Oğuzhan Akyener

Oğuzhan Akyener

Doğu Akdeniz’de son gelişmeler: Mısır-İsrail-Filistin

Doğu Akdeniz’de son gelişmeler: Mısır-İsrail-Filistin

Bugünlerde artan askeri hareketlilik ve gerginliklere ek olarak Doğu Akdeniz’de yeni gelişmeler yaşanıyor.

Dikkatlerden kaçmış olabilir, neler mi oluyor?

11 Şubat’ta Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır dış işleri bakanları Atina’da toplanarak, (Türkiye aleyhine oluşturulmuş bir yapı olarak başlatılan) Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun (East Mediterranean Gas Forum) 1 Mart itibarı ile Kahire merkezli bölgesel bir örgüt haline gelmesi kararı alındığını ilan etmişti.  

2020 başında bir uluslararası forum şeklinde kurulan bu yapıda ayrıca İsrail, İtalya, Ürdün ve (ve her daim desteklediğimiz!) Filistin de yer almaktaydı.

Şubat 2021 ile birlikte, ilgili ülkeler arasındaki işbirliği süreçleri biraz daha şekillenir gibi oldu.

Aslında Chevron’un yaklaşık 13,5 milyar dolara Noble Energy’i satın alması ile süreç biraz daha hızlı ilerlemeye başladı. Chevron bu bağlamda hem siyasi sorunların daha etkin çözümü hem de ticari-pratik hamlelerin hayata geçirilebilmesi için ön ayak oldu. Hepsinden önemlisi 8 milyar dolarlık borç batağında kilitlenmiş olan Noble’ın hayatını kurtarak, Leviathan sahasının ilk fazının hızlı bir şekilde başlamasını sağladı.

Bunun akabinde, Ocak ayında (2021) Chevron ve Delek Grubu Levitathan ve Tamar sahalarından (Aşkelon üzerinden) Mısır’daki LNG tesislerine uzanacak 7 milyar m3/yıl kapasiteli bir deniz boru hattı yapılması için 235 milyar dolarlık finans sağlayabileceğini INGL (İsrail Doğalgaz Boru Hatları Şirketi)'ye iletti.

Bu bağlamda 2022 ortalarından başlayacak şekilde 2030’a kadar toplam 44 milyar m3’lük bir gaz ihracatı düşünülmekteydi. (Yani ortalama 5,5 milyar m3/yıl.)

21 Şubatta ise Mısır ve İsrail enerji bakanları özel bir toplantı sonrasında bu adımı biraz daha somutlaştırmak için niyet beyanında bulundu.

Aynı gün Mısır enerji bakanı ve Filistin başkanı Abbas da açıklama yaparak, Gazze açıklarındaki (yine Gazze Deniz isimli) yaklaşık 30 milyar m3 civarında rezervi olduğu düşünülen gaz sahasını Filistin Yatırım Fonu ve Mısır Gaz Şirketi (EGAS)’ın ortak olarak geliştireceğini ve işleteceğini duyurdu.

*****

Şimdi gelelim bu gelişmeleri yorumlamaya:

Öncelikle Gazze-Deniz isimli sahanın geliştirilerek, üretime alınmasıyla alakalı biz de TESPAM olarak çok uzun süredir çalışmalar yapmakta ve önerilerde bulunmaktayız.

Bu bağlamda ilgili sahanın geliştirilmesi için, pratikte İsrail’in onayı gerekliydi. Belli ki alınmış.

Öte yandan, İsrail’in yaptığımız hesaplara göre (daha önce ifade ettiğimiz gibi) ortalama gaz ihracat hacmi, 2022 – 2042 yılları arasında 5 milyar m3/yıl (İsrail iç piyasasına ve Ürdün’e yapılacak kontratlı satışlar çıktıktan sonra) civarındaydı.

Bu hacmin bir yere sevk edilmesi gerekiyordu. Bu bağlamda EAST MED hattı imkânsızdı. Türkiye opsiyonu mantıklı lakin siyasi olarak zordu. Mısır ise ancak ilgili saha geliştirme planlarında bir aksama olursa, boş LNG kapasitesi oluşacağından, kısmi olarak uygun olabilecekti.

İşte şimdi görülen: Mısır pandemi sebebiyle saha geliştirme ve üretim hedeflerinde istediği ivmeyi yakalayamadı ki, ilgili dönemde tam da İsrail’in işine gelecek kadar boş bir hacim ortaya çıktı. Bu bağlamda süreci çok yönlü yönetebilecek olan Chevron’da (pragmatist ve ticari odaklı bir yaklaşım ile) golü attı.

Tabii bu sürecin Arap dünyasında aleyhine kullanılmasını istemeyen Mısır da, süreci lehine çevirebilmek için, kendisi için küçük bir balık olsa da, Gazze-Deniz sahasının geliştirilerek, üretime alınması için İsrail’den onay aldı. Bu sayede hem az da olsa para kazanacak, hem de Filistin’in enerji ihtiyacına (daha az CO2 salınımlı) bir çözüm bulabilecekti. Ayrıca yine İsrail’in kısmi kontrolü altında olarak varsayılabilecek bu çözüm ile bölgede yönetilebilir istikrar arttırılabileceği için, çok yönlü avantajlar sağlanabilecekti.

Peki, denklemin diğer tarafları nezdinde ne oldu?

İsrail:

-EASTMED’in zaten olmayacağını biliyordu ve artık tamamen bu seçeneği tarihe gömdü!

-Türkiye güzergâhının siyasi olarak çok uğraştırıcı olduğunu gördüğünden, bununla da daha fazla uğraşmaktan vazgeçti.

-Lübnan’ı masaya oturtarak, bir çözüm peşinde koşmayı biraz askıya aldı.

-Güney Kıbrıs’ı kısmen pışpışlamaya devam etse de, kendi yolundan giderek, onların zor problemlerine kafa yormaktan vazgeçti.

-Filistin’in de denkleme dâhil edilmesi ile normalleşme süreçlerinde yeni olası fırsatlar gündeme geldi!

******

Bu senaryonun hayata geçmesi için; Mısır’da siyasi bir pürüz çıkmaması ve/veya Mısır’ın kendi kaynaklarını geliştirip, üretime almasındaki aksaklıklardan kurtulamaması ve LNG tesislerinde boş kapasite olması gerekmekte.

Bu gerekler sağlanabilir mi?

Tabii… Neden olmasın ki?

******

Türkiye nezdinde duruma nasıl bakmak lazım?

İsrail’in yeni arama ruhsatlarına müşteri bulabilmesi ve belli dönemlerde daha yüksek ihracat seviyelerine çıkması için (her ne kadar eskisi kadar iştahlı olmasa da) Türkiye gibi bir ortağa halen ihtiyacı var. Tabii bunun için çözülmesi gereken çok sorun var…

Bu bağlamdaki yakınlaşma şimdilik rafa kalkıyor gibi gözükmekte. Lakin daha Lübnan’dan Kıbrıs’a kadar önem arz eden birçok husus denklemde hala dikkat çekmekte…

Bakalım neler olacak?

Chevron işin içinde olmasa, bu girişimlere de tribünlere oynama hamleleri derdik de, şimdi durum biraz daha farklı…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oğuzhan Akyener Arşivi