Süleyman SAYAN

Süleyman SAYAN

Bitti mi?

Bitti mi?

Futbolda önemli olan baş aktör oyunculardır. Fakat sadece iyi oyuncuları bir araya getirmek onların sürdürülebilir olmalarını ve başarı yakalamalarını sağlamak için yeterli değildir. Biraz başa dönecek olursak, istisnalar dışında başarılı olabilmek için önce güçlü bir yönetim ardından doğru hoca ve takım bütünlüğünü sağlayacak takımın dengelerini bozmayacak oyuncuları bir araya getirmek başarının kilit anahtarlarıdır. Bu birliktelik taraftarlarla buluşunca başarı kaçınılmaz olur. Ancak başarı kriteri nedir?

Şampiyon olmak mı? Küme düşmemek mi? Kalıcı olmak mı? Aslında bir takım lige çıktığında küme düşmemesi o sezon için başarıdır. Ardından kalıcı olmak gelir. Kalıcı olmak ligde kalıcı olmak ve tutunduğun yerde yani başarıda kalıcı olmak şeklinde açıklanabilir. En sonunda ise bu birikimi şampiyonlukla taçlandırmak gerekir. Bu süre bazen birkaç yıl bazen uzun yıllar sürebilir…

Konyaspor takımı 1922 yılında kuruldu. 1922 yılından bugüne kadar elde ettiği en büyük başarısı tartışmasız, Türkiye Kupası ve Süper Kupa zaferleriydi. Bana göre, bu ligde kalıcı olması en az bu kupalar kadar önemliydi. Çünkü bu ligde olmayı sürdürülebilir şekilde devam ettirmeyi başarmıştır. Hadi sezon öncesi hafızalarımızı biraz zorlayıp hatırlayalım. Pandemi nedeniyle 1.5 sezon taraftarsız maçlar oynanmış, taraftarın geleceği, stadın açılacağı günleri iple çekmiştik. Her transfer dönemi olduğu gibi eleştiriler alınmış, istenen yıldız oyuncular takıma katılmadı diye eleştiriler yapılmıştı. Diğer takımların aldıkları oyuncular ile kıyaslama yapmak bu lig devam ettiği süre boyuncu devam edecektir. İlk maçta Sivasspor karşısında son dakikalarda gelen golle sevinmiştik. Sezona iyi başlamış, Başakşehir, Altay galibiyetleri ile sevinmiştik. Giresun maçıyla başlayan çalkantılı dönemde üst üste 4 beraberlik ve Galatasaray mağlubiyeti gelmişti. Güçlü oyuna rağmen kaybedilen puanlar canımızı sıkmıştı. O gün bile kimse Konyaspor’dan ciddi manada bir başarı beklemiyordu. Kayseri galibiyeti ile yeniden yükselişe geçmiş, arada küçük puan kayıpları olsa da takımımız zirveye emin adımlarla gitmişti. Fakat bir türlü evinde, işyerinde maç izlemeye alışan insanlar tribünlere çekememiştik. Bu kadar başarı ve bu kadar talep azlığında ki kutuplaşma anlaşılır şey değildi. Ahmet Çalık’ı kaybetmiştik takım psikolojik açıdan iyi durumda değildi. Hiçbirimiz değildik. Fakat bu psikolojik travmayı, Adana Demir, Altay ve Giresun galibiyetleri ile atlatmıştık. Unutmadan devre arasında takımdan ayrılan oyuncular olmuştu. Zaten kadro kalitesi olsa da kulübe anlamında alternatifleri sınırlı bir takıma, takviyeler yeterli düzeyde yapılmaması ikinci yarının çok daha zorlu geçeceği anlamına geliyordu. Gelecek sezon yayın gelirleri ve yerli kuralında değişiklikler olacağından yönetim bu riski almak istemedi. Zira transfer yapılsa bile şampiyonluk garanti değildi. Trabzon maçı gelip çatmıştı. O kadar olumsuzluk, hakem kararları maçta takımımızı yıldırsa da son dakikalarda yere göğe sığdırılamayan Trabzon’dan puanla dönebilirdik...

Şuanda takımımız ligin ikinci sırasında hedefimiz bu mu?

2.olmayı başarmak hedefimizdi, başardık. Bitti mi? Ama asıl zor olan süreç şimdi başlıyor bunu  devam ettirmek gerekiyor. Başakşehir şampiyonluğunu hatırlarsak, demek istediğim daha iyi anlaşılır.  Başarı, gerçek bir başarı ise devamı vardır. Tek seferlik değil, devamlılığı olan bir süreçtir. Mesele burada başlıyor. Yoksa Bursaspor gibi bir defa şampiyon olup, borç batağında debelenmek kimsenin isteyeceği bir şey değildir. Kasımpaşa maçı futbol seyri açısından mükemmel bir maçtı. Hakem hataları olsa da beklediğimden iyi yönetti maçı. Fakat penaltı pozisyonu öncesi VAR görevlilerinin çizdiği çizgiyi çok beğenmedim. Bilmiyorum belki de Ponzo yanılsamasıdır. Bizim verilmeyen golümüz ise bariz bir şekilde ofsayt İnternetten Türkiye Futbol federasyonun yayımladığı kural kitabında 98-99-100 ve sayfalarda bu konu detaylı bir şekilde açıklaması yapılmış. Yani kısacası sanıldığının aksine kalecinin görüş açısını engellediği için değil, reflekslerini engellediği için verildi o karar. Ahmed Hassan öne doğru hamle yapmak yerine sabit dursa veya diğer yönlerden birine hareket etse çok enfes bir gol olacaktı. Bunun dışında her iki takımın oyuncularının gitgellerin mücadelenin hırsın azmin doruk noktasında bir maçtı ben büyük keyif aldım. Günün sonunda kazanamasa bile keyif veren mücadelesini son ana kadar taşıyan bir takım görmek beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Bu takım gerçekten övgüyü hak ediyor. Onlara yapılacak en büyük destek 90dakika yanlarında olmak ve tribünleri doldurmak. Sosyal medyada eleştirenler gelse 10bin kişi dışarda kalır. Hedeften Kopmuş bir takım değiliz, zor olsa da kapanamayacak farklar değil, altımızdaki takımlarda aynı şekilde düşünüyor. Bu yüzden Başakşehir maçından yenilmemek en önemli konu galibiyet ise o özgüveni ve savaşçı ruhu bir tık daha artıracaktır. Ben takımımıza güveniyorum, başarıda da başarısızlıkta da sürdürülebilir kadro ile devamlılık, bu takımın sermayesi olmalıdır. Bundan sonraki hedef güçlü bir alt yapı ile lige oyuncular çıkartmak olmalıdır. Ancak önce bu sezonu en iyi yerde bitirmek gerekiyor şu ölü toprağını şehir olarak bir üzerimizden atalım. Kendimize gelelim…Sezon bitti mi, hayır, herşey yeniden başlıyor.

Günün sözü; Başarının yolu, konuşmayı bırakmak ve yapmaya başlamaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum
Süleyman SAYAN Arşivi
SON YAZILAR