Nepotizm: Devletin görünmeyen yarası
Nepotizm, en basit tanımıyla; bir kişinin beceri, bilgi ve liyakat gibi temel nitelikleri dikkate almadan akrabalarını veya yakın çevresini işe alması ya da önemli görevlere getirmesidir. Halk arasında ise bunun çok daha yalın bir adı vardır: Torpil ya da akraba kayırmacılığı.
Elbette her yönetici, birlikte çalışacağı ekibi oluştururken güvendiği insanlarla yol yürümek ister. Bu son derece doğal bir tercihtir. Ancak bu tercih, liyakatin önüne geçtiği anda artık güven ilişkisi olmaktan çıkar, nepotizme dönüşür. Görevlendirmelerde belirleyici olan; akrabalık, yakınlık ya da dostluk değil, bilgi, tecrübe, ehliyet ve liyakat olmalıdır.
İki hafta önce bu köşede, Türkiye'de sayısı 5 milyona yaklaşan işsiz gençleri konuşmuştuk. Diplomalar vardı, umut vardı, emek vardı. Eksik olan ise fırsat eşitliğiydi. Bugün o tablonun önemli nedenlerinden birini konuşuyoruz: Nepotizm.
Çünkü liyakatsiz atanan her yönetici, yalnızca bulunduğu kurumu değil, o kurumdan hizmet alan milyonları da etkiler. Sağlıkta, eğitimde, belediyelerde, kamu kurumlarında ve özel sektörde bunun bedelini toplum öder.
Liyakatin olmadığı yerde sadece kişiler değil, kurumlar da zarar görür. Yanlış görevlendirmeler; verimsizliğe, kaynakların etkin kullanılamamasına ve toplumda adalet duygusunun zedelenmesine yol açar. Bir göreve en yakın olanın değil, en yetkin olanın gelmesi; hem devletin hem de toplumun ortak çıkarıdır.
Daha acısı ise gençlerin umudunun kırılmasıdır. Yıllarca okuyup sınavlara hazırlanan bir genç, sonunda referansın bilgi ve emeğin önüne geçtiğini gördüğünde sadece işini değil, ülkesine olan inancını da kaybetmeye başlar. İşte beyin göçünün, umutsuzluğun ve üretim kaybının temel sebeplerinden biri de budur.
Devletin temel direği adalettir. Adalet ise ancak liyakatle ayakta kalır. Makamlar emanettir; emanet ehline verilmediğinde sadece kurumlar değil, millet de zarar görür.
Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla torpil değil, daha fazla adalettir. Daha fazla referans değil, daha fazla liyakattir. Çünkü güçlü devlet, güçlü kadrolarla kurulur.
Bugün nepotizmi görmezden gelirsek, yarın başarısızlığın faturasını hep birlikte öderiz. Ancak liyakati esas alan bir sistem kurabilirsek, gençlerin umudu yeniden yeşerir, kurumlara güven artar ve ülke gerçek potansiyeline ulaşır.
Kalın sağlıcakla