Türkiye'de sık sık bazı şirketlerin konkordato ilan ettiği veya iflas başvurusu yaptığı haberleri yayınlanıyor. 2026'da başta inşaat, tekstil, gıda ve tarım olmak üzere Türkiye genelinde yüzlerce firma finansman sıkıntıları sebebiyle konkordato ilan etti. 2025'in ilk 60 gününde yaklaşık 400 olan konkordato başvurusu, 2026'nın aynı döneminde 1.012'ye fırladı.
KONKORDATO VE İFLAS AYNI ŞEY Mİ?
İflas ve konkordato farklı kavramlar. Uygulanması ve sonuçları itibariyle bambaşka hukuki müesseseler olarak gündelik yaşamda uygulama alanı buluyor..
İflas, kanunlarımızda tacir ya da tacir statüsündeki bir borçlunun artık borçlarını ödeyememesi hali olarak tanımlanmıştır. Konkordato ise, herhangi bir sebeple işleri bozulan ve ödeme güçlüğü çeken iyiniyetli borçluları koruma amacı güden bir kavramdır.
KORKORDATO NEDİR?
Uzmanlarca konkordato, sebebinin ne olduğundan bağımsız olarak, işleri bozulmuş olan, ödeme güçlüğüne düşen ancak iyiniyetli olan borçluların iflas etmesinin önüne geçmek ve ekonomik durumlarını iyileştirebilmelerine fırsat sağlamak adına uygulanan bir yöntem olarak ifade ediliyor.
Dolayısıyla bu sistemde; borçlu ve alacaklılar arasında anlaşma sağlanabilmesi kritik bir nokta olup, anlaşma sağlandığı takdirde, diğer bir deyişle alacaklıların belirli bir çoğunluğunun kabul edeceği bir plan üzerinde uzlaşılması halinde, borçların bu plana göre ödenmesi sağlanabilme ihtimali bulunuyor.
Ayrıca alacaklıların alacaklarını ne oranda ve hangi zamanda alabileceklerine ilişkin bir düzenleme getiren bu sistem, tamamen mahkeme denetiminde ve gözetiminde ilerlemekte. Nitekim, mahkeme, konkordato talep eden tarafa konkordato komiseri atamakta, bu sayede hem alacaklılar hem de borçlu taraf için de önemli bir güvence sağlanmış olmakta. Konkordato ile borçluya borçlarını ödemek üzere belirli bir vade tanınabileceği (vade konkordatosu) gibi, alacaklıların alacaklarının belirli bir kısmından/yüzdesinden feragat etmeleri şartıyla borcun ödeneceği (tenzilat konkordatosu) de kararlaştırılabiliyor. Hatta hem vade konkordatosu hem de tenzilat konkordatosunun birlikte kararlaştırılması da mümkün.
ADİ KOKORDATO
Öte yandan adi konkordato, malvarlığının terki ile konkordato gibi çeşitli konkordato düzenlemeleri mevcut olup, ilgili düzenlemelere ilişkin detaylara web sitemizde yayınlanan ilgili yazılar aracılığıyla ulaşmak mümkün olabiliyor.
Fakat uygulamada en sık karşılaşılan adi konkordato için, öncelikle bir konkordato ön projesinin hazırlanması ve ön projeyle uyumlu şekilde yetkili ve görevli mahkemeye hitaben konkordato başvuru dilekçesinin hazırlanması gerekmekte. Söz konusu bu iki hazırlık, hem mali hem de ekonomik anlamda uzmanlık gerektirmekte. Nitekim, bu hazırlıklar neticesinde yapılacak başvurunun ardından mahkemece önce geçici mühlet verilecek ve konkordato komiseri atanacak, ardından konkordato komiserinin raporuna göre başvuranın bu imkandan faydalanıp faydalanamayacağı belirlenecek. Bu açıdan, yapılacak ön çalışmanın oldukça mantıklı ve inandırıcı emarelere sahip olması gerektiği açık.
İFLAS NEDİR
Aynı uzmanlara göre tacirin borçlarının alacaklılarından fazla olması ve finansal durumunu gösteren verilerinin bozulmuş olması halinde, borçlu sıfatını taşıyan bu tacirlerin iflasını istemesi gerekmekte.
Dolayısıyla bu durum, kanuni bir yükümlülük olup, bu durumdaki bir şirketin iflasını istememiş olması, İcra İflas Kanunu'na göre suçtur. Söz konusu bu suçun cezası, kanunda hapis olarak belirtilmiş olup, iflas isteme hususunun ne denli önemli ve hayati bir konu olduğu, bizzat kanuni düzenlemeden anlaşılmakta
Yine iflasın, iflas eden yani muflis tarafından istenmesi bu şekilde bir zorunluluk olup, aynı zamanda alacaklıların da Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talepte bulunması mümkün.
Bu tip bir durumda, borçlunun ya iflasını istemesi ya da iflas ertelemeye başvurması gerekmekteydi. Ancak 2018 yılının Mart ayında yürürlüğe giren ve İcra ve İflas Kanunu’nun konkordatoya ilişkin hükümlerinde köklü değişiklikler yapan 7101 sayılı kanun, "iflas erteleme" kavramını tamamen kaldırıldı. Bunun yerine yeni bir konkordato sistemi getirildi. Dolayısıyla artık borçluların iflas ertelemeye başvurabilmesi mümkün değil.
Bu arada borçlunun borcunun, alacaklı tarafından cebri icra yoluyla, yani devlet vasıtasıyla zor kullanılarak tahsil edilmesi esas. İflas yolu da bir cebri icra yöntemi olarak nitelendiriliyor.
Dahası, iflas halinde, borçlunun tüm mallarına el koyulması esas. Yine bu suretle oluşturulacak iflas masasındaki bütün malların ve hakların iflas idaresince tasfiye edilmesi söz konusu oluyor. Tasfiyeden kasıt, malvarlıklarının paraya dönüştürülerek yasaya uygun şekilde alacaklılara ödenmesi.
Aynı şekilde iflasın gerçekleşmesinin aynı zamanda cezai yönden sorumluluklar doğurması da mümkün. İflasla birlikte iflasın ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin yapılacak yargılamada, iflasın taksirli iflas ya da hileli iflas olarak sınıflandırılması ve bu şekilde hüküm kurulması da mümkün.