KONYA HABER
Konya
Açık
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,0867 %0,34
48,0345 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Savaş ne zaman sona erer?

YAYINLAMA:

Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm

Dolaştım mülk-i İslâmî bütün virâneler gördüm… “Ziya Paşa"

Savaş ve Barış Tarih Boyunca Birbirinden Ayrılmayan İki Kavram

Uzmanlara ve son yayınlanan raporlara göre ABD küresel silah ihracatının %43’ünü gerçekleştirerek zirvede yer alırken, Fransa %9,6 ile ikinci sıraya, Rusya ise %7,8 ile üçüncü sıraya yerleştiği bilgileri yer alıyor. ABD’den en fazla silah ithal eden Avrupa ülkeleri Ukrayna, Birleşik Krallık, Hollanda ve Norveç olduğu hatta Ukrayna’ya sattığı silahlarında (%71) kullanılmış silahlar olduğu söyleniyor. ABD’nin diğer büyük silah müşterileri ise şu şekilde olduğu belirtiliyor: Orta Doğu (%33) En büyük ithalatçılar: Suudi Arabistan (%12), Katar (%7,7), Kuveyt (%4,4), İsrail (%3) • Asya ve Okyanusya (%28)

Bu raporlarda dikkat edilmesi gereken bir konuda dünyada kullanılan iki silahtan birisi neredeyse Amerikan silahı olması gerçeği. Haliyle savaşın belirleyici aktörünün Amerika olması da şaşırtıcı olmasa gerek.

Bu satışların perde arkasında oynanan oyunlar da beraberinde savaşların eksik olmayacağını, silah satışlarından gelen paydan da vazgeçmeyecekleri gerçeğiyle her an savaş için bir bahane üretilebileceği gerçeğini de gözler önüne seriyor.

Teknolojik gelişmeler savaşın doğasında olmasa da karakterinde değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Gerçeklerin gizlendiği, politik eylemlerin gölgesinde şekillenen savaşlarla karşı karşıyayız.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenleyerek ülkesini İran ve İsrail arasındaki çatışmanın tam ortasında konumlandırmayı başardı.

İsrail belli bölgeleri daha önce bombalayarak Amerika’ya bir nevi ön hazırlık yaptı. Ardından Amerika İran’ı günlerce bombaladı. Buna karşılık, İran'ın Katar'daki Amerikan Askeri Üssüne yaptığı saldırının ardından, Amerika başkanı Trump Tahran yönetimine saldırıyı daha önceden bildirdiği için teşekkür etti. Saldırıda can kaybının olmadığını belirten Trump, "Tebrikler dünya şimdi barış zamanı" dedi…

Bu ifadeleri duyanlar haklı olarak, bu nasıl bir savaş? diye soramadan da edemiyor. Savaştasın ve diyeceksin ki ben senin üslerini vuracağım, karşı tarafta üslerine saldırı yapıldığı için teşekkür edecek…

Bütün bunlar olurken dünyada diğer devletler durumu şiddetle kınama yarışına girmekten öte bir şey yapamadılar.

24 Haziran gününün ilk saatlerinde İran ve İsrail'in ateşkesi kabul ettikleri açıklamaları basında yer alsa da suların kolay durulmayacağı gerçekliğini korumaya devam ediyor.

İran’a kara harekâtı yapamayacağını yapsa bile girdiği coğrafyadan kolay çıkamayacağını bilen Amerika ve İsrail hava saldırıları ve suikast girişimleriyle savaşa yön vermeye çalışıyor. İki tarafta dijital dünyanın nimetlerinden yararlanarak kendilerini dünyaya kahraman olarak ilan ediyor. Olan masum halka, sivillere ve dünya ekonomisine oluyor.

Bu savaşın belki de tek faydası İsrail’in demir kubbesinin delinmesi gerçeği oldu.

Temeli 2005 yılında atılan ve 2011 yılında tamamlanan demir kubbe efsanesi de sorgulanır oldu.

Demir kubbe efsanesi ne zaman biter denilirse cevaplardan birisi de şu olsa gerek.

Yakın zaman da Ortadoğu’da İslam ülkeleri bazında kişi başına düşen bilimsel üretimin İsrail’dekinin ancak yüzde biri olduğu gerçeğini tersine çevirmekle ve gerekli adımları atmakla işe başlanmasıdır.

Nüfusun ve toplam gelirin arttığı teknolojik, örgütsel, kurumsal, algısal…vb. değişiklikleri içeren sadece nüfusun ve toplam gelirin arttığı değil, nüfusla birlikte kişi başına düşen milli gelirin de arttırıldığı yoğun büyüme modelini hayata geçirmek gerçeğini kabul etmek ve anlamak gerekiyor.

Bütün bu gelişimlerin ışığında kendi milli ve yerli silahını üretecek, aynı zamanda ihraç edecek ve bu alanda ilk sıralarda yer almayı başarmak gerekiyor. Etkin, caydırıcı ve saygın konumda yer almak önem arz ediyor. Bunun içinde bilgi temelli ekonomi, teknolojik gelişim ve girişimcilik ruhunun önündeki engelleri hızlıca ortadan kaldırmak gerekiyor.

Viraneleri kâşanelere çevirmekle de iş bitmiyor. Sır, Hasır…

Hasırdaki Sır’rı anlayarak güç birliği, gönül birliği, ses birliği ve davranış birliği sağlamadan da dünyada beklenen barışı ve merhameti sunmakta mümkün görülmüyor.

Savaş, barışın kalıcı olarak kazandığı anda sona erer…

Savaşı kimin kazandığı veya kaybettiği değil, savaşın nasıl sonuçlandığı gerçeğini zaman gösterecek…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *