İlhan Palut'un Gözyaşları
YAYINLAMA:
Bazen bir maç, yalnızca 90 dakikadan ibaret değildir. Sahaya çıkan futbolcuların mücadelesi kadar, kenarda o mücadeleyi izleyen bir hocanın taşıdığı yük de vardır. Hele ki o yük, haftalarca biriken soru işaretleriyle ağırlaşmışsa...
İlhan Palut'un gözyaşları da işte böyle bir gecenin sonunda geldi.
Konyaspor-Trabzonspor maçı sıradan bir maç değildi. Bir tarafta içerisinde yıldızlar barındıran, hoca değişikliğiyle adeta patlama yapıp 5 gollü galibiyet alan bir takım; diğer tarafta ise geçtiğimiz sezonun son 3 maçını kaybeden ve ligin ilk 4 haftasında galibiyetle tanışamayan bir Konyaspor vardı.
Üstelik Konyaspor, ligdeki son galibiyetini de Trabzonspor karşısında almıştı.
Konyaspor, sezon başı kampına şu an kadroda bulunan birçok oyuncusunu dahil edememişti. Bu durum ciddi bir handikap oluşturmuştu. Öyle ki Adil dışında, tüm maçlarda 90 dakika forma giyen başka bir oyuncu da yoktu. Bu tablo, İlhan hocanın kadro ve oyun planı üzerinde hâlâ ciddi bir mesai harcadığını gösteriyor.
Birçok oyuncusu fizik olarak henüz hazır olmasa da Konyaspor'un iskeletinin yavaş yavaş şekillendiğini görebiliyoruz. Olası bir mağlubiyette İlhan Palut'un da kendisini sorgulamaya başlaması kaçınılmaz olacaktı.
İlhan Palut, Konyaspor ile dokusu uyuşan, kaliteli ve karakterli bir teknik adam. Konyaspor'a en mutlu günlerini yaşatan ve kendisinin de en mutlu günlerini yaşadığı iki teknik adamdan biri olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu nedenle onun Konyaspor'un başında yaşadığı her duygu, tribünlerde karşılığını buluyor.
Üstelik bu karşılık, takımın ligdeki ilk 4 haftada galibiyet alamamasına ve 4 mağlubiyet yaşamasına rağmen hiç eksilmedi.
Trabzonspor karşılaşmasında tribünlere gelen Konyaspor taraftarının takımlarına ve hocalarına yaptığı sevgi gösterisi gerçekten görülmeye değerdi. Böylesine zor bir süreçte takımının yanında duran, hocasına sahip çıkan Konyaspor taraftarını da ayrıca kutlamak gerekiyor.
Trabzonspor ise hücum gücü ve geçiş oyunları konusunda son derece etkili bir takım. Salah ve Fabinho gerçekten bu ligin üzerinde oyuncular. Bunu maç içerisinde çok rahat görebiliyorsunuz. Muçi, Onuachu ve Aral'ı; hatta sonradan oyuna giren Cabral ve Saviola'yı da bu hücum gücüne dahil ettiğinizde durdurulması oldukça zor bir takım ortaya çıkıyor.
Konyaspor ise henüz tam anlamıyla oturmamış ve ligde puan alamamış bir takım olarak sahadaydı.
Sanılanın aksine Konyaspor oyuna hücum ederek ve baskı kurarak başladı. Maçın hemen başında, ders niteliğinde bir organizasyonla attığı golle de öne geçmeyi başardı.
Maçın ilk bölümünde Konyaspor topu Trabzonspor'a bıraktı. Adeta, “Sen topla oyna, ben ihtiyaç duyduğumda senden alır kullanırım.” dedi.
İlk 45 dakika sona erdiğinde Trabzonspor, 45+2. dakikada Salah'ın vuruşu dışında ciddi bir pozisyona giremedi. Konyaspor ise Diego, Melih, Deniz ve Toth'la peş peşe pozisyonlar buldu. Onana takımını ayakta tutmasa maç ilk yarıda kopabilirdi.
İkinci devre ise beklenildiği üzere Trabzonspor baskıyı artırdı. Fakat Konyaspor, bu maç özelinde 90 dakika boyunca Trabzonspor'u istediği oyuna ikna etti.
Konyaspor, Trabzonspor'un merkezden gelmesine izin vermedi. Rakip oyunu kanatlara yaymak zorunda kaldı. Burada da Konyaspor, rakibi ısıran tatlı sert oyunuyla Trabzonspor'u adeta çaresiz bıraktı.
Konyaspor'da oyuna sonradan giren oyuncuların fizik kalitesi yeterli seviyede olsaydı, baskı anlarında yakalanacak kontra ataklarla fark artırılabilirdi.
Son bölümde Trabzonspor adeta bütün tuşlara basarak golü bulmak istedi. Ancak Konyaspor buna izin vermedi.
Ben Trabzon medyasının kendi takımına yeterli değeri vermediğini düşünüyorum. Sadece kendi takımlarını gömmek yerine, karşı takımın neleri doğru yaptığını da görmek gerekiyor.
Konyaspor; Salah ve Onuachu'yu kilitledi, rakibi sol taraftan akın yapmaya zorladı. Sahada doğru yer aldı. Doğru zamanda doğru hamleleri yaptı. Sonuç olarak da en doğru oyunla 3 puanı almayı başardı.
Burada bir parantez de istatistiklere açmak gerekiyor.
İstatistikler elbette bir maç hakkında bize çok şey söyler. Topa sahip olma, şut sayısı, pas yüzdesi, ikili mücadeleler... Ancak bir takımın direncini, azmini ve sahadaki hırsını tam olarak ölçebilen bir istatistik henüz yok.
Bu nedenle istatistikler önemlidir ama asla her şey değildir.
Bazen rakibiniz sizden daha fazla topa sahip olur, daha fazla pas yapar. Ama sahada ne istediğini bilen, doğru yerde duran ve mücadeleden bir an olsun vazgeçmeyen taraf siz olursunuz. Trabzonspor karşısında Konyaspor'un yaptığı da tam olarak buydu.
Ve son düdük...
Taraftarın sevgisiyle birlikte İlhan Palut gözyaşlarına hâkim olamadı.
O gözyaşları, mutluluk gözyaşlarıydı.
Belki de haftalardır üzerinde taşıdığı yükün, soru işaretlerinin ve baskının bir anda yerini huzura bırakmasının gözyaşlarıydı.
Konyaspor'un şimdi bu maçı unutup lige iyi başlayan Kasımpaşa deplasmanında alacağı galibiyetle bu 3 puanı taçlandırması ve milli araya moralli girmesi gerekiyor.
Mostafa Mohammed, Dompe, Colley, Andzouana ve Awaziem ritmini bulduğunda çok daha farklı bir Konyaspor izleyeceğimize eminim.
Bahadır, Adil, Baniya, Masuaku, Jevtovic, Melih ve Muleka'nın ise takımın ana iskeletini oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Konyaspor için Trabzonspor karşısında alınan 3 puan belki sadece bir galibiyet gibi görünebilir.
Ama İlhan Palut'un gözyaşlarına ve tribünlerin ona olan sevgisine bakarsanız, bu 3 puanın aslında çok daha büyük bir anlam taşıdığını anlarsınız.
Maçın Sözü
“Bazı galibiyetler tabelaya üç puan yazar, bazıları ise bir takımın yeniden ayağa kalktığını gösterir.”
Yorumlar