve üretken hale gelir. Muhafazakârların, gönüllülüğe dayanmayan kolektivizme karşı olmaları sebebiyle, gönüllü bir toplumu desteklemeleridir. Gerçek bir toplumda, vatandaşların hayatlarını doğrudan etkileyen kararlar, yerellik ve gönüllülük esaslarına göre alınır. Bu kararların bir kısmını yerel siyasi kurumlar, bir kısmını da özel birlikler yerine getirir; yalnız şu şartla: bu işlevler yerel düzeyde kalmalı, bu kararlardan etkilenenlerin genel bir uzlaşmasıyla ortaya çıkmalı ve sağlıklı bir toplumu tesis etmeli.

* Sonuç olarak, neyi, neden muhafaza ettiğimizi bildiğimiz zaman elde edeceğimiz şey sadece kârlılık değil toplamda her bakımdan herkes için iyi bir sonuç olacaktır. Eğer sadece kârlılık düşünerek muhafaza edilen her ne ise bu elbet belli bir zaman sonra modernler tarafından iptal edilecektir. Gerçek muhafızlar ise her zaman muhafaza edilecek kutsalla beraber olacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *