İçi doldurulamayan cami, İçi doldurulamayan okul, İçi doldurulamayan kütüphane…
Bugün şu parti bu parti yazılarımı bırakıp kendi alanıma dönmek istiyorum.
Cumhurbaşkanımızın "çağ atlattık" dediği ancak biz eğitimcilerin "sınıfta kaldık" dediği Milli Eğitim.
Önce Milli Eğitim ve Tarih dersi.
Cumhuriyet tarihi boyunca, Türk tarihi ya da Türklerin tarihi hep ikinci plana itildi.
Bu konularla ilgili fikir beyan edenler hep sıradan aykırı kişiler olarak görüldü.
Bu sebeple ilk yayınlanan "İslamiyet’ten önce Türkler" kitabım o yıllarda çok eleştirilmişti.
Neden diye sorarsanız, hala anlamış değilim.
Bir bölümümüz Batılaşma hayaliyle "Türkler barbar pos bıyıklı ter kokulu dağ ay..." derken.
Bir başka grup ise Arapları Türklerden üstün tutup işin içine dinimizi de karıştırarak Türk olduğunu söylemek savunmak "ırkçılık" diyerek saçmalıkları tartışır hale getirdiler.
İçimizdeki bu ucubeler kabul etseler de etmeseler de, bu toplumun mayasında, dünyanın kabul ettiği tarihi yapan, fakat kendi tarihini yazamayan, birileri var.
O birilerinin adına da Türk diyorlar.
Toplumumuz, Türk tarihini tartışamayan, günlük siyasete alet ederek sözde saçma sapan tezler sürüp kendini, tarihini, inkar eden bir toplum hâline dönüşmüştür.
Ne yapmalı derseniz?
Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığımızın son 22 yıl boyunca yaptıklarını unutup yapmadığı konulara yönelmeli derim.
Mesela; Tarih derslerini kaldırma, ders sayısını azaltma düşüncelerinden vazgeçip etkin, bilgili Türk tarihini özümsemiş öğretmenlerle, iyi bir müfredat la, ustaca bir üslupla gençliğe aktarması gerekir.
Çünkü, bu milletin tarih kirlenmesi yaşadığı tartışılmaz.
Fen, Matematiği bilmezsen geri kalırsın. Tarihini bilmezsen yok olur gidersin.
Kitle iletişim araçlarının doğru düzgün tarihî belgeler, belgesel filmler ortaya koyması, tiyatro ve sinemamızın tarih temelli dramaya yeterince ve başarılı bir biçimde eğilmesi ile bu saçma düşüncenin diğer sorumluları da aklı selim hareket etmeli ki toplum uçurum kenarından dönebilsin.
Zira toplum tarihini sadece tarihçilerin kitaplarını okuyarak öğrenmez.
Esas görevini yapması gerekenler yanlışlara takılıp kalırsa, Türkiye Devleti’nin tarihî idarî yapısı, kültürel dokusu üzerinde maalesef söz sıradan kişilere ve tarikat sohbetlerine kalır. Buralarda yetişen gençliğin doğru dürüst bir tarihe dayalı toplum analizci bir yaklaşıma sahip olması mümkün değildir.
Günümüzde maalesef yaşanmamış olaylarla bir tarih yazılmakta ve anlatılmaktadır.
Bu yazılan tarihle övgüler in ve eleştirilerin ölçüsü yoktur.
Tarih yazıcılığında tüm İslam alemi tarih ve coğrafya bilgisi bakımından da çok geridir.
Durum böyle olunca da tarih politik nutuk ve söylemlerden ileri gitmemiştir.
Oysa Türk halkının doğru tarih bilgi ve şuuruna sahip olması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır
Yazımızın ilk bölümünde yazdıklarımızı tekrarlamak istiyorum.
Milli Eğitim Bakanlığımızın tarih derslerini eskisi gibi tekrar geniş bir müfredat ve ustaca bir üslupla gençliğe aktarması gerekir.
Çünkü bugünkü gençlik uğrunda kavga etmeye hazırlandıkları sloganlar hakkında en küçük tutarlı bilgiye sahip değil.
Türkiye Devleti’nin bugünkü şekli cumhuriyettir.
Eski bir devletiz.
Osmanlı, Türklerin imparatorluğuydu, bugün de Türklerin cumhuriyetinde yaşıyoruz.
Bu iş bu kadar basittir.
Cumhuriyeti kuran komutanlarımızın hepsi o imparatorluğun yetiştirdiği askerlerdir.
Türkler muhteşem tarihimizin karanlık yollarından alnının akıyla çıkmış fakat bunu tartışamayan, günlük kaba siyasete tarih bilgisini alet ederek saçma tezler ileri süren bir toplum hâline dönüşmüştür.
Cumhuriyeti kuranlara saldırmak acizliktir.
Biz bunu yaptık.
Ancak, ben bunun bir ideoloji, hatta yanlış tarih yorumuna dayandığına artık inanmıyorum.
Arkasında nelerin olduğunda ayrı bir araştırma konusudur.
******
Ülkemizin diğer önemli konusu,
20 yıl boyunca iktidarın açtığı sayıları 210 olan üniversiteler.
Bir eğitimci den beklenmeyen aykırı bir ifade kullanmak istiyorum.
Lütfen 20 yıl boyunca açtığınız üniversiteleri yarısını KAPATIN.
Kapatılan okulların binalarını hemen MESLEK OKULLARINA dönüştürün ara elamanı yetiştirin.
Sadece bunun yapılması bile işsizlerin oranını yüzde seksen azaltacak kalkınmayı hızlandıracaktır.
********
Sonra diğer bir konu
Ülkemizdeki aydın görünümlü Batıcı grup, yanlışlarından dönmez.
Diğer tarafı da dinimizi hurafelerden saçma tarikat söylemlerinden koruyan din alimlerinin sayıları artmadıkça, ülkemizin Milli Eğitim’de çağ atlaması söz konusu bile olmaz.
Bütün istediğimiz huzur içinde inandığımız gibi yaşamak, ekonomik problemleri alt etmek, çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi özünden kopmamış bir eğitimle geleceğe hazırlamak.
Ülkemizin şu anda ihtiyacı olan; içi tarih şuuruyla okuyan gençlerle dolu kütüphaneler, yine içi şuurlu ibadet eden gençlerle dolu camilerdir.
İçi doldurulamayan cami,
İçi doldurulamayan okul,
İçi doldurulamayan kütüphane
BİR TOPLUMUN FELAKETİDİR.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.