KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Kadın Hakkı! O da Ne?

YAYINLAMA:

Bugün 8 Mart Kadınlar Günü münasebetiyle “Kadın”ı yazacağım.

Bu konudaki yazılarım hep aykırı görüldü, ancak ben yine de yazacağım.

Türkiye’de kadını korumak için 100'ün üzerinde kadın dernek kurulmuş, kadın korunamamış, kadınlarımız silahlandırılmış kadın yine korunamamış. 'Kadınlar Günü',  'Parti Kadın Kolları', 'Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı' sonra da “Sosyal Politikalar Bakanlığı' oluşturulmuş bunlar da yetmemiş.

Çünkü kadın hakkı olmaz.

Ben bunları dillendirdiğim zaman kıyamet kopuyor.

Sakın kadınlara önem vermediğimi düşünmeyiniz. Bilakis önem verdiğim, daha doğrusu erkeklerden farklı bir önemde olmadıklarını düşündüğüm için bu görüşteyim.

Gelin bir de olaylara benim gibi bakın isterseniz; 

Neden Erkekler Günü'nü kutlamıyoruz? Neden erkek dernekleri kurulmuyor, neden siyasi partilerimizde parti erkek kolları yok? Neden erkekten sorumlu devlet bakanlığı kurulmadı?

Kadınlara daha fazla önem verildiği için mi?

Bence tam aksine,

Hâlâ kadın, erkekten farklı statüde görüldüğü için... 

Yani açıkçası kadın haklarını, kadın-erkek eşitliğini savunalım derken, kadınları erkeklerden farklı gördüğümüzü peşinen kabul etmiş oluyoruz.

Peki, o zaman kadın haklarını nasıl savunacağız? 

Kadın hakkı olmaz arkadaşlar “insan hakları” olur, yani bu işleri sadece “insan hakları”nı savunarak yapabiliriz.

Ama yıllarca hep yanlış yaptık,

Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı hâline dönüştürülmesi bu işi çözer zannettik, ancak bu güne kadar hiç beklenen olmadı.

Kadını sadece 8 Mart’larda konuştuk, yine değişen hiçbir şey olmadı. Kadına koruma verdik, eline biber gazı tutuşturduk, yine bir şey olmadı.

Malum bakanlığın “kadına yönelik şiddet”e karşı başlattığı kampanya, bugüne kadar içi boş bir çuval gibi kaldı.

Bir de çözümü hep Batı’da aradık, bu da cehaletin zirve yaptığının açık bir örneği.

Çünkü örnek aldığımız Batı, kadına çoğunlukla bir 'meta' (mal) olarak bakmıştır.  Sanayi Devrimi'nin acımasız yükü altında ezilen hep kadınlar olmuştur. Batıda köle pazarında satılan da, içki masasında meze olan da hep kadın olmuştur. Onun için bunlar, yaptıklarını gizlemek için kadınlara bir gün verebilir, ancak bizim tarihimizde kadına karşı yüz kızartıcı bir sayfa bile yok ki, biz neden verelim.

Orta Çağ Avrupası'ndan bin sene önce, 632'de Hz. Muhammed'in (s.a.s.) 'Veda Hutbesi'nde, insanlık tarihinde ilk olarak, 'Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır' diyerek, hâlen geçerli olan bir kadın-erkek eşitliği/ adaleti dengesini kurmuştur.

Türk Kültürü'nde 'Hakan'ın yanı başında yer alan 'Hatun'un statüsü, bazılarının iddia ettiği gibi İslâm sonrasında gerilemişte değildir.

1917'de Osmanlı Ordusu'nda 'Kadın Amele Taburu' kurulmuş; 1918'de toplanan Kuva-yı Milliye'nin 'Millî Kongresi'ne iştirak eden 50 teşkilâtın 16'sını kadın dernekleri meydana getirmiştir. 

Şimdi, yapmamız gereken 'kadına yönelik şiddet'e karşı mücadelede, şanlı tarihimize ve medeniyetimize yakışır şekilde elimizden geleni yapmaktır.

Ama nerdeeee!

8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla ülkemizde binlerce program düzenlenmiş, kimi kurumlar siyasetçi kadını öne çıkarmış, kimi kurumlar çalışan kadını öne çıkarmış, çok garip “Ana olan kadını” hiç gündemine alan olmamış. Bu da bana biraz garip geldi..

Garibime giden başka bir konu da; 8 Mart’ta herkes kadının bir tarafından tutmuş bir şeyler yapma gayreti içerisinde, kadınımızın kendi bakanlığı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı”ndan tık yok..

İşte böyle, kadınla ilgili program yapması gerekenler yapmaz, yapmaması gerekenler yapmış olmak için programlar yaparlarsa. 'kadına yönelik şiddet' önlenir mi? Tabiî ki önlenmez.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *