KONYA HABER
Konya
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,0560 %0.03
54,0630 %0.2
9.966,36 % -0,74
BBN Haber Genel Hangisi fırsat, hangisi risk: Konkordato ya da iflas

Hangisi fırsat, hangisi risk: Konkordato ya da iflas

2025'in ilk 60 gününde yaklaşık 400 olan konkordato başvurusu, 2026'nın aynı döneminde 1.012'ye fırladı. Peki Konkordato ve iflas aynı şey mi?

Hangisi fırsat, hangisi risk: Konkordato ya da iflas
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 4 dk

Türkiye'de sık sık bazı şirketlerin konkordato ilan ettiği veya iflas başvurusu yaptığı haberleri yayınlanıyor. 2026'da başta inşaat, tekstil, gıda ve tarım olmak üzere Türkiye genelinde yüzlerce firma finansman sıkıntıları sebebiyle konkordato ilan etti. 2025'in ilk 60 gününde yaklaşık 400 olan konkordato başvurusu, 2026'nın aynı döneminde 1.012'ye fırladı. 

KONKORDATO  VE İFLAS AYNI ŞEY Mİ? 

İflas ve konkordato farklı kavramlar. Uygulanması ve sonuçları itibariyle bambaşka hukuki müesseseler olarak gündelik yaşamda uygulama alanı buluyor..

İflas, kanunlarımızda tacir ya da tacir statüsündeki bir borçlunun artık borçlarını ödeyememesi hali olarak tanımlanmıştır. Konkordato ise, herhangi bir sebeple işleri bozulan ve ödeme güçlüğü çeken iyiniyetli borçluları koruma amacı güden bir kavramdır.

KORKORDATO NEDİR?

Uzmanlarca konkordato, sebebinin ne olduğundan bağımsız olarak, işleri bozulmuş olan, ödeme güçlüğüne düşen ancak iyiniyetli olan borçluların iflas etmesinin önüne geçmek ve ekonomik durumlarını iyileştirebilmelerine fırsat sağlamak adına uygulanan bir yöntem olarak ifade ediliyor.

Dolayısıyla bu sistemde; borçlu ve alacaklılar arasında anlaşma sağlanabilmesi kritik bir nokta olup, anlaşma sağlandığı takdirde, diğer bir deyişle alacaklıların belirli bir çoğunluğunun kabul edeceği bir plan üzerinde uzlaşılması halinde, borçların bu plana göre ödenmesi sağlanabilme ihtimali bulunuyor.

Ayrıca alacaklıların alacaklarını ne oranda ve hangi zamanda alabileceklerine ilişkin bir düzenleme getiren bu sistem, tamamen mahkeme denetiminde ve gözetiminde ilerlemekte. Nitekim, mahkeme, konkordato talep eden tarafa konkordato komiseri atamakta, bu sayede hem alacaklılar hem de borçlu taraf için de önemli bir güvence sağlanmış olmakta. Konkordato ile borçluya borçlarını ödemek üzere belirli bir vade tanınabileceği (vade konkordatosu) gibi, alacaklıların alacaklarının belirli bir kısmından/yüzdesinden feragat etmeleri şartıyla borcun ödeneceği (tenzilat konkordatosu)  de kararlaştırılabiliyor. Hatta hem vade konkordatosu hem de tenzilat konkordatosunun birlikte kararlaştırılması da mümkün.

ADİ KOKORDATO

Öte yandan adi konkordato, malvarlığının terki ile konkordato gibi çeşitli konkordato düzenlemeleri mevcut olup, ilgili düzenlemelere ilişkin detaylara web sitemizde yayınlanan ilgili yazılar aracılığıyla ulaşmak mümkün olabiliyor.

Fakat uygulamada en sık karşılaşılan adi konkordato için, öncelikle bir konkordato ön projesinin hazırlanması ve ön projeyle uyumlu şekilde yetkili ve görevli mahkemeye hitaben konkordato başvuru dilekçesinin hazırlanması gerekmekte. Söz konusu bu iki hazırlık, hem mali hem de ekonomik anlamda uzmanlık gerektirmekte. Nitekim, bu hazırlıklar neticesinde yapılacak başvurunun ardından mahkemece önce geçici mühlet verilecek ve konkordato komiseri atanacak, ardından konkordato komiserinin raporuna göre başvuranın bu imkandan faydalanıp faydalanamayacağı belirlenecek. Bu açıdan, yapılacak ön çalışmanın oldukça mantıklı ve inandırıcı emarelere sahip olması gerektiği açık.

İFLAS NEDİR

Aynı uzmanlara göre tacirin borçlarının alacaklılarından fazla olması ve finansal durumunu gösteren verilerinin bozulmuş olması halinde, borçlu sıfatını taşıyan bu tacirlerin iflasını istemesi gerekmekte.

Dolayısıyla bu durum, kanuni bir yükümlülük olup, bu durumdaki bir şirketin iflasını istememiş olması, İcra İflas Kanunu'na göre suçtur. Söz konusu bu suçun cezası, kanunda hapis olarak belirtilmiş olup, iflas isteme hususunun ne denli önemli ve hayati bir konu olduğu, bizzat kanuni düzenlemeden anlaşılmakta 

Yine iflasın, iflas eden yani muflis tarafından istenmesi bu şekilde bir zorunluluk olup, aynı zamanda alacaklıların da Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talepte bulunması mümkün.

Bu tip bir durumda, borçlunun ya iflasını istemesi ya da iflas ertelemeye başvurması gerekmekteydi. Ancak 2018 yılının Mart ayında yürürlüğe giren ve İcra ve İflas Kanunu’nun konkordatoya ilişkin hükümlerinde köklü değişiklikler yapan 7101 sayılı kanun, "iflas erteleme" kavramını tamamen kaldırıldı. Bunun yerine yeni bir konkordato sistemi getirildi. Dolayısıyla artık borçluların iflas ertelemeye başvurabilmesi mümkün değil.

Bu arada borçlunun borcunun, alacaklı tarafından cebri icra yoluyla, yani devlet vasıtasıyla zor kullanılarak tahsil edilmesi esas. İflas yolu da bir cebri icra yöntemi olarak nitelendiriliyor. 

Dahası, iflas halinde, borçlunun tüm mallarına el koyulması esas. Yine bu suretle oluşturulacak iflas masasındaki bütün malların ve hakların iflas idaresince tasfiye edilmesi söz konusu oluyor. Tasfiyeden kasıt, malvarlıklarının paraya dönüştürülerek yasaya uygun şekilde alacaklılara ödenmesi.

Aynı şekilde iflasın gerçekleşmesinin aynı zamanda cezai yönden sorumluluklar doğurması da mümkün. İflasla birlikte iflasın ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin yapılacak yargılamada, iflasın taksirli iflas ya da hileli iflas olarak sınıflandırılması ve bu şekilde hüküm kurulması da mümkün.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız