KONYA HABER
Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Dilin Tahribi

YAYINLAMA:

Dil, insanların hissiyat, vukuat ve malumatlarını bünyesinde ihtiva eden, ayrıca bu tecrübeleri nesilden nesle aktaran bir olgudur. Bu nedenle yaşamımızda hayati bir ehemmiyet taşımaktadır.

Peki, dil harici bu aktarımı yapacak bir vasıta yok mudur? Elbette iptidai dönemlerde insanlar çeşitli jestler ile bahsi geçen iletişimi sağlamaktaydı. Ama bu, insan gibi behemehal suretle gelişen varlığa yeterli gelmemiştir ki dil ve onun doğurmuş olduğu yazı ile devam etmiştir.    

Dilin Önemi Nedir?

Bu sual şu cümle ile açıklanabilir:” Dil, insanın dünya olayları ve fikir arasında muvazenesini sağlar. Buna istinaden dil, insanın hayat felsefesini teşkil eder.” Fikir ve zikir arasında bağlantının beyanı da budur.

Sokrat, kendini bil diyor; Comte, söylediğini bil diyor. Aslında kendini bilmek ne söylediğini bilmekten geçer. Zira dil söylemleri kanalize eder, söylemler fikirleri doğurur, fikirlerde medeniyetin temelini oluşturur.

Geniş bir pencereden baktığımızda bizim coğrafyamızda yetişmeyecek onlarca fikir nebatı vardır.

Peki, bunlar nereden ve nasıl gelmiştir?

Tabi ki sınır tanımayan “DİL” tarafından gelmiştir. Dil o kadar kuvvetlidir ki hakikat olanı ilga edip onun yerine tekabül olabilir. Nitekim masallarda, efsanelerde, destanlarda ve mitolojilerde –ki bunlar dilin geliştirdiği sözlü edebiyatın bir parçasıdır- hakikatte olmayan şeylerin varmış gibi teessüs ettirilmesi suretiyle buna inandırma gayesi güdülmektedir.

Yani dil çok tehlikeli bir silahtır.

Peki, Dilin tahribi ve yanlış ellere geçmesi ne gibi infiallere sebebiyet verir?

Dilin, söylemlerin, fikirlerin sınır tanımadığına; günümüzde en ufak bir algının suya atılan taşın yarattığı dalga misali yayıldığına yakinen şahitlik yapıyoruz. Zira ünlü düşünür Valery’in: Aslanın vücudunu yediği hayvanlar oluşturur ifadesi bizlere dilin karabet kurduğu fikirler, medeniyetler ve kültürlerin önemini göstermektedir. Şu noktaya da değinmek istiyorum ki elbette dilimize farklı kelimeler girecek hatta tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi halka mal olacaktır, ama bu süreçte teyakkuzda olmak ve halkın rızası dahilinde hareket etmek gerekiyor.

Hülasa dilin önemi aşikarken ve vazifesi bizlerin kimliğiyken bu hususta suiistimale yer vermek en büyük hata olur. Bizlerin kültürüne ve değerlerine mal olmuş kelimeleri sırf tarihimize duyduğumuz nefret hasebiyle lügatimizden tasfiye etmek bizi bizlikten çıkaracaktır. Ayrıca boşalan lügatimize bize ait olmayan ifadeler yerleşecektir.

Dilin tahribine mani olabilmek için dil bilinci çok önemli bir mevzudur. Zira fertten başlayıp toplumun tamamına sirayet edecek bir dil şuuru aşılamak zorundayız.

 

“Unutmamalıyız ki dilimiz tahrip olursa söylemlerimiz ve fikirlerimiz kati suretle bizlere ait olmayacaktır.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *