Derinleşen ekonomik darboğaz ve her geçen gün eriyen alım gücü, vatandaşı hayatta kalabilmek için plastik kartlara mahkum ederken; Adalet Bakanlığı ve BDDK tarafından yayımlanan son resmi veriler tablonun vahametini net bir şekilde ortaya koydu. Temel ihtiyaçlarını karşılamak için kredi kartına sarılan ancak ödeme kapasitesi tamamen tükenen milyonlarca kişi yüzünden, Türkiye genelindeki icra ve iflas dosya sayısı son 9 yılda 8 milyonluk korkunç bir artışla 35 milyon sınırını yerle bir etti.
Dosyalar artık raflara sığmıyor, icra dairelerinde adım atacak yer kalmadı.
Birgün'den Havva Gümüşkaya'nın derlediği o çarpıcı verilere göre, 2016 yılında yaklaşık 27 milyon bandında gezinen toplam icra ve iflas dosyası sayısı, 2025 yılı itibarıyla tam 35 milyon 284 bin 514’e ulaştı. Yüzde 30,9'luk bu tırmanış, toplumsal borç yükünün artık taşınamaz hale geldiğinin en somut kanıtı.
Detaylara inildiğinde tablo daha da kararıyor. 35,2 milyon toplam dosyanın 33 milyon 34 binini doğrudan icra takipleri oluştururken, 4 bin 784 adet iflas dosyası da masada bekliyor. İşin en vahim tarafı ise adaletin işleyiş hızı. Artan bu devasa yük, yargı sistemini adeta felç etmiş durumda. 2025 yılı verilerine göre adalet sisteminde görülme süresi en uzun olan birimler icra ve iflas daireleri oldu. Bugün bir dosyanın ortalama sonuçlanma süresi 883 güne kadar çıkarak kırılması güç bir rekora imza attı.
Yaşam maliyetlerindeki o acımasız artışa karşı asgari ücretli veya emekli maaşıyla ayakta duramayan vatandaş, çözümü limitleri sonuna kadar zorlamakta buldu. Fakat o sarmal koptu.
BDDK’nın bankacılık sektörüne dair güncel "takipteki alacaklar" verisi, yaklaşan o büyük finansal tsunaminin ayak sesleri gibi. Kredisi veya kartı patlayanları gösteren takipte alacaklılar kalemi, son bir yılda tam yüzde 91 artarak 666,7 milyar TL gibi devasa bir büyüklüğe ulaştı. Bu dağın 273,5 milyar lirası doğrudan bireysel borçlardan, yani vatandaşın şahsi borcundan oluşuyor. Asıl kan donduran istatistik ise kredi kartlarında; bireysel kredi kartı borçlarındaki batık oranı son bir yılda yüzde 94,1 oranında arttı. Üstelik bu kanama durmuş da değil; 2026’nın ilk üç ayında takipteki kredi hacmi yüzde 15,3 daha şişerek tehlikenin boyutunu büyüttü.
Sokaktaki vatandaş borçla boğuşurken, finansın patronları yaklaşan kasırgayı çoktan gördü ve lumbuzları kapattı.
Kredi kalitesindeki bu inanılmaz hızlı bozulma, bankaları bilançolarını korumak adına acil eylem planına itti. Bankacılık sektörü, tahsil edemeyeceğini öngördüğü o batık alacaklar için ayırdığı karşılıkları sadece bir yıl içinde yüzde 93 oranında artırarak 500 milyar TL’nin üzerine çıkardı. Açıkçası bankalar, olası zararları şimdiden hesaplayıp bilançolarına yansıtarak "Büyük fırtınaya karşı biz önlemimizi aldık" mesajı veriyor.
Rakamlar soğuk ama gerçeğin ta kendisi. Gelir dağılımındaki bu derin uçurum kapanmadığı ve maaşlar enflasyon karşısında ezilmeye devam ettiği sürece, o 35 milyonluk icra dosyası sayısının çok daha yukarılara tırmanması maalesef işten bile değil. Bankaların dahi kendi paçasını kurtarmak için milyarlarca liralık zararları göze aldığı bu girdaptan, dar gelirli vatandaş nasıl sağ çıkacak? Önümüzdeki aylarda bankalardan kredi kartı limitlerinde çok daha sert frenlemeler ve yapılandırma kıskacı görebiliriz, kemerleri bağlamakta fayda var.